![Hizb-ut Tahrir Türkiye Haftalık Değerlendirme Toplantısı - [15 Ekim 2019]](/_next/image?url=https%3A%2F%2Fapi.kokludegisim.net%2Fuploads%2F1571217154_d7df741cc3.jpeg&w=3840&q=75)
Hizb-ut Tahrir Türkiye Haftalık Değerlendirme Toplantısı - [15 Ekim 2019]
Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar haftalık değerlendirme toplantısında Türkiye’nin düzenlediği askerî operasyona ve bu operasyon çevresinde gelişen olaylara değindi.
Geçtiğimiz haftanın en önemli hadisesi olarak medya gündemini meşgul eden Barış Pınarı Harekatı çerçevesinde değerlendirmelerde bulunan Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar, bu minvalde vatan sevgisi tartışmalarına da değindi. Harekâtı kınayan ve destekleyen ülke ve liderlerin profiline dikkat çeken Kar son olarak, Trump’ın çelişkili açıklamalarını eleştirdi.
Hizb-ut Tahrir Türkiye Haftalık Değerlendirme Toplantısı tam metni:
BARIŞ PINARI HAREKÂTI VE VATAN SEVGİSİ…
Türkiye’nin ve bölgenin ana gündem konusu malum Barış Pınarı Harekâtı. Harekâtın başladığı günden bu yana kamuoyunda, siyasi çevrelerde ve özellikle sosyal medyada “vatansever” ve “vatan haini” söylemleri dillerden düşmüyor. Sosyal medyada harekâta destek tweeti atmayıp sessiz kalanlar bir anda vatan haini ilan edildiler. Siyasi baskı sebebiyle alıntı cümleler ile tweet atanlar bile alkışlandılar. İşte sanal dünya böyle bir şey; fikirler sanal, duygular sanal, öfke ve kızgınlıklar sanal, dolayısıyla düşmanlıklar da sanal. Gerçeklerden uzak yapmacık bir dünya yani!
Peki, gerçekte “vatan” nedir biliyor muyuz? Vatansever nedir? Kim vatansever, kim değil, biliyor muyuz? Vatanı sevmek, vatansever olmak, sınırları yabancılar tarafından belirlenmiş toprak parçasını sevmek değildir! O toprak parçası üzerinde yaşayan halkın, adaletli, onurlu, mutlu, huzurlu, refah içerisinde yaşaması için çaba harcamaktır vatanı sevmek… Vatansever olmak, o toprak parçası üzerinde yaşayan halkın Allah'ın razı olduğu bir hayatı yaşaması için çaba harcamaktır. Bunun için kendi rahatından ödün vermektir, gerekirse bu değerler uğrunda kendini feda etmektir!
İstanbul’un Bebek sahilinde, Taksim’de, Nişantaşı’nda cafe-barlarda, restoranlarda eğlenirken Barış Pınarı Harekatı’na destek mesajı atanlar mı vatansever? Yoksa huzur ve mutluluğun, onur ve refahın Allah'ın dininin hayata hâkim olmasıyla mümkün olacağını savunan, bunun için çalışan ve bunun için yaşayan Müslümanlar mı? Kemalist dürtüler ile kendisini ülkenin sahibi ilan eden, bu halkın dinine ve kültürüne düşman olan, Allah diyene “Defol İran’a!”, “Defol Arabistan’a!” diyen Batı hayranı laikler mi vatansever? Yoksa sömürgeci kâfirlerin servetlerimizi sömürmesine razı olmayan, bu sömürüyü ifşa eden ve ortadan kaldırmak için gece gündüz çalışan Müslümanlar mı vatansever?
Biz, Hizb-ut Tahrir olarak, halkımız ve Müslümanlar yerine sömürgeci kâfirlere hizmet eden hiçbir projeye destek vermedik, bundan sonra da vermeyeceğiz. Biz zalimlere, kâfirlere ve onlara uşaklık edenlere karşı yürütülen her mücadelenin her harekâtın elbette yanındayız. Biz, وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَص۪يرًاۜ “Rabbimiz bize katından bir yardımcı gönder” diye dua eden mazlum ve mustazaf halkların yardımına koşan her ordunun destekçisi ve neferiyiz. Ama aynı zamanda biz, mazlumların arasında ayrımcılık yapılmasına da karşıyız. Fırat’ın doğusunda mazlum halkların yardımına koşanlar, Esed, İran ve Rusya’nın İdlib’de katlettiği mazlumlar için ne yapıyor? İşte biz bu kahrolası sessizliğe karşıyız!
Biz, Amerikan beslemesi terör örgütlerine harekât başlatılmasına değil, diğer Amerikan beslemesi katil Esed’e göz kırpılmasına karşıyız! Biz, Amerikan beslemesi terör örgütlerine karşı olduğumuz gibi ABD’nin Suriye’deki uşağı katil Esed’in ve zalim rejimin her daim karşısındayız! Hizb-ut Tahrir olarak biz, Barış Pınarı Harekâtı başlamadan önce ne söylediysek bugün de aynı şeyleri söylüyoruz. Sözlerimizin kelimesi kelimesine arkasındayız. Toplumsal baskıya boyun eğmeden doğruları haykırmaya devam edeceğiz! Zira biz, sanal, yapmacık ve çalıntı cümlelerden kurulu Twitter mesajları ile bu halka efendilik taslayanlardan değiliz. Biz, hakkın yolunda, halkın hizmetindeyiz! Dün öyleydi, bugün öyle, yarın da Allah'ın izniyle öyle olacaktır!
HAREKÂTI KINAYAN VE DESTEKLEYENLER…
Türkiye'de neredeyse tüm partiler ve genel olarak kamuoyu harekâta destek veriyor, bölge ülkeleri ve dünya ülkelerinden ise farklı tepkiler geliyor. Fransa ve Almanya'nın başını çektiği AB ülkeleri harekâtın derhal durdurulması gerektiğini söyleyen bir kınama mesajı yayınladılar. Aynı şekilde İngiltere Başbakanı Johnson da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı arayarak harekâtı durdurmasını istedi. Gerekçeleri ise sivil halkı korumak, yeni insani krizlerin doğmasını ve İŞID'in yeniden ortaya çıkmasını engellemekmiş! Oysa gerçekte onlar, Suriye’deki ayrılıkçı terör örgütlerini korumayı amaçlıyorlar.
Biz biliyoruz ki “insani kriz” ve “işgal” denince ilk olarak akla Avrupa ve Batı gelir. “İşgal” denince akla, Cezayir'de 1,5 milyon Müslümanı katleden, Ruanda'da 800 bin kişiyi öldürüp soykırım yapan Fransa gelir. “İnsani kriz” denince Afrika'nın zenginliklerini sömürüp insanlarını açlığa ve köleliğe mahkûm eden Fransa akla gelir. Almanya da ondan farklı değil; 2. Dünya Savaşı’nı çıkarıp 50 milyona yakın insanın ölümüne sebep olan Almanya’nın kendisidir. Bu konuda İngiltere'nin sicili daha bozuktur. O, Pakistan, Afganistan ve Hindistan’ı sömürdü. Afrika ve tüm Ortadoğu’yu yağmaladı. Osmanlı Hilafet Devleti’ni yıktı ve topraklarını parçaladı. Müslümanların arasında ırkçılık ve vatancılık fitnesini körükledi. Müslümanların evlatlarını milliyetçilik zehri ile “Türk-Kürt” diyerek birbirine kırdırdı. İslâmi beldelerin başına kendisine bağlı işbirlikçi yöneticiler atadı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın harekâtı kınayan açıklamaları, işte bu kirli işbirliği ile açıklanabilir.
Kıymetli Müslümanlar! Sicili bu kadar bozuk olan Avrupa ve Batı’nın “Kürt halkını korumak” diye bir duyarlılığı olabilir mi? Bunlar asla ve asla insani krizlerin çıkmasından endişe duymazlar, aksine kendi çıkarları için endişe duyarlar. Çünkü onların tek kutsalı, çıkarlarıdır. Yaptıkları kınama açıklamalarının nedeni, operasyonun asıl planlayıcısı olan ABD'ye baskı yapmaktır.
Harekâtı Arap Birliği de kınadı, biliyorsunuz. Filistin işgal edildiğinde, Mescid-i Aksa’nın izzeti Yahudiler tarafından çiğnendiğinde konuşmayan bu birlik şimdi neden konuşuyor sizce? Ümmet nezdinde sözü para etmeyen bu birlik kendisi mi konuşuyor yoksa onu efendisi mi konuşturuyor? Tabi ki efendisi konuşturuyor…
Gelgelelim harekâta destek veren ülkelere; 1.) Amerika, 2.) Rusya… Evet, Amerika ve Rusya, Barış Pınarı Harekâtı’na destek veriyor! Bu normal bir şey mi peki? Soruyorum size, bu harekât Müslüman Türkiye ve Suriye halkının menfaatlerine olmuş olsaydı, ABD ve Rusya buna destek verir miydi? Hayır! O halde bu harekât bizim menfaatimize değil; ABD, Rusya ve Esed rejiminin menfaatine… İki kere iki, dört… Allah için meselelere biraz basiretle bakın!
Evet, ABD bu harekâta destek veriyor; çünkü harekâtın planlayıcısı bizatihi ABD’nin kendisidir. Avrupa ülkeleri BM’den Türkiye’nin kınamasını istiyor. ABD ve Rusya veto ediyor. Normal mi sizce? Çünkü Rusya bu harekâtın Esed rejiminin işine yarayacağını çok iyi biliyor. Bu harekâtın planlamasının Astana toplantılarında konuşulduğunu söylersek yalan söylemiş olmayız. Gizli anlaşmalar ile yapılan bu harekâtın bir sonraki aşamasında İdlib'in rejime teslim edilmesi var. Tabiri caizse, ABD ve Rusya Türkiye'ye mıntıka temizliği yaptırıyor. İşte bugün Esed güçleri, İran milisleri Membiç’e girdi. ABD’nin bölgedeki lejyoner ordusu YPG, 2012’de tek kurşun atmadan Esed güçlerinden aldığı toprakları ona geri vermek için Suriye rejimi ile el sıkıştı. Fakat bu gerçekler milli ve vatancı duygular öne çıkarılarak halktan gizlendi, gizlenmeye devam ediyor. Allah Subhanehu ve Teâlâ her şeyi gören ve bilendir. Hiçbir şey O’na gizli kalmaz.
Türkiye ne zaman, kâfirleri dost edinmek yerine müminleri dost edinirse işte o zaman Allah’ın yardımı da bize ulaşır. Ne zaman zalimlerle bir olmak yerine mazlumları korumak için harekete geçerse; sömürgecilerin çizdiği sınırları korumak yerine onları kaldırmak için mücadele ederse işte o zaman tüm ümmet bizimle olur. Türkiye ne zaman gölgelerle uğraşmayı bırakıp asıl düşman olan Amerika ve diğer sömürgeci kâfirlere savaş başlatırsa işte o zaman terör de, zulüm de yok olup gider. İşte o zaman bu topraklarda yeniden huzur, refah ve adalet hâkim olur. İşte o zaman kardeşliğimiz baki olur.
TRUMP’IN ÇELİŞKİLİ AÇIKLAMALARI
ABD Başkanı Trump Barış Pınarı Harekâtı başladı başlayalı küstahça açıklamalarına devam ediyor. Ne dediği, ne anlatmak istediği çözülemeyen bu adam adeta herkesle dalga geçiyor. Bazen kendi kendini yalanlıyor; bir bakıyorsun her iki tarafı suçluyor, bir bakıyorsun her iki tarafı haklı buluyor… Son açıklaması daha bir cüretkâr ve daha bir tehditkâr. Türkiye’ye yaptırım kararı aldığını, bu karara göre çelik tarifelerinde yapılan %50'lik indirimin kaldırıldığını duyurdu. Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen 100 milyar dolarlık ticaret anlaşmasının durdurulacağını açıkladı. Bunların yanında yöneticilerin mal varlıklarına el koyma, Amerika’ya giriş yasağı gibi yaptırım tehditleri de var.
Küstah Trump, ABD'nin dünyaya neler yaptığını sanki kimse hatırlamıyormuş gibi insanların aklıyla alay edercesine şöyle diyor: “Bu başkanlık kararnamesi ABD’nin Suriye’de insan hakları ihlalleri, ateşkesi önleme, yerinden edilmiş kişilerin evlerine dönmesini engelleme, mültecileri zorla geri döndürmeye çalışma, Suriye’de barışı, güvenliği, istikrarı tehdit etme eylemlerinde bulunacak kişilere de güçlü yaptırımların uygulanmasına olanak tanıyacak.”
Ey Trump!
Suriye'de, Irak'ta, Afganistan ve Yemen'deki tüm katliamların, tüm işkencelerin, tecavüzlerin, tehcirlerin, zulümlerin baş aktörü asıl sensin! Asıl aktör senin şu an başkanı olduğun ABD'nin kendisidir! Halkına ihanet etmiş o yönetici bozuntularıyla birlikte İslâm topraklarında taş üstünde taş bırakmadınız! Şimdi kalkmış insan hakları ihlallerinden bahsediyorsun! Seni bu denli küstah, bu denli cüretkâr kılan şey, Müslümanların sahipsizliğidir! Parayla, siyasi rüşvetlerle, makam ve mevki ile Müslümanların başındaki yöneticileri satın aldınız! İslâm beldelerinde istediğiniz gibi at koşturup istediğiniz gibi tehditler savuruyorsunuz! Ancak unuttuğunuz bir şey var: Tarihe dönüp bir bakın! İslâm ümmeti, sendelemiştir, zayıflamıştır, savaş kaybetmiştir, toprak kaybetmiştir ama asla ve asla Allah’a olan imanını ve geleceğe olan ümidini kaybetmemiştir! Her sendelemeden, her tökezlemeden daha güçlü bir şekilde çıkmış ve yeniden ayağa kalkmıştır! Müslümanlar küllerinden yeniden dirilmiş ve zalimleri kasıp kavuran bir ateş olmuştur!
Ey Trump!
Geçmişteki müstekbirlerin sonu sizin de sonunuz olacak! Mağlup olacaksınız! Yenileceksiniz! Yıkılacaksınız! Ne senin dolarların ne de o çok güvendiğin Amerikan ordusu, yok oluşunuzu engelleyemeyecek! Sizinle bizim aramızdaki fark işte burada! Siz kapitalizmin azgın ümmetisiniz! Siz menfaatin, paranın, şehvetin ve sömürünün ümmetisiniz! Biz ise İslâm'ın, Rasulullah’ın, adaletin, huzurun, merhametin ümmetiyiz! Suskunluk yakında kırılacak ve diz çöken ümmet yeniden ayağa kalkacak! Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isteyenlerin sonu sizin de sonunuz olacak!
Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi







