"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

Erdoğan’dan Filistin’i İşgal Eden “İsrail”e Barış Taahhüdü
20 Nisan 2022Köklü Değişim Medya

Erdoğan’dan Filistin’i İşgal Eden “İsrail”e Barış Taahhüdü

Köklü Değişim Medya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Filistin topraklarını işgal eden Yahudi varlığının Cumhurbaşkanı Herzog ile yaptığı görüşmede barış taahhüdünde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen ay Ankara’da törenlerle ve büyük bir ihtimamla ağırladığı “İsrailli” mevkidaşı Herzog’la Mescid-i Aksa’da ve Kudüs’te yaşanan Yahudi zulmüne dair yaptığı telefon görüşmesinde barış taahhüdünde bulundu ve bu yönde çalışmaya devam edeceği sözünü verdi.

Erdoğan sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, daha önce kullandığı “İsrail terör devletidir” söylemini değiştirerek Filistin’deki zulüm ve katliamlardan “İsrailli” bazı radikal grupları ve güvenlik güçlerini sorumlu tuttu. Erdoğan açıklamasında “normalleştiği” Yahudi hükümetini bu olaylardan sorumlu tutmadığı ve bizzat işgalci yönetime yardım çağrısında bulunduğu ve ikili ilişkileri ele aldığını ifade etmesi dikkat çekti.

Erdoğan’ın açıklaması şöyle:

“‘İsrail’ Cumhurbaşkanı Sayın Yitzhak Herzog’la bugün bir telefon görüşmesi gerçekleştirdik.

Görüşmemizde, son günlerde Filistin’de ‘İsrailli’ bazı radikal grupların ve güvenlik güçlerinin sebep olduğu olaylar başta olmak üzere bölgesel meseleleri ve ikili ilişkilerimizi ele aldık.

Sayın Herzog’la görüşmemde şu hususları ifade ettim:

Ramazan ayının başlangıcından itibaren Batı Şeria ve Mescid-i Aksa dâhil meydana gelen olaylarda 400’ü aşkın Filistinlinin yaralanması ve aralarında çocukların bulunduğu 18 kişinin hayatını kaybetmesi bizleri çok üzmüştür.

Mescid-i Aksa’nın dün ve önceki gün sabah namazından sonra fanatik grupların baskınına uğraması ve müdahaleler neticesinde yine istenmeyen görüntüler yaşanması, gerilimin Gazze’ye de sirayet etmesi üzüntümüzü artırmıştır.

Bayramların bayram havasında yaşanması gerekirken bazı radikaller yüzünden her sene karşılaşılan bu görüntüler vicdanları yaralamakta, tüm İslam âleminde haklı tepkilere neden olmaktadır.

Bu hassas dönemde, Mescid-i Aksa’nın statü ve maneviyatına yönelik tahrik ve tehditlere izin verilmemesinin zaruretini bir kez daha vurgulamak istiyorum.

Herkesin bu mübarek mekânın ve günlerin maneviyatı ve kutsiyetini korumak için azami gayret göstermesi çağrımı yineliyorum.

Türkiye olarak her hâlükârda barış ve huzurun temini yönünde çalışmaya devam edeceğiz.”