
Danimarka Başbakanı, Hizb-ut Tahrir’in Videosundan Rahatsız
Hizb-ut Tahrir Danimarka, okulların açılmasına kısa bir zaman kala yayımladığı İslami fikirleri içeren video ve mektubun sosyal medyada viral olması üzerine başta Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen olmak üzere siyasilerden büyük tepki geldi.
Söz konusu video ve mektupta, Müslüman gençlerin meslek edinmek için çaba sarf ederken İslami kimliklerini de muhafaza etmeleri gerektiği, batı kültürünün Müslüman gençleri yozlaştırdığı ve bataklığa sürüklediğini beyan ediyor.
Danimarkalı siyasetçiler söz konusu videonun sosyal medyada yayınlanmasının ardından içeriğe sert tepki gösterdi. Televizyon programlarında bu video konuşulmaya başlarken, Hizb-ut Tahrir Dannimarka Medya Sözcüsü Elias Lamrabet televizyon programlarına çıkarak videonun içeriğini anlatıp, İslami değerleri savundu.
Danimarka Başbakanı Frederiksen'in İslam Hazımsızlığı
Alevlenen tartışmaya Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen de katıldı ve Hizb-ut Tahrir Danimarka’nın liselerde yaptığı davet çalışmalarını kabul edilemez olduğunu açıklayarak savunduğu nizamın sözde değerleri fikir ve ifade özgürlüğüyle savaşmak için kolları sıvadı.
Frederiksen açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Fundamentalist ve antidemokratik değerleri yayan İslamcılar var. Danimarka’daki liselere gidip genç insanlara nasıl yaşamaları gerektiğini anlatıyorlar. Bu kesinlikle kabul edilemez.
Danimarka’da, dinî açıdan radikalleşmiş bir kültürün hâkim olduğu kapalı çevreler olmamalıdır. İnsanların ancak başkalarını küçülterek kendilerini büyütebildikleri ortamlar olmamalıdır.
Okullar ve eğitim kurumları, kökenleri ne olursa olsun bütün öğrenciler için güvenli yerler olmalıdır. Her türlü sosyal kontrole ve dinî tahakküme karşı mücadele edeceğiz. Ayrıca yeniden eğitim/terbiye amacıyla yurt dışına gönderilme uygulamalarına karşı daha sert tedbirler alacağız.
Hizb-ut Tahrir; demokrasi, eşitlik ve özgürlüğün tam karşısında yer almaktadır. Onların antidemokratik değerlerinin Danimarka’da yeri yoktur. Hilafetin veya nikabın da yoktur.”
Avrupa ülkeleri, cebir ve şiddete bulaşmadan İslami fikirleri savunan ve bunları topluma ifade eden Müslümanların varlığından oldukça rahatsız. Avrupa’da son olarak İngiltere’de yasaklanan Hizb-ut Tahrir, bugün yine siyasilerin radarında. Daha önce de Hizb-ut Tahrir’i yasaklama girişiminde bulunan Danimarka, Hizb-ut Tahrir Danimarka Medya Sözcüsü Dr. Elias Lamrabet’e yönelik yargı zulmü için düğmeye basmıştı.
Kopenhag Şehir Mahkemesi tarafından Lamrabet suça teşvik (işgalci ‘İsrail'e karşı savaş ve ‘İsrail'in yok edilmesi çağrısı yapma) suçundan yargılanmış ve 60 gün ertelenmiş hapis cezasına çarptırılmıştı.

Söz Konusu Mektup’ta Ne Yazıyor?
Hizb-ut Tahrir Danimarka’nın öğrenciler için hazırladığı mektupta geçen ve suç teşkil ettiğine dair iddialarla hükümetin saldırıya geçtiği, tamamen nezaket dilinin hakim olduğu ifadeler şöyle:
“Aziz kardeşlerim, muhterem bacılarım”
Yaz tatilinden sonra liseye adım attığınızda hayatınızda yeni bir bölüm başlayacak. Yeni insanlarla tanışacak, yeni dersler görecek, yeni zorluklarla karşılaşacak ve yeni fırsatlar elde edeceksiniz. Lise sadece bilgi edinip ileri eğitim için imkân kazandığınız bir yer değildir; aynı zamanda kimliklerin şekillendiği, değerlerin sorgulandığı ve birçok gencin bir topluluk içinde kendine yer bulmaya çalıştığı bir ortamdır.
Müslüman gençler için lise dönemi çoğu zaman özel zorluklarla birlikte gelir. Bunun sebebi İslam’ın eğitime engel olması değildir – tam tersine. Ancak toplumdaki İslam ve Müslümanlar hakkındaki genel iklim, liselerin kültürel bir cephe hattı gibi görülmesi, dini yaşantıyı ve değerleri korumayı zorlaştırabilir.
Birçoğunuz, İslam ile uyumlu olmayan davranışların, normların ve yaşam tarzlarının doğal veya arzu edilen bir seçim gibi sunulduğu bir gençlik ortamıyla karşılaşabilirsiniz. Kendi arzularının peşinden gitmeyi ve çoğu zaman sınır tanımayan, utanmaz bir gençlik kültürünü yaşamayı normal ve değerli gösteren bir baskı hissedilebilir. Buna karşılık asil İslami değerler ise eski moda, sınırlayıcı veya yabancı gibi gösterilebilir.
Aynı zamanda toplumda İslam ve Müslümanlar üzerine süregelen ve çoğu zaman gergin tartışmalar vardır. “Sosyal kontrol”, entegrasyon, İslami pratikler ve Müslüman kimliği gibi konular sıkça medyada ve siyasette gündeme gelir. Bu tartışmalar çoğu zaman sınıflara da yansır; Müslüman öğrenciler kendilerini sürekli açıklama yapmak, savunmak veya kimliklerinin bazı yönlerini gizlemek zorunda hissedebilirler.
Ayrıca gördük ki, değişen Danimarka hükümetleri özellikle liseleri genç Müslümanlar üzerinde olumsuz bir odakla kültürel ve değerler üzerinden bir mücadele alanına dönüştürdü. Eğitim bakanları defalarca, sözde “gayri‑Batılı” kökene sahip gençlerle ilgili sorunlara karşı bir “dokunma korkusu” olduğunu dile getirdi. “Demokratik oluşum” adı altında siyasi amaçlı araştırmalar yapıldı; bu çalışmalar açıkça Müslüman öğrencileri sorunlu göstermek için hazırlanmıştı ve taraflı, Müslüman karşıtı oldukları gerekçesiyle geniş çapta eleştirildi.
Ne yazık ki sizler, “kahverengi liseler” gibi ırkçı söylemlere de maruz kaldınız; bu ifadeyle kastedilen, Müslüman öğrencilerin sayısının fazla olmasıydı. Son dönemde ise bazı rektörler ve lise yönetimleriyle iş birliği içinde medyada, İslam’ın en temel yaşantı biçimlerinize karşı bir kampanya yürütüldü. Bu, “dini sosyal kontrol” ile mücadele adı altında yapıldı.
Sevgili Müslüman lise öğrencileri, Sizin Müslüman kimliğiniz sahip olduğunuz en değerli şeydir; asla gizlemeniz veya özür dilemeniz gereken bir şey değildir. İslam bir yük değil, size onur, hayatınıza anlam ve yön veren bir rehberdir. Size güç, ahlaki yücelik ve sağlam bir kişilik kazandırır; özellikle de birçok gencin güvensizlik, köksüzlük, mutsuzluk ve kimlik karmaşası yaşadığı bir dönemde.
Lisede Müslüman olmak, çevrenizden uzaklaşmanız gerektiği anlamına gelmez. Aksine, açık olun, katılımcı olun, aktif olun. Derslere katılın, akademik olarak başarılı olun, en iyi notları alın ve çevrenize olumlu katkılar sağlayın. Ama bunu İslam’ın temeli üzerinde yapın; İslam’ınızı gururla taşıyın ve size her şeyi bahşeden Yaratıcınıza şükredin"










