
Mekke İttifakı İstanbul’da Toplandı
7 Ağustos’ta Suudi Arabistan’daki alelacele toplantı sonrası kurulan “Mekke Ortak Savunma Anlaşması” ortakları Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye İstanbul’da toplandı.
Toplantıda konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile bölgede giderek daha büyük bir istikrarın oluşacağını ve belirsizliğin azalacağını belirtti ve "Bölgemizde yeni bir güvenlik ve iş birliği mimarisinin test edilmesi süreci başlamıştır." dedi.
Çırağan Sarayı'ndaki ilk Stratejik Siyasi ve Savunma Komite toplantısına Ankara heyeti olarak Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk katıldı.

Toplantıda Pakistan heyetinde Dışişleri Bakanı Muhammed İshak Dar, Federal Savunma Bakanı Khawaja Muhammad Asif ve gölge lider Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir; Suudi Arabistan heyetinde de Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Savunma Bakanı Halid bin Selman ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Fayyadh Bin Hamed Al-Ruwaili yer aldı.
Komite toplantısının ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Fidan, bölge ülkelerinin güvenlik, istikrar, refah ve kalıcı barış için ortak hareket etmeleri ve bu yönde attıkları adımlara kurumsal bir nitelik kazandırmalarının acil bir ihtiyaç haline geldiğini vurguladı.
İttifaka başka ülkelerin katılımının anlaşma gereği mümkün olduğuna işaret eden Fidan, "Bunun şartları, süreçleri, standartları konusunda hem ittifaka girmek isteyen ülkelerle hem ittifaktaki diğer ülkelerle görüşmelerinin yapılması gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.
İran Anlaşmaya Neden Karşı Çıkıyor?
Hatırlanacağı üzere Dışişleri Bakanı Fidan, Ağustos ayında Mısır'a yaptığı ziyaret sırasında Mısır'ın bu oluşumda yer almasını arzu ettiklerini ifade etmişti.
O ziyarette Fidan, genişlemeye ilişkin olarak "Diğer ortaklarımızın ağırlıklı tercihi bu anlaşmadaki ilgili maddeyle de ifade edildiği gibi üç ülke kurucu çekirdek ülke olsun" demiş ve şöyle devam etmişti:
"Prensipleri, standartları ve yani bu yapının bekasını belirlemede aktif rol oynasınlar. Ama bu çekirdek ülkelerinin onayıyla da diğer ülkeler buraya katılsınlar"
Ancak İran bu duruma karşı çıktığını açık ve net bir şekilde ortaya koymuştu. İran'da Düzenin Maslahatını Koruma Komitesi Genel Sekreteri Tümgeneral Muhsin Rızai, ülkesinin Mekke İttifakı’na ancak prensipleri belirleyen bir "kurucu ortak" olarak katılabileceğini söylemişti.
"İran ve Mısır bu tür anlaşmalarda yer almamazlık edemez ancak kurucu olarak, orada imzalanan belgelerin fikirsel çerçevesini oluşturan taraflar olarak yer almalıdırlar" diyan Rızai, Mekke İttifakı’nı işaret ederek, "bu dostların kendi aralarında bir anlaşma yapıp ardından İran'dan bunu onaylamasını istemelerinin kabul edilemez” olduğunu söyledi.
Rızai ayrıca, "Pakistan, Türkiye ve Suudi Arabistan'daki dostlarımız ve kardeşlerimiz bir anlaşma imzaladı. Neden? Çünkü Amerika onlara 'Hoşça kalın, gidiyoruz' dedi" ifadeleriyle “Mekke Anlaşması”nın ABD’nin isteği doğrultusunda kurulduğuna işaret etmişti.
ABD'nin tehditlerinin yetersiz kaldığı bir zaman diliminde, Suudi Arabisstan'ın da hedef alınması sürecinde kurulan Mekke İttifakı'nın, İran'a yönelik nbir mesaj olduğu da uzmanlarca değerlendirilyor.
“İttifak, Genişlemek İçin Kuruldu”
Fidan, ittifaka katılış süreçleriyle ilgili bir yol haritası konusunda çalıştıkları bilgisini paylaşarak, "İttifak, zaten genişlemek için kurulmuş bir ittifaktır. Ama başlangıç itibarıyla temellerin çok iyi atılması gerekiyor, kurumsallaşmasının da çok iyi yapılması gerekiyor. Hem Suudi Arabistan hem Pakistan, bu konuda bizim gibi çok hassaslar." detayını paylaştı.
Bir taraftan güçlü, kurumsallaşmış, sorunlara sahip çıkabilen ve bölgeye istikrar, barış ve refah getiren bir temel atarken, diğer yandan da ittifakın genişlemesi konusunda hemfikir olduklarını ifade eden Fidan, bunun bir süreç içerisinde gerçekleşeceğini söyledi.
Bu ifadeler, anlaşmanın acele karar verilerek kurulma aşamasına geçildiği için henüz amaç ve ilkelere ait maddelerin oluşmadığına işaret ediyor.
Fidan, ittifaka gelecek potansiyel bir müttefikin iyi altyapısı olan, kurulmuş ve iyi işleyen bir yapıya dahil olması gerektiğini vurgulayarak, "Biz şu anda işin zor kısmı olan kuruluş aşamasını hep beraber bitirmeye çalışıyoruz" diyerek çalışmaların sürdüğüne işaret etti.
"Bu ittifakla bölgede giderek daha büyük bir istikrarın oluşacağını göreceğiz ve belirsizlik azalacak. Aktörlerin tavırları daha belirgin hale gelecek." diyen Fidan, belirsizlik azalınca oluşan istikrar ortamı üzerine daha fazla yatırım ve kalkınma yapılabileceğini vurguladı.

İşgalci ‘İsrail’ ile Netanyahu’nun Arasını Ayırarak Eleştirdi
Fidan, 78 yıldır Filistin topraklarını işgal eden ve katliamlara girişen soykırımcı ‘İsrail’i suçtan azade gibi ayrı tutup, Netanyahu’yu eleştirmeyi sürdürdü.
‘İsrail'in Türkiye'yi "stratejik tehdit olarak görmesine" ilişkin Fidan, "Seçim sürecine girdiği andan itibaren Netanyahu hükümetinin, başta Netanyahu olmak üzere destekçilerinin artan bir şekilde Türkiye'ye yönelik bir söylemi var, Cumhurbaşkanımızı ve bazı arkadaşlarımızı hedef alan yaklaşımları var. Biz bunu baştan beri takip ediyoruz. Şimdi birincisi şunun altını çizmek gerekiyor. İnsanlığın ve uluslararası toplum ve güvenliğin ortak düşmanı haline gelmiş Netanyahu, altını çiziyorum, Netanyahu canisi, soykırımcısı, bu noktada ciddi olarak bir insan değildir.
“‘İsrail’e Zarar Veriyor”
Çünkü sadece Türkiye için değil, bütün küresel güvenlik için Netanyahu, onun mentalitesi ve onunla beraber hareket eden soykırımcı kitle bir tehdit oluşturmaktadır. Bunu sadece Türkiye'nin problemiymiş gibi düşünmek büyük bir hata. Dolayısıyla burada uluslararası toplumun şu ana kadar yapmadığı görevi yerine getirip bu caniyi, bu soykırımcıyı durdurması, bu soykırımcının bölgeye, ‘İsrail'e, Yahudi halkına ve bütün dünyaya zarar vermesinin artık önüne geçmek gerekiyor. Filistinli kanı dökmekten, Müslüman kanı dökmekten zevk alan bu caninin artık durdurulması gerekiyor. Bunun durduğu yer ‘İsrail'e de büyük zarar, Filistinlilere zaten zarar, bölgeye de büyük zarar…Bu tehditle, bu Netanyahu tehdidiyle bu uluslararası sistem savaşmalıdır arkadaşlar. Benim mesajım bu." dedi.
Mekke Anlaşması İçin Atılan Somut Adımlar Ne?
Üç ülkenin dışişleri ve savunma bakanlarının yanı sıra genelkurmay başkanlarının katılımıyla, anlaşma kapsamında tesis edilen Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesinin ilk toplantısına ev sahipliği yaptıklarını söyleyen Fidan, toplantıda anlaşmanın uygulanması sürecinde atılacak somut adımları görüştüklerini aktardı.
Resmi Ad: Mekke Savunma İttifakı
Fidan, "Bugün itibarıyla anlaşmayla öngörülen kurumsal yapının oluşturulması için çalışmalarımıza da başlamış olduk. Her şeyden önce, ittifakımızın resmi adı üzerinde mutabık kaldık. İttifakımızın resmi adı Mekke Savunma İttifakı." açıklamasında bulundu.
İttifakın sekreteryasının Riyad'da kurulmasının öngörüldüğünü ve ilk genel sekreterin Pakistanlı olması konusunda mutabık kalındığını hatırlatan Fidan, bugünkü görüşmelerde kurumsallaşmaya yönelik hangi adımların ne zaman atılacağına dair ön kararların alındığını ifade etti.
İşte Alınan Diğer Kararlar
-
Güvenli, istikrarlı ve müreffeh bir gelecek vizyonuyla imzalanan bu ittifak, savunma temellidir.
-
İttifak, devletlerin egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı ile içişlerine müdahale etmeme gibi uluslararası hukuk ilkelerine dayanmaktadır.
-
İttifakın herhangi bir devlete karşı olmadığını, aksine bu temel ilkelere riayet eden bölgemizdeki tüm devletlere açık olduğunu bir kez daha burada vurgulamak istiyoruz.
-
Mekke Savunma İttifakı'nın ortaya koyduğu barışçıl vizyonun, anlaşmanın özünde yer alan ilkeleri paylaşan diğer dost ülkelerle beraber ilerletilmesinin ittifak üyelerince temenni ediliyor.
-
İttifakın, ülkemizin NATO başta olmak üzere diğer ittifak ve anlaşmalardan kaynaklanan yükümlülüklerini ortadan kaldırmadığını ve bunların da yerini almadığını belirtmek isterim. Bunların tamamlayıcısıdır.
-
Başta Pakistan ve Suudi Arabistan olmak üzere dost ülkelerle yakın işbirliği ve eş güdümü sağlamaya devam edeceğiz.
-
Artık ulus devletler çağında yaşanıyor, herkes sınırı ve egemenlik alanını belli, bir ülkenin sınırıyla, egemenlik alanıyla ve güvenliğiyle ilgili bir problemi yoksa, bunun üzerine istikrar, refah ve kalkınma inşa edilmemesi için bir neden yok.
-
Türkiye ortaklarıyla beraber yapıcı bir yaklaşımla, ileri bir vizyonla, bölgedeki yaşanmış negatif olaylardan, pozitif olaylardan da büyük ders çıkartarak ortaya bir vizyon koydu. Ve bu vizyon neticesinde bu ittifak bugün hayata inşallah Cumhurbaşkanı'mızın öncülüğünde hayata geçiyor.
İngiltere’nin koordinasyonunda 1937 yılında kurulan Afganistan, Irak, İran, Paksitan ve Türkiye’nin imza koyduğu Sadabad Paktı’na benzeyen anlaşma bugün ABD liderliğinde hayat buluyor. Londra etkisinin kaybolmasının ardından Washington, bölgede “Yeni Ortadoğu Vizyonu” çerçevesinde planlarını gerçekleştirirken, bölgede sağlanan istikrar ve sükunetin ardından asıl rakibi Çin’e odaklanmak, çevrelemek, petrol ve ticaret yollarını tamamen kendi kontrolü altına almak istiyor.











