
Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu’nun 17 Şubat 2026 Salı günü gerçekleştirdiği Gündem Değerlendirme Toplantısı’nda, Ramazan ayının gelişi vesilesiyle Müslümanlar arasında birlik ve beraberlik şuurunun her anlamda tesis edilmesi konusunda hatırlatma ve değerlendirmelerde bulunuldu.
Toplantıda konuşan Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar, Müslümanların aynı gün oruç tutup aynı gün bayram yapmasının önemine değinerek, bu birliğin gerçekleşmesi için hilali gözetlemenin gerekliliğinin bütün âlimlerin ittifak ettiği bir husus olduğunu söyledi.
Kar, “Müslümanlar olarak ibadetimiz, orucumuz, haccımız ve bayramımız birdir. Aramızda bu konuda bir ihtilaf olmamalıdır. Ramazan ayına başlarken ve bayram yaparken ihtilaf yaşanıyor, farklı günlerde oruca başlanıp bayram yapılıyorsa bu durum Müslümanların birliğine ve tekliğine aykırıdır.” dedi.
Kur’an ve Sünnet’in Müslümanların diğer insanlardan farklı olarak tek bir ümmet olduğunu vurguladığını; tefrikayı, bölünmeyi ve parçalanmayı haram kıldığını ifade eden Kar, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dikkat ederseniz birlik, vahdet, ortak söylem ve ortak eylem; bütün bunlar İslam ümmeti ile birlikte anlam ve değer kazanır. Bizi güçlü yapan şey tek bir ümmet olmamızdır. İşte bu sebeple kâfirler, İslam’a ve Müslümanlara karşı galip gelebilmenin yolunun onları parçalamaktan geçtiğini anladılar ve sinsi planlarını devreye soktular. Önce gayri İslami fikirlerle ümmetin zihnini kirlettiler; birliği ve vahdeti bozan düşünceleri coğrafyamızda pazarladılar; kavmiyetçiliği ve milliyetçiliği âlim ve aydınlar eliyle topraklarımızda yaygınlaştırdılar. Böylece ümmet şuuruna güçlü bir darbe vurdular ve Müslümanları ulus devlet sınırlarına hapsettiler.”
Müslümanlara karşı haçlı ittifakının dün olduğu gibi bugün de tek millet olarak işgal ve sömürü savaşı yürüttüğünü söyleyen Kar, şöyle devam etti:
“Bu haçlı ittifakının başında dün İngilizler vardı, bugün Amerikalılar var. Doğusuyla batısıyla, kendi aralarındaki ihtilaflara rağmen bize karşı birlik olan bu haçlılar, Yahudileri de yanlarına alarak Müslümanlara topyekûn savaş ilan ettiler. Geçen 105 yılda yaşananları saymakla bitiremeyiz: Cezayir, Libya, Hindistan, Keşmir, Afganistan, Çeçenistan, Arakan, Bosna, Irak, Suriye, Filistin, Afrika ve daha niceleri… İfsat ettiler, yağmaladılar, sömürdüler, işkence ettiler, soykırım yaptılar; Müslümanlardan iman ettikleri, aynı dine bağlandıkları ve ümmet oldukları için intikam aldılar.”
Konuşmasının sonunda Hizb-ut Tahrir Türkiye tarafından ilan edilen “Ramazan: Ümmet Olma Zamanı” temalı kampanya hakkında bilgi veren Kar, sözlerini şöyle tamamladı:
“Öyleyse insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetin evlatları olarak bizler; yaratılmışların en üstünü olan bizler; hayır topluluğu, insanlığın rehberleri olan bizler… Bu halde kalmamız doğru olur mu? Vasat ve şahit ümmetin evlatları olan bizlerin bu şekilde aşağılanması doğru olur mu? Artık izzet kokusunu teneffüs etmemizin zamanı değil mi? Dünyanın liderleri ve efendileri olmamızın zamanı değil mi? İslam tevhit dinidir. Bunun siyasi anlamı devlette birliktir. Müslümanların çok sayıda ulus devlete bölünmesi izzet değil, zillet getirir. Tevhit, tek bir devletin varlığını gerektirir. Bu devlet ise Allah’ın indirdikleriyle hükmedecek, İslami hayatı yeniden başlatacak, beldelerimizde vahdeti tesis edecek olan Râşidî Hilâfettir.”
“Mübarek Ramazan ayı kutlu olsun. Allah hepimizin salâtını, siyamını ve gece namazlarını kabul buyursun. Allah Azze ve Celle’den niyazımız odur ki bu faziletli ayı, İslam ümmeti için hayır, bereket, izzet ve nusret ayı kılsın. Duamız odur ki Râşidî Hilâfet Devleti bu ayda kurulsun. Allahumme Âmin.”
Konuşmanın tamamını Medya Bürosu’nun yayımladığı toplantı videosundan izleyebilirsiniz.



