
Artık Halkın Umut Satın Alacak Durumu Dahi Kalmamıştır
Köklü Değişim Medya
Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu’nun 16 Mart 2021 Salı günü gerçekleştirdiği Haftalık Gündem Değerlendirme Toplantısı’nda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı “Yeni Ekonomi Reform Paketi” ele alındı.
Toplantıda konuşan Medya Bürosu üyesi Muhammed Emin Yıldırım, tıpkı önceki reform paketlerinde olduğu gibi açıklanan yeni reform paketinin de Türkiye’yi geleceğe güvenle taşımayacağına dikkat çekti.
Konuşmasına “ben size reform paketinde olanları değil, olmayanları anlatacağım” diyerek başlayan Yıldırım, pakette gerçekçi çözüm için olması gerektiği halde olmayanları sıralayarak şöyle konuştu: “Mesela faizin her türlüsünün kaldırıldığı açıklanmadı bu pakette. Kan emici faiz lobisinin artık ümmetin kanını ememeyeceği müjdesi verilmedi bu pakette. Türlü spekülasyonlarla insanların paralarını cebinden alan, ülke ekonomisini sömürgecilere teslim eden Borsa sisteminin kaldırıldığı açıklanmadı. İslam’ın kamu mülkiyetinden olduğunu beyan ettiği tükenmez madenlerin, yer altı zenginliklerinin peşkeş çekilen zenginlerden alınıp kamulaştırıldığı açıklanmadı. Zenginlerin zekatının hesaplanıp tas tamam tahsil edileceği ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılacağı açıklanmadı. Ümmetin malı olan suyun, elektriğin, doğalgazın artık parayla satılmayacağını açıklamadı Cumhurbaşkanı. Halkın sırtına ağır bir yük olan sayısız vergilerin kaldırıldığını da açıklamadı”
“O halde ne var bu pakette, halkın menfaatine bir şey yoksa bu paket kimin için açıklandı?” sorusunu soran Yıldırım, piyasa her daraldığında sesler her yükseldiğinde “alın size reform” denilerek esnafa umut satıldığını, ancak satılan umutların kısa bir süre sonra hayal kırıklığına dönüştüğünü ve artık esnafın, halkın umut satın alacak durumu dahi kalmadığını söyledi.
Konuşmasının sonunda iktidara seslenen Yıldırım: “Siz gerçekten bu halkı düşünüyorsanız o zaman derhal bu kapitalist nizamı tatbik etmekten vazgeçin! Devletteki lüks harcamaları kaldırın! Faizi yasaklayın, borsayı kapatın ve zenginlerin servetindeki fakirin hakkı olan zekâtı toplayarak ihtiyaç sahiplerine dağıtın. İslam iktisat nizamından sadece bunları tatbik ettiğinizde her şeyin tek tek düzeldiğini göreceksiniz. Ancak biliyoruz ki sizin böyle bir ajandanız yok. Sizin böyle bir vizyonunuz yok! Siz umut satmaya devam edeceksiniz! Siz Müslüman halkı sefalete mahkûm etmeye devam edeceksiniz! Allah’ın izniyle bu saydıklarımızı biz gerçekleştireceğiz! Bu saydıklarımızı Raşid-i Hilafet Devleti çatısı altında biz hayata geçireceğiz!” ifadelerini kullandı.
MISIR İLE NORMALLEŞME ADIMLARI
Haftalık Günden Değerlendirme Toplantısı’nın diğer bir konusu da Türkiye ile Mısır arasında başlayan normalleşme adımları oldu.
Medya Bürosu Üyesi Muhammed Emin Yıldırım, iktidarın her fırsatta “darbeci” ve “zalim” olarak niteleyip ilişkileri askıya aldığı Sisi rejimi ile yeniden normalleşmeye başlamasının sebeplerini sorguladı.
“Şimdi iktidara sormak lazım. Ne oldu da dün lanet ettiğiniz ve yan yana gelmekten sözde utanç duyduğunuz zalimlerle bugün hiçbir şey olmamış gibi normalleşiyorsunuz? Nereden siyasi mesaj aldınız da yere göğe sığdırmadığınız demokrasiye ihanet ediyorsunuz? Kime yaranmak için tüm katil ve zorba rejimlere elinizi uzatıyorsunuz” diye soran Yıldırım*,* normalleşme adımlarının Amerika’nın talebi ile gerçekleştiğine dikkat çekerek şunları söyledi:
Çıkın ve kamuoyuna açıklayın*! “Amerika nasıl bir siyaset izlerse bizde ona göre hareket ediyoruz” deyin. “Yeni Amerikan başkanının açıkladığı strateji belgesi bize uzlaşmacı bir rol verdi” deyin. Rus gazına karşı İsrail, Mısır ve Türkiye arasında iş birliğine Amerika’nın ihtiyaç duyduğunu, bu sebeple normalleştiğinizi söyleyin. “Sırada Yahudilerle normalleşme adımları var” deyin. Amerika’nın çıkarlarına hizmet etmekten vazgeçemediğinizi söyleyin.** “Demokratik menfaat siyasetinde ilke diye, erdem diye bir şey yoktur” deyin*. Ancak siz ne söylerseniz söyleyin ne yaparsanız yapın biz hak olanı söylemeye ve hakkın hakimiyeti için çalışmaya edeceğiz. 10. yılına girdiğimiz Suriye devriminde Müslümanların kanına ve temiz devrimlerine nasıl ihanet ettiğinizi ifşa etmeye devam edeceğiz. Müslümanların temiz duygularının istismar edilmesine sessiz kalmayacağız. Suriye, Mısır ve diğer İslami beldelerdeki Müslüman kardeşlerimizi Allah için desteklemekten asla vazgeçmeyeceğiz. Demokrasi ve diktatörlüğün paranın iki yüzü gibi olduğunu göstermeye devam edeceğiz. Sürekli söylediğimiz gibi “ne demokrasi ne darbe, çözüm Raşidi Hilafet’te” diye haykırmaya devam edeceğiz.”
100’ÜNCÜ YIL KAMPANYASI SONA ERDİ
Gündem Değerlendirme Toplantısı’nda üçüncü konu olarak Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Bürosu’nun 13 Şubat tarihinde başlatmış olduğu 100. Yıl kampanyasında bir ay boyunca yapılan faaliyetler anlatıldı.
“Ey Müslümanlar! Yıkılışının 100. Yılında Hilafeti Yeniden Kurun” başlıklı küresel kampanyanın 3 Mart Cumartesi günü gerçekleştirilen kapanış konferansı ile sona erdiğini söyleyen Medya Bürosu Üyesi Muhammed Emin Yıldırım, Hizb-ut Tahrir emiri celil alim Ata bin Halil Ebu Raşta’nın İslam ümmetine yaptığı nusret çağrısından kesitler sundu. “Umuyoruz ki bu çağrıya icabet eden adam gibi adamlar, cesur komutanlar bu ümmetin içinden çıkacaktır” diyen Yıldırım, kampanyaya gösterdikleri teveccüh ve destekten dolayı tüm Müslümanlara teşekkür etti.
KADEM’İN KADIN HAKLARI BİLDİRGESİNE REDDİYE
Toplantıda son olarak KADEM’in 8 Mart “Dünya Kadınlar Günü” ne özel yayınladığı “Kadın hakları Bildirgesi”ne eleştiri yapılarak, KADEM bildirgesinin ortalığı toparlamaya dönük samimiyetten uzak bir açıklama olduğu vurgulandı.
Medya Bürosu Üyesi Muhammed Emin Yıldırım, yaptığı konuşmada “Bu bildirge ve bugüne kadar yapılan diğer açıklamalarında KADEM İslami ilke ve değerleri esas almadı. Çıkarttığı neşriyatlarda, söylemlerinde ve eylemlerinde bu toprakların kültürüne yabancı olan demokratik özgürlükler safsatasına vurgu yaptı. İslam’a ve Müslümanlara düşmanlık besleyen Batılı fikirleri halkı Müslüman olan bu ülkede ideal olarak göstermek, ezik ruh halinin acınası bir yansımasıdır. Dedi.
Yıldırım devamla, Eğer kadem gerçekten samimi olsaydı, eğer gerçekten nesebin korunmasını savunan bir dernek olsaydı, zinayı serbest kılan yasa ve kanunları eleştirir ve yöneticileri muhasebe ederdi. Eğer kadem gerçekten samimi olsaydı evlilik ve aile kurumunun varlığının elzem olduğunu söylemekle yetinmez, aileyi dağıtan yasa ve kanunların karşısında olduğunu açıkça söylerdi. Eğer kadem samimi olsaydı kadının çalışma hakkının varlığına vurgu yapmakla beraber, o kadını ticari köle haline getiren laik demokratik kapitalist sisteme esaslı bir eleştiri getirirdi. Dolayısıyla kapitalist nizama eleştirinin olmadığı KADEM bildirgesi sorunlara çözüm üretme özelliği olmayan bir bildirgedir.” İfadelerini kullandı.
#KapitalizmÇöktüÇözümİslam

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi

Trump’tan, İran’a Hürmüz Tehdidi








