loader
ABDULLAH İMAMOĞLU; HAYDİ, SÖYLEYİN VAR MISINIZ YOK MUSUNUZ?

ABDULLAH İMAMOĞLU; HAYDİ, SÖYLEYİN VAR MISINIZ YOK MUSUNUZ?

İlahiyatçı, yazar Abdullah İmamoğlu, epeydir Hilafet hakkında konuşmalar yapıp açıklamalarda bulunan sonrasında ise bazen İslam düşmanlarının bazen de rejimin baskısı ile sözlerinin arkasında durmayan/duramayan yazar ve hatipler hakkında sosyal  medya hesaplarından bir paylaşım yaptı.

Abdullah İmamoğlu'nun o yazısı...

Hilâfet Vaaz ve Edebiyat İle Değil Sağlam İrade İle İstenir

Osmanlı Hilâfet Devleti’nin enkazı üzerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti, laiklik akidesi gereği Allah’ın hükümleri ile devletin bağını kopardı ve İslâm’ı çağdışı(!) nitelemesi ile hayatın her alanından uzaklaştırdı. Yıllarca inandıkları dinin hükümleriyle idare edilen Müslümanlar; Hilâfet’in yıkılışının ardından büyük bir travma yaşadılar ve kendilerine ait olmayan laik düzende yaşamaya mahkûm edildiler. İslâm’a dair bütün izleri tamamen silip Batılı fikirleri Müslümanların zihnine zerk etmek isteyenler, Hilâfeti unutturup laikliği ve demokrasiyi sevdirme konusunda muvaffak olamadılar.

İslâm ile aldatan yöneticilerin varlığına ve onların demokrasiyi İslâm’dan gösterme gayretlerine rağmen Müslümanların Hilâfet özlemi ve arzusu her zaman var oldu. Kısa bir süre hafıza kaybı yaşayan Müslüman halk, kendilerine hatırlatıldığında Hilâfet’e sahip çıkmaktan asla geri durmadı.

Kısacası Hilâfet Müslümanların özlemi ve arzusu olmaya devam etmektedir ve hiçbir güç buna engel olamamıştır, olamayacaktır.

Ayasofya’nın yeniden ibadete açıldığı günlerde Gerçek Hayat Dergisi’nin “Hilafet İçin Toplanın” kapak başlıklı sayısına Müslümanların teveccühü Hilâfet’e özlemin en büyük ispatı mahiyetindedir. Sonrasında İslâm’ı ve değerlerini savunan ve aynı zamanda kısa sürede olsa Ayasofya İmamlığı yapan Hukuk Profesörüne sahip çıkılması, yine camii kürsülerinde Hilâfet makamına atıf yaparak, “o makamı geri istiyoruz” deyip Hilâfet’in gerekliliğini hatırlatan vaize yönelik destek ve linç edilmesine karşı tepki bunun açık örnekleridir.

Ne var ki Müslümanların ortaya koydukları bu samimi destek ve irade, yazılarında, dergi kapakları ve sayfalarında, kürsülerde Hilâfet istediğini söyleyenler tarafından gerçek manada bir karşılık bulmuyor. Zira yeri geldiğinde Hilâfet’ten bahsedenler samimiyet testinden geçemiyorlar ve Hilâfet’i ikame etme konusunda ciddi bir irade ortaya koyamıyorlar. Muhtemel ki belli telkinlerden sonra bu kişiler “ben Cumhuriyetin yerine kurulacak bir Hilâfet’ten bahsetmedim” diyebiliyorlar. Ya da “Hilâfet mecliste mündemiçtir” ifadelerini kullanarak mugalata yapmaya çalışıp konuyu asıl mecrasından saptırıyorlar. Müslümanların kavram kılavuzunu tahrif edip kavram cellatlığına soyunuyorlar. Zannediyorlar ki Müslümanlar bu mugalatalara kanacak, zannediyorlar ki Müslümanlar bu samimiyetsizliği görmeyecekler!

Sözün ardında duramayan sloganik Hilâfetçiler! Dün başka bugün başka Hilâfet’ten bahseden konjönktürcüler!

Hilâfet, sizin konjonktürel zikzaklarınıza feda edebileceğiniz kadar ucuz bir makam değildir!

Hilâfet, onu ilga eden rejimden gelen suflenin(!) ardından bir kenara atılarak yok sayılacak bir dava hiç değildir!

Hilâfet, birilerinin konuşulmasına müsaade ettiği kadar konuşulacak bir vaaz konusu da değildir!

Hilâfet, beyaz perdede gösterilen ve dizileri çekilen bir senaryo da değildir!

Hilâfet, bir avuç laik Kemalist’in estirdiği korku ve tehdit rüzgârları karşısında bırakıp gidilecek, terk edilecek basit bir mesele değildir!

Hilâfet, İslâm’ı kamil manada tatbik etmenin şer’i yoludur. Farzların tacı ve Müslümanlar için olmazsa olmaz, ölüm-kalım meselesidir.

Öyleyse Hilafet, vaaz ve edebiyat ile değil sağlam bir irade ile istenir! Sonucu her ne olursa olsun bir Müslüman şer’i bir hükümden vazgeçer mi?

Allah’ın, Meleklerinin ve biz Müslümanların şahit olacağı bir şekilde söyleyin. Hilafet sizler için bir hobi faaliyeti mi? Yoksa uğrunda her türlü bedelin ödeneceği bir şer’i hüküm mü?

Haydi, söyleyin var mısınız yok musunuz?

Hilâfet isteyen ve bu talebine karşılık destsek arayan ama bir türlü medyatik hocalar ve konjonktürel Hilâfetçilerde bunu bulamayan kardeşlerim!

Bizler buradayız, sizlerleyiz ve sizin yanınızdayız.

Bizler de tıpkı sizler gibi Hilâfet’in ikamesi için sağlam bir iradeye sahibiz elhamdülillah…

Hem de; zalimlerin tehditlerine rağmen Hilâfet davasından asla vazgeçmeyen bir irade ile…

Birkaç menfaat karşılığında Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in en büyük mirası olan Hilâfet’e ihanet etmeyecek bir sadakat ile…

Siyasi konjonktüre Hilâfet’in farziyetini heba etmeyecek bir samimiyet ile…

Zalimlerin ve Allah düşmanlarının uykularını kaçıracak kadar büyük bir hazırlık ile…

Uğrunda zindan ve ölüm de olsa Hilâfet davasının yolcusu olmaktan duyduğumuz şeref ile…

Şeytani suflelere aldırış etmeyerek ne pahasına olursa olsun Allah ve Rasulü’nün emrine riayet eden mümince bir hesap ile…

Evet, bizler bu şekilde bir irade ile Hilâfet istiyoruz. İstemekle kalmıyor gece gündüz onun yeniden ikamesi için çalışıyoruz. Bizler biliyor ve inanıyoruz ki bu dava Allah’ın davasıdır. Allah’ın davası sahipsiz değildir.

Yine biliyor ve inanıyoruz ki Allah davasını pısırıkların omuzları üzerinde yükseltmez. Konjonktürler hesap yapanların eliyle yüceltmez. Bilakis Allah Hilâfet davasını serden geçenlerin ve davasına sadık olanların eliyle ikame edecektir.

Allah sadıklarla beraberdir. Yardımcısı Allah olan asla kaybetmez. Hem dünyada hem de ahirette akıbet takva sahiplerinindir.

وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّق۪ينَ

“Ve (güzel) sonuç (elbette) takva sahiplerinin olacaktır.” (Kasas 83)

İlahiyatçı, yazar Abdullah İmamoğlu

#Hilafet

SON HABERLER