"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

ABD’den ‘TürkAkım ve Kuzey Akım 2’ Projelerine Yaptırım!
23 Aralık 2019Ajanslar

ABD’den ‘TürkAkım ve Kuzey Akım 2’ Projelerine Yaptırım!

Köklü Değişim Medya

ABD Başkanı Trump'ın imzaladığı 738 milyar dolarlık savunma bütçesi, Türkiye ve Rusya'ya yönelik bazı yaptırımları da içeriyor. Bu yaptırımlar, Rusya'nın doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşımasını amaçlayan TürkAkım ve Baltık Denizi'nden Almanya'ya uzanan Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hattı projelerini de kapsıyor.

Savunma bütçesinde, Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemini satın alması nedeniyle Türkiye'ye F-35 savaş uçaklarının satışının yasaklanması maddesi de var. Bütçeyi içeren yasa kapsamında Türkiye'ye F-35 projesiyle bağlantılı fikri mülkiyet, teknik veri ya da maddi desteğin transfer edilemeyeceği, Türkiye'ye kendi F-35 kapasitesini kurması için gereken onarım ve desteğin verilmeyeceği kaydediliyor.

Pentagon'un hazırladığı bütçede Rusya'ya da yeni yaptırımlar öngörülüyor. Bu yaptırımlar, Rusya'nın doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşımasını amaçlayan TürkAkım ve Baltık Denizi'nden Almanya'ya uzanan Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hattı projelerine yönelik.

Yaptırımlar, boru hatlarının inşasında yer alan şirketleri, özel olarak da deniz seviyesinden 30 metre (100 feet) derinliğe boru döşemede kullanılan gemilerin sahibi kişi ve şirketleri, bunların ABD'ye girişlerinin engellenmesi ve mal varlıklarına el konulmasını hedefliyor.

TürkAkım Projesi

TürkAkım projesinin sitesinde yer alan bilgiye göre, açık deniz boru hattı, Rusya'da Anapa kıyısından başlayıp Karadeniz altından 930 kilometre boyunca ilerleyerek Trakya kıyısında Türkiye'ye ulaşıyor.

Rusya'daki doğalgaz rezervlerini doğrudan Türkiye'nin doğalgaz dağıtım şebekesine bağlayarak Türkiye, Güney ve Güneydoğu Avrupa'ya naklini amaçlıyor. TürkAkım Gaz Boru Hattı Projesi ile ilgili anlaşma Türkiye ile Rusya arasında 10 Ekim 2016'da imzalandı.

TürkAkım Projesi, Rusya'dan başlayarak Karadeniz üzerinden, Türkiye'nin Karadeniz kıyısındaki alım terminaline ve devamında Türkiye toprakları üzerinden Bulgaristan ve Yunanistan sınırlarına uzanan ve her biri yıllık 15,75 milyar metreküp kapasiteye sahip iki hattan oluşan bir gaz boru hattı sistemidir.

Proje, Rusya'dan Türkiye'ye doğal gaz arzının yanı sıra Rus gazının Türkiye toprakları üzerinden Avrupa'ya naklini de öngörüyor.

Deniz ve kara bölümünden oluşan boru hattının deniz bölümünde yer alan iki hattın inşası ve işletimi Rusya tarafından yapılıyor.

Kara bölümündeki hatlardan biri sadece Türkiye'ye doğal gaz taşıyacak. Bu hat BOTAŞ tarafından inşa edilecek. Kara bölümünde Avrupa'ya gaz taşıyacak diğer hat ise inşası ve işletimi %50 oranında ortaklık payı ile iki ülkenin ilgili şirketlerince kurulan TürkAkım Gaz Taşıma Anonim Şirketi tarafından yapılacak.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye'ye doğal gaz arzı sağlayacak ilk hattın 2019 yılı sonunda işletmeye alınmasının planlandığını belirtiyor.

Kuzey Akım 2 Projesi

Kuzey Akım-2 gaz boru hattı, Rusya'nın Baltık Denizi kıyısından başlayarak deniz boyunca Almanya'ya kadar iniyor.

Bu proje kapsamında kurulacak yeni boru hattı ile Avrupa'ya gaz arzının güvenceye alınması konusunda ilerleme kaydedilmesinin hedeflendiği belirtiliyor. Ağustos ayında yapılan açıklamada, 1855 km boru döşendiği, böylece boru hattının yüzde 75'inin tamamlandığı bilgisine yer veriliyor.

Rusya'nın Almanya'ya doğalgaz ihracatını artırmayı hedefleyen ve Baltık Denizi'nden geçerek Almanya'ya uzanan Kuzey Akım-2 boru hattının inşasında yer alan firmalara uygulanması öngörülen yaptırımlar Almanya ve Rusya'dan büyük tepki aldı.

ABD bu boru hattını Avrupa'nın enerji güvenliği açısından risk olarak görüyor. Savunma bütçesini içeren yasada Kuzey Akım-2 projesi "tehdit ve siyasi baskı aracı" olarak nitelendiriliyor.

Trump yönetimi, Rusya'nın Avrupa enerji piyasası üzerindeki kontrolünü artıracağı ve ABD'nin Avrupa'ya sıvılaştırılmış doğalgaz satışını olumsuz etkileyeceği kaygısıyla 11 milyar dolarlık Kuzey Akım-2 projesine karşı çıkıyor.

Trump, Rusya'nın Gazprom şirketinin kontrolündeki 1225 km'lik boru hattı ile Almanya'yı "rehin" alabileceğini ifade ediyor.

Yaptırımlara Almanya ve Rusya'dan Tepki

Almanya Maliye Bakanı Olaf Scholz, yaptırımların egemenlik ihlali anlamına geldiğini söyledi. Scholz, "Bu konuda kararı, boru hattı inşasında yer alan şirketler verecektir" dedi.

Dışişleri Bakanı Heioko Maas ise yaptırımların "Avrupa'da alınan özerk kararlara müdahale" olduğunu ifade etti.

Bir AB yetkilisinin cumartesi günü yaptığı açıklamada, enerji politikalarına AB'nin kendisinin karar vermesi gerektiğini belirtti. Yetkili, "İlke olarak AB, meşru işlerini yürüten AB şirketlerine yaptırım uygulanmasına karşıdır" diye konuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Maria Zakharova ise yaptırımlara karşı çıkarak Wahsington'ı, küresel rekabeti engelleyen bir "ideolojiyi" desteklemekle suçladı. Kuzey Akım-2 projesini yürüten konsorsiyum, yaptırımlara rağmen boru hattının bir an önce bitirileceğini açıkladı.

Açıklamada, "Avrupa'nın gaz tedarikinin güvencesi için projenin tamamlanması önem taşıyor. Projeyi destekleyen şirketlerle birlikte boru hattının bir an önce tamamlanması için çalışacağız" denildi.

Ancak projeye dâhil olan İsviçre-Hollanda ortaklığı Allseas şirketi, yaptırımlar nedeniyle boru döşeme faaliyetlerini askıya aldığını bildirdi.

Proje Neden Tartışmalı?

AB üyesi ülkeler yıllardır Rus doğalgazına tabi olma endişesi taşıyordu. AB'nin gaz ihtiyacının yüzde 40'ı Rusya tarafından karşılanıyor. Ardından Norveç geliyor. Baltık Denizi'nin altında döşenen yeni boru hattı ile Avrupa'ya yıllık doğalgaz akışı 55 milyar metreküpe ulaşacak.

Boru hattı konusunda AB üyesi ülkeler arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle proje bir ara tehlikeye girmişti.

Ancak Şubat ayında, projeyle ilgili yasal düzenlemelerin sıkılaştırılması ve AB denetiminde olması şartıyla Kuzey Akım-2 projesinin devamı konusunda anlaşma sağlanmıştı.

Alman şirketleri bu projeye büyük yatırımlar yapmış durumda. Başbakan Angela Merkel, bu boru hattı ile Almanya'nın enerji konusunda Rusya'ya bağımlılığının artmayacağına dair Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine güvence vermişti.