Yılmaz: ’Rusya Türkiye’ye Alternatif Plan Sundu’
26 Ocak 2019

Yılmaz: ’Rusya Türkiye’ye Alternatif Plan Sundu’

Ajanslar

Köklü Değişim Medya

Rusya Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Salih Yılmaz, Putin ile Erdoğan’ın Moskova’daki görüşmesinin ardından soruları cevaplandırdı. Yılmaz, “Kremlin’in Suriye’nin kuzeyinde “güvenli bölge” oluşumuna sıcak bakmadığını ancak burada ABD askeri varlığı veya hava sahası kontrolü sözkonusu olduğu müddetçe fiilen durumu kabulleneceğini belirtti.”

Öncelikle Putin ve Erdoğan’ın “terörle mücadele” başlığında anlaştıklarını söyleyen Yılmaz, Suriye’de İdlib ve Fırat’ın doğusu konusunda aslında Moskova ve Ankara’nın anlaşamadıkları noktalar olduğunu ancak ABD’yle ilişkilerinde her iki ülke de sorunlar yaşadığı için bu anlaşmazlıklarını bir kenara bıraktıklarını kaydetti.

Rusya’nın “Güvenli Bölge” Yaklaşımı Nasıl?

Suriye’nin kuzeyinde “güvenli bölge” oluşturulması konusunda, Rusya’nın kendi stratejisini ABD’nin durumuna göre şekillendireceğini vurgulayan Yılmaz, Rusya’nın ilk önce ABD’nin tamamen Suriye’den çekilmesi durumunda PKK/PYD’yle görüşmeler yürüterek kuzeyde farklı bir strateji izlemeyi öngördüğünü dile getirdi. Ancak ABD’nin tamamen çekilmek yerine Suriye’de Irak, Ürdün, İsrail sınır bölgelerinde askeri üslerini koruma ve hava koridorunu kontrol etme eğilimi göstermesiyle Rusya’nın stratejisini değiştirdiğini kaydetti. Yılmaz, “ABD’nin ayrıca karada Türkiye ile bir işbirliği yapma konusundaki düşüncesi Rusya’nın şu anda elini kısıtlamış durumda.

Rusya’nın, Suriye’nin kuzeyinde Türkiye ve ABD’nin alacağı kararlara etki etmesi çok fazla mümkün gözükmüyor. Çünkü hava koridoru ABD’nin elinde olduğu sürece İran, Esed ya da Rusya güçleri tarafından ABD’den izinsiz oraya girilmesi şu an için mümkün değil. Bir de tabii ABD, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kara unsurlarını sahada kullanacağı için Rusya’nın şu andaki politikası Suriye’nin toprak bütünlüğünü garanti altına alabilecek ve bundan sonraki süreçte anayasa yazımı ve Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde yapılacak bir seçim sürecinde Rusya’nın kazanımlarını tehlikeye düşürmeyecek bir profilde Türkiye’nin hareket etmesini sağlamaya çalışacak” dedi.

Türkiye’nin Suriye’den PKK/PYD unsurlarını tümüyle çıkartmak istediğini ve bunu da ya savaş yoluyla etkisizleştirerek ya da ABD’yle anlaşma yoluyla yapmak istediğini anımsatan Yılmaz, Türkiye’nin ABD’yle “güvenli bölge” konusunda anlaşma talebiyle birlikte Rusya’nın İdlib konusunda önemli avantaj elde ettiğini de belirtti. Yılmaz, “Şimdi Kandil’den, Irak’tan Avrupa’dan veya Türkiye’den bölgeye gitmiş, PKK adına savaşan o terör unsurlarının çıkarılması konusunda Türkiye ile ABD arasındaki müzakereler Rusya’ya bir avantaj veriyor. Nasıl bir avantaj veriyor? Rusya da bu şartı İdlib’te kullanmak istiyor.

İdlib’te 8000 civarında yabancı savaşçı var. Bir kısmı Orta Asya’dan, Kafkasya’dan, Çin’den ya da Avrupa’dan gelmişler. Rusya da Türkiye’ye bu yabancı savaşçıların ya savaşla etkisizleştirilmesini ya da başka ülkelere nakledilmesine istiyor. Ancak Türkiye ile Rusya arasındaki müzakerelerde bu yabancı savaşların gideceği ülkeler yok çünkü hiçbir ülke bunları kabul etmiyor. İdlib kaynaklı bir savaş durumu olursa da bir mülteci krizi ile karşılaşmak mümkün ya da Halep başta olmak üzere savaşın yayılma riski var. Bu noktada Rusya’nın İdlib konusunda Türkiye’nin o yabancı savaşçı gruplarını ikna etmesi, barış yoluyla bir şekilde etkisizleştirme ve güvenli bir şekilde siyasi barış sürecine geçme konusunda bir takım fikirleri var diyebiliriz” diye konuştu.

Putin’in Türkiye’ye Alternatif Önerisi Ne Oldu?

ABD adına “güvenli bölge” müzakerelerini yürütmek için Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’nin Türkiye ziyaretini de hatırlatan Yılmaz, “Bolton yerine Türkiye’nin görüşlerine daha yakın olduğu düşünülen Jeffrey’nin gelemesini ABD’nin uzlaşıya daha yakın olması” olarak değerlendirdi. Ancak Türkiye’nin 32 kilometrelik bir güvenli bölge dışında da terör unsurları bulunmasına karşı olduğunu belirten Yılmaz, Ankara’nın Washington’dan Suriye’nin başka yerlerindeki terör unsurlarına yönelik operasyonel serbestlik talep ettiğini de kaydetti. Yılmaz, ABD–Türkiye arasında anlaşmazlık yaratabilecek bu noktada ise Rusya’nın alternatif bir öneri getirdiğini açıkladı.

Putin’in Adana Mutabakatı’ndan bahsettiğini anımsatan Yılmaz, “Bu mutabakatla, PKK’nın lideri Öcalan’ın Suriye’den sınır dışı edilmesi, tüm PKK kamplarının kapatılması, o bölgede bulunan PKK’lıların yargılanması ve Türkiye’ye 50 kilometrelik bir alanda teröre karşı koordinasyon halinde bir operasyona izin vardı. Şimdi Putin’in Adana Mutabakatı’na vurgu yapması aslında ABD’nin şu andaki ortaya koyduğu güvenli bölge planına bir alternatif sunması demektir. Yani ‘Bakın ABD size 30 kilometrelik izin veriyor, bir sınır çiziyor ve bu sınırı kendisi belirliyor ama biz Adana Mutabakatı sadığız. Eğer isterseniz Esed de buna sadık kalabilir. Bu anlamda siz PKK-PYD’yi etkisizleştirme konusunda Rusya’yla ve Esed ile birlikte çalışabilirsiniz. Ayrıca sahada 50 kilometrelik alanda istediğiniz bir operasyonel izne sahipsiniz’ diyor” diye konuştu.

Yılmaz, “Şam ile uzlaşma yoluna giderse Türkiye’nin Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) güçleriyle birlikte kontrol ettiği bölgelerden çekilmesi gibi mevcut politikasına çelişkili bir adım atmak zorunda kalacağı” görüşüne ise katılmıyor. Türkiye açısından çelişkili bir tablo olmayacağını kaydeden Yılmaz, Türkiye’nin Astana garantör ülkeleri Rusya ve İran gibi Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunduğunu ancak farklı bir bakış açısına sahip olduğunu söyledi.

Yılmaz, Rusya’nın meşru hükümet olarak Şam rejimini gördüğünü ancak Türkiye’nin ise BM gözetiminde yapılacak seçimler sonrasında Suriye’de meşru bir hükümet kurulacağı düşüncesinde olduğunu işaret etti. Türkiye’nin Esed’in meşru olarak seçimle işbaşına gelmediği görüşünü savunduğunu belirten Yılmaz, Türkiye’nin aynı zamanda yapılacak meşru seçimlerle Esed’in hükümette kalmayacağını düşündüğünü de anlattı.