
Türkiye’nin ABD Büyükelçisi’nden “İsrail” İle Normalleşme İhanetine Övgü
Köklü Değişim Medya
Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Hasan Murat Mercan, Türkiye’nin “İsrail” ile normalleşme ihanetine övgüler dizerek daha da ilerletilmesi gerektiğini vurguladı ve ABD’den de bu iş birliğine destek vermesini istedi.
Tepkilere neden olan 2021 yılında New York'ta düzenlenen Ulusal Sefarad Toplumu Galası’nda Hanuka mumlarını “İsrail” ve Yunanistan Büyükelçileri ile birlikte yaktığı görüntüsüyle de hatırlanan Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Hasan Murat Mercan, Dayan.org sitesinde yayınlanan makalesinin girişinde uzun uzun Osmanlı İslam Devleti zamanında İber Yarımadası’ndan kovulan Yahudilerin Anadolu’ya getirilmesine ve sonra günümüze kadar yaşananlara değindi.
Filsitin’i işgal eden ve Müslümanların kanını akıtan gasıp Yahudi varlığına şirin gözükmek adına taahhütlerde bulunan Mercan’ın ifadeleri şöyle:
“Bugün, Türkiye'nin Yahudi vatandaşları, yüzüncü yılına yaklaşırken Türkiye Cumhuriyeti'ni zenginleştirmeye ve katkıda bulunmaya devam ediyor. Türkiye tarihimiz boyunca Yahudilerin yurtlarından sürülmesinin kaynağı olmadı, olmayacak da. Türk tarihinin hiçbir döneminde sözde bir Yahudi sorunu olmamıştır. Ne antisemitizm, ne de Yahudilere karşı herhangi bir tür bağnazlık Anadolu'da kök salmadı.”
“Rahmetli Haim Herzog”
Gasıp Yahudi varlığının Cumhurbaşkanı Herzog’un Ankara’da Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından törenlerle ağırlanmasına da değinen Mercan şöyle devam etti:
“Türkiye ile ‘İsrail’ arasında 14 yıl aradan sonra gerçekleştirilen ilk Cumhurbaşkanlığı ziyaretinin önemini ve sembolizmini daha iyi anlamak için bu tarihi hatırlamak gerekiyor. Başkan Herzog, 9 Mart'ta Türkiye'nin başkenti Ankara'ya indiği andan itibaren bu sözlerle işaretlenmiş uçağı görünür bir barış ve ortaklık mesajı getirdi. Rahmetli Haim Herzog'un 30 yıl önce İber Yarımadası'ndan Osmanlı İmparatorluğu'na göçünün 500. yıl dönümü dolayısıyla Türkiye'yi ziyaretinde aldığı resepsiyona benzer şekilde, Cumhurbaşkanı Herzog ve heyeti, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından sıcak bir şekilde karşılandı.”
Hasan Murat Mercan’ın bugün mukaddes toprakları işgal ederek oluk oluk Müslüman kanı akıtan “İsrail” ile Ankara’nın el sıkışma ihanetini, Osmanlı İslam Devleti’nin tebasından olan Yahudilere adaletle davranmasına benzeterek üstünü örtmeye gayret ettiği dikkat çekiyor. Bu ihaneti meşru bir zemine oturtmaya çalışan Mercan, İslam nizamının adil yönetimini bir perde olarak kullanmayı da ihmal etmiyor. Ayrıca halkları da “Türk ve İsrail halkları, bu vizyonu gerçekleştirmeleri ve Türk-İsrail ilişkilerini karşılıklı güven ve karşılıklı bağımlılığa dayalı olarak yapıcı bir şekilde dönüştürme fırsatını yakalamaları için cumhurbaşkanlarını desteklemelidir.” ifadeleriyle bu ihanete karşı çıkmamaya çağırıyor.
“Yeni Uluslararası Sistem”
Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Mercan, zaten normalleşme ihanetinin arkasında olan ABD’nin de Türkiye ile “İsrail” arasındaki iş birliğini teşvik etmesi gerektiğini vurgulayarak çeşitli bölgelerde hayata geçirilmesi düşünülen planları, “Daha geniş Ortadoğu” ve “Yeni Uluslararası sistem” ifadelerini zikrediyor:
“Bölgemizdeki kötü niyetli aktörler ve faaliyetleri ile uğraşmak, gelişmiş koordinasyon için özel bir alandır. Türk-‘İsrail’ ortaklığı, daha geniş Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki (MENA) istikrarsızlaştırıcı hamleleri daha da frenlemek için etkili olacaktır. Türkiye-‘İsrail’in bölgesel meselelere şeffaf katılımı, diyalog ve diplomasiye öncelik verilmesi açısından örnek teşkil edecektir. Ayrıca, yapılandırılmış bir Türk-‘İsrail’ ortaklığının MENA dışındaki Kafkaslar, Orta Asya ve Sahra Altı Afrika gibi bölgelere sağlayacağı potansiyel kazanımları da gözden kaçırmamalıyız.
İki ülke arasında, terörün tüm biçimleri ve tezahürleriyle mücadeleye özel olarak odaklanan daha güçlü bir bölgesel güvenlik iş birliği, her iki ülkenin de ulusal güvenliğine katma değer sağlayacaktır.
Büyük güç rekabeti günümüz dünyasında baskın eğilim haline geliyor. Yüzleşme riskini taşıyan bu rekabet, vekil liderliğindeki etki alanlarının sözde değerini yok sayar. Büyük güçler yetenekli, istekli ve güvenilir devlet ortaklarına güvenmeye başladıkça, bölgelerarası ve bölge içi ittifaklar daha da anlamlı hale geliyor. Bölgesel aktörlerin bu ortamda birbirleriyle iş birliği yapabilmeleri iki nedenden dolayı üstün olacaktır: Bireysel güvenliklerini daha iyi konumlandırmak ve çıkarlarını çatışma tuzaklarından korumak için hizalamak.
Dolayısıyla, Türkiye ve ‘İsrail’in Trans-Atlantik çıkarlarını güçlendirmek için iş birliği alanları ve ortak çaba hatlarını keşfetmeleri için henüz kullanılmayan bir potansiyel bulunmaktadır. Büyük güç rekabeti çağı, devletler arası ittifakların ve ortaklıkların el üstünde tutulmasını ve beslenmesini gerektirir. Bu nedenle Türkiye ile ‘İsrail’ arasında yeniden canlanan iş birliği ABD tarafından da teşvik edilmelidir. Bu, diğer bölgesel ortakların katılımıyla, önümüzdeki yıllarda yeni bir uluslararası sistemin şekillendirilmesine öncülük edebilir.”
Mertcan, makalesinin devamında yine Ortadoğu’daki gelişmelerin şekillendirilmesi için Türkiye ile “İsrail”in oynayacağı role dikkat çekmesi ve bunu bizzat ABD’nin teşvik etmesi gerektiğini belirterek Washington’a mesaj yollaması dikkat çekiyor.
Mertcan şöyle devam ediyor:
“Geçtiğimiz on yıllar boyunca, sahip olduğu yetenekler ve araçlar ne olursa olsun, hiçbir devletin çağdaş zorlukları tek başına ele alabilecek durumda olmadığına birçok kez tanık olduk. Türkiye-‘İsrail’ yakınlaşmasının yeniden başlaması, büyük güç rekabetinden kaynaklanan Ortadoğu'daki gelişmeleri de şekillendirecek bir oyun değiştirici olacaktır.
Son zamanlardaki ve devam eden çatışmalar, bölgemizin çeşitlendirilmiş enerji tedarik yollarının eksikliğinde bir başka kırılganlık daha ortaya koydu. Bölgesel enerji yataklarının çıkarılmasına ilişkin gerçekçi olmayan planlardan vazgeçmenin ve bölgenin kaynaklarının paylaşımı ve taşınması için gerçek iş birliği modelleri aramaya başlamanın tam zamanı. Türkiye-‘İsrail’ uzlaşması, hiç şüphesiz, hidrokarbonların, özellikle de doğalgazın araştırılması, üretilmesi, taşınması ve pazarlanmasına yeni bir ivme kazandıracaktır.”
“Yazısının Sonunda Sözde de Olsa Filistin’e Yer Veriyor”
Makalenin sonunda bir cümle içinde Filistin’i zikrederek işgal ve katliamlara maruz kalan Müslümanlara ne kadar önem verdiğini ortaya koyan Mertcan, ayrıca bir zamanlar Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “‘İsrail’e ihtiyacımız var” sözüne benzer olarak “yakın ortaklık zorunlu” ifadesini kullandığı dikkat çekiyor.
Mertcan’ın makalesi aşağıdaki paragrafla sonlanıyor:
“Türkiye ve ‘İsrail'in tek bir üst düzey ziyaretten sonra her konuyu görüşmeyeceklerini beklemek doğaldır. Filistin meselesi ve Filistinlilerin geleceği de dahil olmak üzere kalan bazı görüş ayrılıkları bir gecede ortadan kalkmayacak. Ancak Türkiye ve ‘İsrail'in jeostratejik çıkarları, yakın ve çok katmanlı bir ortaklığı zorunlu kılıyor. Türkiye ve ‘İsrail’, farklı görüşleri bir kenara bırakırken, ortaklıklarını geliştirebilmeli ve sürdürülebilir bir diyalog geliştirebilmelidir.
BM'nin ikinci Genel Sekreteri Dag Hammarskjöld'ün bir zamanlar dediği gibi, ‘Kaderimizin çerçevesini seçmemize izin verilmiyor. Ama içine koyduğumuz şey bizimdir.”
Ankara, Biden yönetiminin iş başı yapmasıyla birlikte darbeci Sisi rejimi ve “İsrail” ile ilişkilerde 180 derecelik bir dönüş yaptı. Bu dönüşümün Biden yönetiminin Ortadoğu için benimsediği yeni üsluplardan kaynaklandığı düşünülüyor. Biden yönetimi asıl hedef olarak belirlediği Çin’i çevreleme ve Rusya ile Çin arasındaki bağı koparma siyasetine konsantre olabilmek için diğer bölgelerdeki ihtilafların sona erdirilmesini istiyor.
Dış siyasette ABD’nin siyasi ekseninde hareket eden devletler, Washington’ın elini rahatlatmak için yıllardır sürdürdükleri zahiri husumeti bir anda sona erdirmesi, kamuoyunun anlam vermekte güçlük çektiği bir manevra olarak tanımlanabiliyor. Başkentler bu hızlı dönüşü ise menfaat ve bölgesel çıkar gibi süslü sözlerle örtmek için çaba sarf ederek iç kamuoyunu teskin etmeye çalışıyorlar.

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi








