
Hizb-ut Tahrir, Suriye’nin kuzeydoğusunda büyük bir ivme kazanan olayların ardından SDG’nin (Suriye Demokratik Güçleri) bölgeler üzerindeki kontrolünü olağanüstü bir hızla kaybetmesi ve bu bölgelerin Suriye rejiminin eline geçmesini konu alan ve bu büyük değişimin perde arkasına ışık tutan bir siyasi analiz yayımladı.
Suriye’de Esed hanedanlığının son bulması ve Ahmed Şara liderliğindeki yeni yönetimin iş başı yapmasının ardından Suriye’nin kuzeyinde SDG ile yaşanan çatışmalar dünya gündeminde halen yerini koruyor.
“Hem rejimin hem de SDG'nin ABD ile işbirliği içinde olduğu göz önüne alındığında, yaşananların nasıl izah edilebileceği?” sorusunu yanıtlayan analizin ilk kısmında, Washington yönetiminin SDG’yi ortaya çıkarma ve verdiği desteklere geniş yer ayrılıyor.
SDG’nin, Türkiye tarafından Suriye’nin kuzeydoğusundaki DAEŞ ile mücadele kapsamında kurulan Amerikan politikasına olan muhalefetine uzun süre direnç gösterdiğine dikkat çekilirken, Washington’ın, İslâmî Hilâfet’in Şam’dan doğması durumunda, İslâm’a karşı yürüteceği savaşın araçlarını önceden hazırlama çabasının bir parçası olarak bu grubu desteklediği de vurgulanıyor ve şöyle devam ediliyor:
“Bugün Trump, Ahmed el-Şara hükümetinin, Amerika’nın bölgedeki çıkarlarını gerçekleştirme konusunda daha muktedir ve ehil olduğu görüşündedir. Bu çıkarların en başında da şu iki husus gelmektedir: İslâm’ın yönetim sistemini Suriye’den uzak tutmak; Yahudi varlığının Suriye ve Filistin’deki taleplerine boyun eğmek; böylece sabah akşam saldırsa dahi bu varlığı karşı en ufak bir direniş göstermemek! Bu nedenle Trump ve bakanları, SDG’nin artık miadını doldurduğuna ve bölgede Amerikan çıkarlarına hizmet etme sırasının artık Suriye’deki merkezi rejime geçtiğine dair bir tutum sergilemişlerdir... Bu durum artık gizli saklı olmadığı gibi, Türkiye ve Suriye Cumhurbaşkanlarının yanı sıra ABD’nin Suriye Temsilcisi Tom Barrack’ın bölgeye düzenlediği saha ziyaretleri sırasında gece gündüz dile getirdiği bir ajandadır”
ABD Suriye Özel Temsilcisi Thomas Barrack’ın, “DEAŞ ile mücadelede sahadaki ana güç olarak SDG’nin temel amacı büyük ölçüde sona ermiştir” ifadesine ve SDG’nin miadının dolduğunun altını çizdiği diğer açıklamalara da yer verilen analizde, entegrasyon çalışmalarına ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, silah bırakma çağrılarına da yer veriliyor.
Bu kapsamda, “Amerika’nın Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara’ya SDG’yi bitirmesi için yeşil ışık yaktığı açıkça anlaşılıyor. Amerika, bugün bu niyetini gizlemediği gibi, herhangi bir diplomatik dil kullanma zahmetine bile girmiyor.” denilerek sahayı şekillendiren asıl gücün ve rolleri dağıtanın ABD olduğu vurgulanarak, Sahadaki gelişmelerle birlikte şu başlıklara dikkat çekiliyor:
1-Bir Ajanın başka bir ajanla değiştirilmesi meselesi:
Bu başlıkta 26 Temmuz 2025 tarihinde yayınlanan siyasi analizden alıntı yapılıyor: “Böylece, ABD’nin Suriye planının, bir ajanı diğer bir ajanla değiştirmek gibi temel bir ilkeye dayandığı anlaşılıyor. Bu amaçla Türkiye’ye, Beşşar rejimini devirmek ve yerine kendisine bağlı yeni bir rejim kurmak için yeşil ışık yakmıştır.” Bu kapsamda Ankara’nın Golani olarak bilinen Ahmed Şara’yı yönetime hazırlamak için çalıştığı ifade ediliyor.
Şartlar olgunlaşınca Türkiye’nin, Amerika adına İran ve Rusya ile temasa geçerek bu iki ülkenin Suriye’deki güçlerini nötralize hale getirmeye başladığına, Amerika’nın da Beşşar’dan ülkeyi teslim etmesini istediğine vurgu yapılıyor. Nitekim olayların böyle geliştiği ve eski ajanın yerine yenisinin getirildiği, bu süreçte Türkiye’nin, Amerika’nın bu yeni ajanla temasında köprü görevi görmeye devam etmiş olduğu ifade ediliyor
2-“Amerika, yeni ajanından daha fazla (haram işlemesini) istemeye başlamış; Türkiye’nin de teşvikiyle Ahmed el-Şara, Amerika’nın isteklerini yerine getirdiğini ispatlamaya koyulmuş, böylece üzerinde Tevhid ibaresi bulunan sancağı terk ederek yerine laik bir sancak benimsemiştir! Beşşar’ın kalıntıları için af çıkarırken, içinde yaşadığımız bu ceberut saltanattan sonra Rasûlullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdesini gerçekleştirmek için çalışan Hilafet gençlerini zindanlara atmaya devam etmiştir..”
3-“Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye’deki mevcut sorunlardan çıkış yollarını ele almak üzere, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’nın Washington ziyareti ve ABD Başkanı Trump ile görüşmesiyle eş zamanlı olarak Beyaz Saray’da temaslarda bulundu”
4-“Amerika bu süreçte, Ahmed el-Şara’nın kendisine sadık bir ajan olduğunu kanıtladığından emin olmak için Suriye üzerindeki yaptırımları aşamalı olarak kaldırmaya başladı.”
Analizde, mevcut gelişmeler sırasında SDG güçlerinin bölgelerden çekilmeye başladığı ve SDG içindeki özellikle örgütün Irak kolu PKK ile iş birliği yapan şahin kanadın, Amerikan politikasında kendileri için bir gedik açılabilme ümidiyle anlaşmanın uygulanmasını sürekli ertelediğine de yer veriliyor.
Suriye hükümeti, SDG militanlarının orduya ve iç güvenlik birimlerine entegrasyonunun bir blok ya da askeri birlikler şeklindeki ısrarına karşı çıktığına ve bireysel bazda gerçekleşeceğini açıkladığına değinilerek bunun karşılığında hükümetin, bölge halkının kültürel haklarına dair bazı güvenceler verdiğine ayrıca Beşşar Esed zamanında verilmeyen vatandaşlık hakkının verilmesi gibi vaatlerde bulunduğuna da değiniliyor.
Analizde DEAŞ mahkumlarının Irak’a nakline değinilerek ateşkesin 15 gün uzatılmasının da bundan kaynaklandığı hatırlatılırken, analizin son bölümünde Suriye’deki mevcut durum şu şekilde okunuyor ve mevcut Suriye yönetimine uyarıda bulunuluyor:
“Suriye halkının rejimi değiştirmek ve yerine İslam’ın yönetimini ikame etmek için verdiği tüm o muazzam fedakârlıklardan sonra, Suriye’nin bugün Amerika’nın bir oyuncağı haline gelmesi son derece acı vericidir! Amerika, bu eğreti koltuklara oturmak, bu koltukları korumak ve tüm Suriye toprakları üzerinde kontrolü sağlamak için ruhunu Amerika’ya hizmete adayan ve ruhlarını ucuza satan karakterleri satın alabilmeyi başarmıştır. Onlar İslam’ı uygulamaktan ve işgal edilmiş toprakları kurtarmak için cihat etmekten bile vazgeçmişlerdir! Dahası Suriye’yi, kaçak mücrim Beşşar Esed’in bile cüret edemediği düşmanla (Yahudi varlığıyla) olan savaş cephesinden bile tamamen çıkarmıştır! Suriye’nin şu anki yöneticisi, Amerika’nın kucağına atılmanın kendisini o koltukta ebediyen tutamayacağını, Amerika kendisinden daha iyi hizmet edecek bir ajan bulduğunda onu bir anda harcamaktan çekinmeyeceğini ya unutuyor ya da unutmuş gibi görünüyor.”
Hizb-ut Tahrir’in yayımladığı, “Suriye Olayları ve SDG’nin Geri Çekilmesi” başlıklı detaylı analizin tamamını aşağıdaki görseli tıklayarak ulaşabilirsiniz…


