"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

Şeyh Said’in Yaktığı Kıyam Ateşi 96 Yıla Rağmen Devam Ediyor!
30 Haziran 2021Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu

Şeyh Said’in Yaktığı Kıyam Ateşi 96 Yıla Rağmen Devam Ediyor!

Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu’nun 29 Haziran 2021 Salı günü gerçekleştirdiği Haftalık Gündem Değerlendirme Toplantısı’nda “Şeyh Said ve Arkadaşlarının Şehadetlerinin 96. Yıldönümü” ele alındı. Toplantıda ayrıca “Kanal İstanbul Projesi” hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.

Medya Bürosu Üyesi Muhammed Emin Yıldırım, Şeyh Said ve arkadaşlarının, Hilâfetin kaldırılıp yerine laikliğin ve demokrasinin getirildiğini duyduklarında şeri hüküm gereğince hiç beklemeden kıyam ettiklerini söyledi.

Bazı değerler vardır ki onların insan için yaşamaktan daha önemli olduğuna dikkat çeken Yıldırım, şöyle konuştu: “Çünkü bilir ki, o değer olmadan yaşamın bir anlamı olmayacak. Çünkü bilir ki, o değeri kaybederse ahiretini de kaybedecek. İşte bu bilinçle hareket eden Şeyh Said ve arkadaşları tam 96 yıl önce bugün 29 Haziran 1925 de Diyarbakır Dağ Kapı meydanında asılarak idam edildiler. Onlar Yusuf Aleyhi’s Selam gibi ‘Muhakkak ki zindan, onların benden istediği şeyden daha hayırlıdır.’ demişlerdi. Şeyh ile arkadaşları belki de şehit edileceklerini bildikleri hâlde tereddüt etmediler ve kıyamdan vazgeçmediler. Evet, her insan gibi onlarda ecelleri geldiği için öldüler. Şeyhi yalnız bırakıp üzerlerine vacip olanı terk edenler ise biraz daha yaşadılar. Ama şimdi onlardan hiçbirisi hatırlanmıyor. Adları unutuldu… Ancak Şeyh Said öyle bir kıyam ateşi yaktı ki bu ateş aradan geçen 96 yıla rağmen halen devam ediyor. Hem de ihanetlere, kandırmacalara ve manipülasyonlara rağmen…”

Şeyh Said’in başlattığı bu kıyamdan ötürü Müslüman Kürt halkının Kemalist rejim tarafından yıllarca düşman görüldüğünü dile getiren Muhammed Emin Yıldırım, “Çanakkale’yi, Yemen’i, Sarıkamış’ı unutan ve her bir Müslümanı düşman kabul eden Kemalist rejimin Şeyh Said öfkesi dinmek bilmedi. Öfkeyle hareket edince de hata üstüne hata, zulüm üstüne zulüm işledi bu laik rejim… İşte bu hataları fırsat gören sömürgeciler, Şeyh Said gibi İslâm için, Hilâfet için kıyama kalkan Müslümanların topraklarından komünist ve ateist mirasçılar devşirdiler. Böylece 40 yıldır süregelen bir terör sorunu ve bir türlü çözülemeyen bir ‘Kürt meselemiz’ oldu. Bugün milyonlarca Müslüman şehadetinin sene-i devriyesinde hâlen daha Şeyh Said ve arkadaşlarını hayırla yâd ederken, Müslümanların arasına fitne sokan, İslâm’ın emirleri yerine Batılı devletlerin nizamlarını tesis eden hainler lanetle anılıyor. Hz. Ömer’in dediği gibi; ‘Sizin ölüleriniz cehennemde bizim ölülerimiz ise cennettedir. İşte uğrunda hayatlarımızı feda ettiğimiz fark budur!’ Tekraren şehadetlerinin 96. Yıldönümünde Şeyh Said ve arkadaşlarını rahmetle anıyoruz. Onların yıkılışını engelleyemedikleri Hilâfet’in yeniden kurulması için yıllardır çalışıyoruz; zafer bize ulaşana kadar da çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kulandı.

KANAL İSTANBUL NE İÇİN YAPILIYOR?

Gündem Değerlendirme Toplantısı’nın diğer bir konusu da, geçtiğimiz günlerde ilk köprüsünün temeli atılan “Kanal İstanbul Projesi” oldu.

Medya Bürosu Üyesi Muhammed Emin Yıldırım, Kanal İstanbul projesinin uluslararası bir mesele olduğunu, meselenin bir tarafında Amerika’nın diğer tarafında Rusya’nın bulunduğunu söyledi.

“Dünyanın neresinde görülmüştür? Bir devlet başka devletlerin kendisi üzerine egemen olmasını kabul ederek acziyet sergiliyor, bu acziyetini de topraklarında yeni bir deniz yolu kanalı açmak suretiyle gidereceğini söylüyor.” ifadelerini kullanan Yıldırım,” Adına da ‘çılgın proje’ deniyor. Buna olsa olsa ‘ithal proje’ denir; dense dense ‘Amerikan projesi’ denir.” şeklinde konuştu.

Muhammed Emin Yıldırım, ABD’nin Montrö Boğazlar sözleşmesini ulusal çıkarları için engel gördüğüne dikkat çekerek şunları söyledi**: “ABD Türkiye Büyükelçisi Ross Wilson, 3 Mart 2006’da Ankara’da bir açıklama yaptı ve** ‘Montrö Antlaşması oldukça açık. Ve biz Karadeniz’in uluslararası sularda bulunmasından kaynaklanan haklarımızdan yararlanmak istiyoruz. Yani gerektiğinde gemilerimiz buraya girebilir” dedi. Bu açıklamalar da gösteriyor ki ABD Montrö’deki kısıtlamalardan rahatsız ve bir şekilde bu sözleşmeyi bypass etmek, Karadeniz’e sınırsız ve kontrolsüz bir şekilde yerleşmek ve Rusya’nın bu bölgede istediği gibi hareket etmesinin önüne geçmek istiyor. Kanal İstanbul Projesinin rant kısmı elbette vardır ama meselenin özü bundan ibarettir.”

___

Gündem Değerlendirme Toplantısı’nın tamamını okumak için tıklayın.