Şara Yönetiminden Hizb-ut Tahrir Gençlerine 180 Yıl Ceza
03 Ocak 2026

Şara Yönetiminden Hizb-ut Tahrir Gençlerine 180 Yıl Ceza

Köklü Değişim Medya

Şam yönetimi, Suriye’de azınlıklara yönelik yumuşak ve koruyucu adımlar atıp, Esed rejimi artıklarını bile serbest bırakırken, Hizb-ut Tahrir’e karşı baskı ve zulmünü yargı yoluyla sürdürüyor.

Suriye yönetimi, 2,5 yıldır İdlib'de hapsettiği Hizb-ut Tahrir Suriye Medya Bürosu Başkanı Ahmed Abdulvahhab ve 25 Hizb-ut Tahrir üyesine barışçıl gösterilerle fikirlerini ifade etmeleri sonrası başlatılan yargı sürecinin ardından 180 yıl hapis cezası verdi.

Köklü-Değişim,Şara-Yönetimi-Hizb-ut-Tahrir'e-Ceza-Yağdırdı.jpg

İdlib’te 2019 yılından beri kontrolü elinde tutan Muhammed Colani liderliğindeki HTŞ grubu, Esed devrilmeden önce rejim ile normalleşmeye razı olmayan, rejime karşı cephelerin yeniden açılmasını talep eden kim varsa tutuklamalar yaptığı biliniyor.

HTŞ’nin, o günlerde Esed yönetimine benzer bir yöntemle hiçbir mahremiyet gözetmeden evlere baskınlar düzenlemesi farklı çevreler tarafından da eleştirilmişti.

Bu süreç 2019 yıllında Hizb-ut Tahrir üyesi iki Müslüman’ın İdlib’in Atme kasabasında HTŞ tarafından tutuklanmasıyla başlamıştı. Hizb-ut Tahrir o tarihlerde; “ABD'nin Siyasi Çözümüne HAYIR! Rejimin Devrilmesi ve Hilâfet'in İkamesine EVET!” isimli bir kampanya başlatmıştı. Amerika’nın sinsi planlarını ifşa eden bu çağrı üzerine, o gün İdlib’i kontrol eden HTŞ tarafından Hizb-ut Tahrir üyelerinin evlerine baskınlar yapılmış ve tutuklamalar gerçekleştirilmişti. Tutuklamaya karşı çıkan gençlerin aileleri birçok hakarete ve eziyete maruz kalmıştılar. Bu olaydan sonra HTŞ’nin bu sert eylemleri, bölgenin her tarafında yayılarak devam etti.

Ardından Suriye devriminin 12. Yıldönümü münasebetiyle Hizb-ut Tahrir’in yaptığı çalışmalar HTŞ tarafında rahatsızlık yarattı. Hizb-ut Tahrir, bahsi geçen kampanyaya “İrademizi Geri Alacağız! - Devrimcilerin Talebi İslâm’ın Hâkimiyeti!” başlığını vermişti. Ve bu kampanyaya İdlib’de 30’dan fazla bölgeden aşiretler, gruplar, aktivistler destek vermişti.

HTŞ, bu çalışmadan sonra baskıyı daha da artırarak Hizb-ut Tahrir’e yönelik tutuklama furyası başlattı. 7 Mayıs sabahı içlerinde İdlib’de yaşayan aktivistler, grup liderleri ve Hizb-ut Tahrir Suriye Medya Bürosu başkan ve üyelerinin olduğu onlarca Müslüman şafak baskınlarıyla tutuklandılar.

HTŞ'nin baskı ve tutuklamaları sadece Hizb-ut Tahrir üyeleri ile de sınırlı kalmadı. Suriye rejimi ile normalleşmeye karşı çıkan birçok grup farklı bahaneler ile aynı şekilde muamele görüyorlar. Bunların içinde bağımsız direniş grubu komutanları, aktivistler, alimler ve aşiret liderleri de bulunuyordu.

Hatırlanacağı üzere o günlerde Ankara’nın Esed rejimi ile “normalleşme” girişimleri sürüyor ve Şara liderliğindeki HTŞ de buna paralel adımlar atıyordu.

Bugün ise ABD ve Avrupalı liderlerin isteği ile Hristiyan, Nusayri, silahlarla isyan eden Dürzilere ve eski rejim artıklarına bile kucak açan ve koruma altına alan Şara yönetimi, ifade özgürlüğünü savunduğunu ifade ederken barışçıl gösterilerle fikirlerini ifade eden Hizb-ut Tahrir üyelerine karşı yargı eliyle baskıyı sürdürüyor.