"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

Köklü Değişim Diyarbakır Temsilciliği’nden Ekrandaki Irkçılığa Tepki!
25 Ağustos 2021Köklü Değişim Medya

Köklü Değişim Diyarbakır Temsilciliği’nden Ekrandaki Irkçılığa Tepki!

Köklü Değişim Medya

Didem Arslan Yılmaz, telefonla yayına bağlanan konuğu Kürtçe konuştuğu için “Burası Türkiye Cumhuriyeti” diyerek yayından alması ve histeri nöbetine tutulmuş bir tavırla ırkçı açıklamalarda bulunması büyük tepkiye neden oldu. Köklü Değişim Diyarbakır Temsilcilcisi Burhan ERCAN, Çêlikê Mara Bê Jahr Nabın (Yılanın Yavrusu Zehirsiz Olmaz) Kürtçe başlıklı açıklamasında,“Bu sistem bizi bölen, ötekileştiren ulusçu, ırkçı yaklaşımlardan sıyrılıp bizleri kardeş kılan ümmet esası ile İslam temelinde inşa edilmediği müddetçe sistemin yetiştirdiği bireyler zehir kusmaya devam edecektir.” ifadelerine yer verdi.

Köklü Değişim Diyarbakır Temsilciliği’nden Ekrandaki Irkçılığa Tepki!

Canlı yayında yaşanan olayla ilgili açıklamada bulunan Köklü Değişim Diyarbakır Temsilcilisi Burhan Ercan, Çêlikê Mara Bê Jahr Nabın (Yılanın Yavrusu Zehirsiz Olmaz) Kürtçe başlığıyla yaptığı açıklamada şu ifadelerle ekrandaki ırkçılığa tepki gösterdi:

Çêlikê Mara Bê Jahr Nabın (Yılanın Yavrusu Zehirsiz Olmaz)

“Toplumsal yozlaşmanın föktörlerinden gündüz kuşağı kadın programlarından birinin sunucusu olan Didem Arslan, Türkiye’de milyonlarca insanın konuştuğu Kürtçe için çirkin ifadeler kullanarak konuğun konuşmasını engelleyerek:

Doğru düzgün Türkçe konuşsa anlayacağız. Burası Türkiye Cumhuriyeti yani, olmaz öyle şey. O dili bilmiyoruz ki biz. Bilsek anlayacağız da konuşacağız da bilmiyorum.’ diyerek tepki gösterdi.

Allah Azze ve Celle Rum Suresi 22 ayette ; "O’nun kanıtlarından biri de, gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olmasıdır. Kuşkusuz bunda bilenler için ibretler vardır." buyurduğu halde bir halkın dilini yok sayma gibi müstekbir bir tavır ırkçılık ve faşizmin çukuruna yuvarlanan kirli bir zihniyetin dışa vurumudur. Didem Arslan, " Burası Türkiye Cumhuriyeti "derken ulusçuluk/imha/inkar temelinde inşa edilen sistemde Cumhuriyet kadının tavrını ortaya koymuştur. Demokratik laik rejimin yetiştirdiği mankurtlaşmış bir prototiptir sadece. Bu üstüncü ve nobran tavır, rejim kurulduğu günden beri Kürtlere yönelik yok sayma ve asimile etme politikasının sonucudur.

Bu gerçekleşen meşum olay, insan hakları denilince mangalda kül bırakmayan zevatların mesele Kürtler olunca tüm değerleri ve ilkeleri rafa kaldırdığının göstergesidir. Kendi anadillerine bağlılık ve sevgi gösterenlerin insani değerlerden ve empatiden soyutlanarak bir milletin anadiline yönelik her türlü çirkin yaklaşımı sergileyebileceklerinin göstergesidir.

"Çêlikê mara bê jahr nabın" yani;

Yılanın yavrusu zehirsiz olmaz. Bu sistem bizi bölen, ötekileştiren ulusçu, ırkçı yaklaşımlardan sıyrılıp bizleri kardeş kılan ümmet esası ile İslam temelinde inşa edilmediği müddetçe sistemin yetiştirdiği bireyler zehir kusmaya devam edecektir.

Bir dilin/Kürtçe'nin yok sayılması aynı zamanda o dile ait Ahmedi Xani, Melaye Ciziri ve Feqiye Teyran gibi değerlerin yok sayılmasıdır. O dili konuşan milyonların yok sayılmasıdır. Bilinmeyen dil denilerek yok sayılan Kürtçe ile onbinlerce eser kaleme alınmışken Allah’ın ayetlerinden olan dillerin yok sayılmasını ve sergilenen çirkin tavrı kınıyorum.”

Burhan ERCAN

Irkçılık yaygın bir şekilde dünya çapında pandemiye dönüşürken, Türkiye’de de siyaset ve medyanın kullandığı ilkel ırkçı dil topluma bulaşarak utanç verici olayların yaşanmasına neden oluyor. Son olarak Ankara Altındağ’da yaşanan olaylarda ırkçı söylemlerle galeyana getirilen halk Suriyeli Müslümanların evlerini ve işyerlerini taşlayıp, yağmalamıştı. Önceki gün de İstanbul Bağımsız Milletvekili Ümit Özdağ, Kırşehir’de dükkan açıp ailesinin nafakasını kazanmaya çalışan bir Afgan esnafın resmini paylaşıp alenen hedef göstermişti.

Dün ise Didem Arslan Yılmaz’ın televizyonda canlı yayınlanan programına telefonla bağlanan bir kadını Kürtçe konuştuğu için "Burası Türkiye Cumhuriyeti" diyerek yayından aldı ve şu çirkin açıklamayı yaptı:

“Hayır hayır Türkan hanım, bizim de anlamamız lazım. Türkan hanımı hattan alalım. Kızlara hakaret edemez, böyle de konuşamaz, biraz da anlarım ben Kürtçeden kesinlikle olmaz. Halayla konuşun doğru düzgün Türkçe konuşsa anlayacağız. Burası Türkiye Cumhuriyeti yani. Doğu dili bilmiyoruz, bilsek anlayacağız da konuşacağız da. Bilmiyorum.

Bu olay üzerine sosyal medyada #haddinibildidemarslan etiketine binlerce tweet atıldı. Vatandaşlar en çok “Doğru düzgün Türkçe konuşsana, Burası Türkiye Cumhuriyeti ve Doğu dili bilmiyoruz” ifadelerine tepki gösterdi.

Tepkiler üzerine Yılmaz, “Kürtçe konuşanlarla hiçbir sorunum yok, incinen vatandaşlarımızdan özür dilerim.” dedi.

Medyada ve siyasette ırkçı ve kemalist güruh, bu toprağın asli unsurlarının diline, örfüne karşı aşağılayıcı dil kullanıp, hakarette bulunurken, ülkede gerçekleşen her olumsuz olayda İslam ve Müslümanlar hedef alınıyor. Batı’ya meftun kendisi olmaktan utanan bir avuç azınlık, bu coğrafyanın asıl sahiplerine her fırsatta kin ve nefret kusuyor.