![Hizb-ut Tahrir Türkiye Haftalık Değerlendirme Toplantısı - [21 Nisan 2020]](/_next/image?url=https%3A%2F%2Fapi.kokludegisim.net%2Fuploads%2F1587548184_9c621bad5a.jpeg&w=3840&q=75)
Hizb-ut Tahrir Türkiye Haftalık Değerlendirme Toplantısı - [21 Nisan 2020]
Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Başkanı Mahmut KAR, gündem değerlendirme toplantısında önemli konulara temas etti.
Mahmut KAR, dünyanın koronavirüs pandemisi sonrası içine düştüğü siyasi boşluğu gündemine aldı ilk önce… Kapitalizmin açmazlarının iyice ifşa olması ve çözümlerinin tıkanmasının ardından ortaya çıkan küresel sistem boşluğunu ancak İslâm’ın dolduracağını ve küresel değişimin liderliğini İslâm’ın üstleneceğini ifade etti.
Kar, daha sonra geçtiğimiz günlerde yasalaşan infaz yasasına değinerek toplum vicdanında açtığı yarayı gözler önüne serdi. “Bu yasaya el kaldıran her bir milletvekiline soruyorum” diyen Mahmut Kar, “Bu yasada adalet nerede? Eşitlik nerede? Bu vebalin altından nasıl kalkacaksınız?” diye sorarak yasaya onay veren milletvekillerini vicdan muhasebesi yapmaya davet etti.
Son olarak; Hizb-ut Tahrir’in her sene olduğu gibi bu sene de Hicri Ramazan 1441 yılına özel olarak bir kampanya başlattığını ifade eden Mahmut KAR, bu seneki kampanyaya “Ramazan Arınma Zamanı” adını verdiklerini söyledi.
İşte, Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar’ın dün akşam gerçekleştirdiği Haftalık Değerlendirme Toplantısının tam metnini istifadenize sunuyoruz:
KÜRESEL DEĞİŞİMİN LİDERLİĞİNİ İSLÂM ÜSTLENECEK!
Dünya koronavirüsü konuşuyor; yöneticiler, ekonomistler, düşünürler, stratejistler… Herkes ama herkes hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını söylüyor. Ülkelerin yönetimleri, liderler, covid-19 ile çok büyük bir krize giren finans ve ekonomik sistemin çöküşünü artık gizleyemiyorlar. Krizleri yönetmede gösterdikleri başarısızlık açığa çıktı; halklar yönetimlerin çaresizliğini, bu düzenin, kapitalist sistemin çöktüğünü artık görebiliyorlar.
Bakın, dünyanın en donanımlı hastanelerine, en gelişmiş laboratuvarlarına sahip olduğunu iddia ediyordu ABD… Ne oldu? Sağlık sistemi çöktü, yoğun bakım üniteleri doldu, cesetler toplu mezarlara gömülüyor. ABD, sağlık hizmetlerine yılda 3,6 trilyon dolar bütçe ayırıyordu, ama bu bütçenin 3/4’ü sigorta şirketleri ve ilaç şirketlerine aktarılıyor. Yani kapitalist yöneticiler, vatandaşlarının sağlığını değil devasa büyüklükteki ilaç ve sigorta şirketlerini önemsiyorlar.
Avrupa’ya gelince; orada da durum içler acısı… İtalya, İspanya, Fransa ve İngiltere’nin yaşadığı trajedi ortada… Hastanelerin %75’inin doktor ve hemşire aradığı Almanya sağlık sisteminin çökme riski ile yaşıyor.
Kıymetli Müslümanlar!
Belki abarttığımızı düşünüyor olabilirsiniz ama bu çöküşü sadece biz söylemiyoruz. Batılı düşünür ve stratejistler de bunu söylüyorlar. Size bir örnek vereyim: ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger; o da bunu söylüyor ve ülke liderlerine bazı tavsiyelerde bulunuyor. Ve diyor ki: “bu çöküşü bölgesel ve ulusal temelde vereceğiniz bir mücadele ile engelleyemezsiniz, çünkü virüsün toplumu çözücü etkisi sınır tanımıyor.” Yani “hepiniz aynı gemidesiniz batan gemiden hiçbiriniz kurtulamayacaksınız, onun için bencil davranmayın, el ele verin, güç birliği yapın.” diyor.
Şimdi, Türkiye’nin Batılı ülkelere ve işgalci Yahudi Varlığına niçin yardım gönderdiği daha da iyi anlaşılıyor değil mi? “Virüsün açığa çıkardığı siyasi ve ekonomik kargaşa nesiller boyunca sürebilir” diyerek bir gerçeği itiraf ediyor Kissinger… O gerçek ne peki? O gerçek şu: küresel siyaset ve ekonomik sistemi çökerten covid-19 değil; virüs sadece bu çöküşü ifşa etti, açığa çıkardı. Kapitalist sistem zaten çökmüştü ama bunu gizlemeye çalışıyorlardı.
Evet, Batılılar koronavirüs salgınının dünya düzenini ilelebet değiştireceğini haber veriyorlar.
Peki, Kıymetli Müslümanlar!
Yenidünya düzeninde küresel değişimin liderliğini kim üstlenecek, kim bu boşluğu doldurabilecek?
Virüsün yayılmasına sebep olan ve böylece ekonomisi altüst olan Çin mi? Küçücük bir virüs karşısında çaresiz kalan dünyanın en büyük süper gücü ABD mi yoksa modern tıbbın ve teknolojinin merkezi olan Avrupa mı? Hiçbirisi! Tüm dünyayı ele geçiren, kıtaları kontrol eden, halklara korku salan, toprakları işgal eden, servetleri sömüren, kendi despot nizamlarını mazlum halklara dayatan bu sömürgeci devletlerin hiçbiri bu boşluğu dolduramaz. Kendi toplumlarını dahi ifsat eden bu kâfir devletler dünyanın geleceğinde herhangi bir şekilde yer alamazlar, insanlığa hiçbir şey, hiçbir şey veremezler. Çünkü onlar şu an çökmüş olan ekonomik sistemlerini kurtarmaktan acizler.
O hâlde tek alternatif var!
Küresel değişimin liderliğini İslâm üstlenecek! Ancak kapitalist sistemin çöktüğünü gördükleri hâlde Türkiye ve diğer İslâm beldelerinin yöneticileri hâlâ onu, Batı’yı kurtarmak için çabalıyorlar. Hâlâ Batı’dan medet umuyorlar.
Behey basiretsiz yöneticiler! Hâlâ mı akıllanmayacaksınız? Neden görmüyorsunuz? Sömürgeci Batılı devletler çaresizken, kapitalist sistem çökerken, bu küresel sistemde oluşan siyasi boşluğu köklü bir değişim ile fırsata çevirmek için daha neyi bekliyorsunuz? Hâlâ Batılı ülkelerin bu krizden bir şekilde çıkacağına, onlardan ayrı hareket etmenin riskli olacağına mı inanıyorsunuz?
Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın şu kavline kulak verin!
مَثَلُ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ أَوْلِيَآءَ كَمَثَلِ ٱلْعَنكَبُوتِ ٱتَّخَذَتْ بَيْتاً وَإِنَّ أَوْهَنَ ٱلْبُيُوتِ لَبَيْتُ ٱلْعَنكَبُوتِ لَوْ كَانُواْ يَعْلَمُونَ
“Allah'tan başka dostlar edinenlerin durumu, örümceğin durumu gibidir. Örümcek bir yuva edinir; hâlbuki yuvaların en çürüğü şüphesiz örümcek yuvasıdır. Keşke bilselerdi!” [Ankebut 29]
Son olarak kıymetli Müslümanlar sizlere sesleniyorum:
Hiç şüpheniz olmasın, artık sömürgeci Kapitalizm çöküş sürecine girmiştir; sistemin zayıflığı ve acımasızlığı kanıtlanmıştır, haris liderlerinin başarısızlığı ifşa olmuştur. Dünya artık yepyeni bir değişim sürecindedir ve İslâm’dan başka hiçbir alternatif de yoktur. O hâlde ey Müslümanlar! İslâmî hayatı yeniden başlatmak üzere harekete geçmeye var mısınız? Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in sahabe efendilerimize emanet bıraktığı Râşidî Hilâfet Devleti’ni yeniden ikame etmek için Hizb-ut Tahrir ile çalışmaya var mısınız? Ecdadınız gibi tarih yazmaya, hayatınızı İslâm’a adamaya, dünyayı küfrün karanlıklarından İslâm’ın aydınlığına kavuşturmaya, İslâm’ın gölgesinde adalet, huzur, refah ve sağlık içinde yaşamaya var mısınız?
O hâlde kalkın ve harekete geçin!
لِمِثْلِ هَذَا فَلْيَعْمَلِ الْعَامِلُونَ
“Çalışanlar işte böylesi (bir kurtuluş) için çalışsınlar!” [Saffat 61]
İNFAZ YASASI VİCDANLARI YARALADI
Çıkmadan önce de üzerinde çok konuşuldu, şimdi sonrasında da konuşuluyor. Biz de bu kürsüden defalarca konuştuk, hatırlatma ve uyarılarda bulunduk. Ama hükumet ve muhalefet bildiklerini yaptılar. İnfaz yasasını meclisten geçirdiler. Cumhurbaşkanı Erdoğan “bu yasa vicdanları rahatlatacak” dedi ve uygulamaya koydu. Binlerce kişi tahliye edildi. Kim bunlar? İçlerinde masum tek bir insan var mı? İnfaz yasasıyla masum insanların canını yakan, hayallerini yıkan, elinde avucunda ne varsa çalan; hırsızlar, dolandırıcılar, gaspçılar, kapkaççılar, sahte çek-senet düzenleyenler dışarıda. Ama karşılıklı rıza ile evlenip sıcak bir yuva kuran, boy boy çocukları olan masum insanlar, sırf genç yaşta evlilik yaptıkları için hâlen içerideler. Üstelik bu insanlara söz vermiştiniz.
Elinde evlilik cüzdanıyla “benim nikâhlı kocam tecavüzcüm olarak cezaevinde yatıyor” diye feryat eden bir kadıncağızın çığlığı, sizin o taş kalpli yüreklerinize hiç mi etki etmedi? Tabii siz her zaman olduğu gibi mazlumların sesine değil Avrupa’nın sesine kulak verdiniz. İstanbul Sözleşmesi’ne aykırı olduğu için bu masumlara zindanları reva gördünüz. Genç yaşta evlilik mağduru on binlerce masumum ahı sizin yakanıza yapışacak ve elbette Hesap Günü’nde bunun hesabını vereceksiniz.
İnfaz yasasıyla mağdur bırakılan elbette sadece genç yaşta evlilik yapanlar değil… Hizb-ut Tahrir davasından haksız yere mahkûm edilen Müslümanlar da mağdurlar kervanında. Yargının en üst karar organı olan Anayasa Mahkemesi tarafından terörle hiçbir ilişkisinin olmadığı teyit edilen Hizb-ut Tahrirli gençleri neden bırakmadınız?
Size soruyorum: Anayasa Mahkemesi Hizb-ut Tahrir’in terör örgütü olmadığını söylerken siz nasıl oluyor da Hizb-ut Tahrir’i terör örgütü olarak kabul edip üyelerini infaz yasasının dışında bırakabiliyorsunuz? Evet, siz işte busunuz! İşinize nasıl gelirse öyle davranıyorsunuz. “Şahsa karşı işlenmiş suçlarda devletin affetmesi diye bir şey söz konusu olmaz” diyorsunuz ama şimdi hırlı-hırsız ne varsa affediyorsunuz. Üstelik o affettiğiniz kişiler dışarı çıkar çıkmaz suç işlemeye devam ediyor. Af yasasıyla cezaevinden çıkan bir şahıs İzmir’in Torbalı ilçesinde tartıştığı arkadaşının kafasını taşla ezerek öldürdü. İşte sizin salıverdiğiniz insanlar bunlar. İçeride bıraktığınız insanlar ise Allah’ın emirlerini yerine getirmekten başka derdi olmayan Müslümanlar.
Bu yasaya el kaldıran her bir milletvekiline soruyorum: Bu yasada adalet nerede? Eşitlik nerede? Bu vebalin altından nasıl kalkacaksınız? Ailesinden koparttığınız masumların hesabını nasıl vereceksiniz? Baba olmaktan başka hiçbir suçu olmayan bu insanların çocuklarının ahını nasıl taşıyacaksınız? Bu infaz yasası hem şer’î yönden, hem ahlaki yönden hem de adalet yönünden kabul edilemez bir yasadır. Bu nedenle derhal düzeltilmeli ve sadece masumlar cezaevinden salıverilmelidir.
RAMAZAN ARINMA ZAMANI
Ramazan-ı Şerif yaklaşıyor; yarın hilal gözetlenecek ve inşallah bir ya da iki gün sonra bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini de içinde barındıran Ramazan orucuna başlayacağız. Rabbimiz bizleri Ramazan ayına ve Kadir gecesine kavuştursun inşallah. İslâm ümmeti; beşerî nizamların zulümleri ve saçtıkları fesattan arınmış bir Ramazan ayını idrak etmeyeli neredeyse bir asır oldu.
Bir asırdır Müslümanlar hep buruk karşıladılar mübarek Ramazan ayını… Bazen Filistin’den, bazen Arakan’dan, bazen Irak’tan, bazen Suriye’den, bazen de Doğu Türkistan ve daha ismini sayamadığımız mazlum coğrafyalarımızdan yükselen feryatlar ve iniltiler ile karşıladık Ramazanları… Bu yıl bir farklı buruk karşılıyoruz Ramazan ayını… Camilerde cemaatle cuma ve teravih namazının hayrından mahrum karşılıyoruz Ramazan ayını bu yıl. Birlikte bereketli Ramazan sofralarında iftar yapmaktan da mahrum karşılıyoruz orucu. Rabbimiz Ramazan ayının bereketine ve hayrına gölge düşüren bütün etkenlerden bizleri bir an evvel arındırsın. Âmin…
Hizb-ut Tahrir olarak daha önceki yıllarda her Ramazan ayına bir isim verdik. Yeri geldi; fitne ile parçalanmış ümmete kardeş olmanın sorumluklarını hatırlatmak için “Ramazan Kardeşlik Zamanı” dedik. Yeri geldi; imanda, İslâm’da, sevinçte ve hüzünde birlik olmayı, oruçlarımız ve bayramlarımızın bir olmasını umarak “Ramazan Birlik Zamanı” dedik. Yine yeri geldi; Hilâfet’in yıkılmasından bu yana derin uykuya dalan İslâm ümmetini uykusundan uyandırmak gayesiyle “Ramazan Uyanış Zamanı” dedik.
Ve bu sene, hayrı, bağışlanmayı, Rabbimizin affına mazhar olmayı, kapitalizmin zulmünden ve fesadından arınmayı umarak “Ramazan Arınma Zamanı” diyoruz. Böylece başı rahmet, ortası mağfiret sonu da cehennem ateşinden kurtulma olan Ramazan ayını günahlardan arınmaya vesile kılmak istedik.
Kıymetli Müslümanlar!
Sevdiklerinizle doya doya kucaklaşmayı özlediğinizi biliyoruz. Sıla-i rahim yapmaya hasret kaldığınızı, sevdiklerinizle bir araya geleceğiniz o güzel günleri arzuluyorsunuz biliyoruz… Ramazan ayının arınmaya ve özlemini çektiğimiz o güzel günlere kavuşmaya vesile olmasını Rabbimizden niyaz ediyoruz inşallah…
Ayrıca yarın akşam sizleri saat 20.00’de Değişim TV ekranlarına davet ediyoruz. 22 Nisan Çarşamba günü “Ramazan Arınma Zamanı” kampanyasının açılış programı sizlerle olacak. “Hoşgeldin Arınma Ayı Ramazan” isimli bu programda İlahiyatçı Abdullah İmamoğlu ile Ramazan üzerine hasbihâl ve sohbetler olacak. Türkiye ve yurtdışından canlı bağlantılar kurulacak.
Allah’ım! Bu Ramazan ayında bizlere günahlarımızdan arınmayı nasip eyle.
Allah’ım bu Ramazan ayını bütün hastalıklardan özellikle koronavirüsünden, belalardan ve musibetlerden arınmaya vesile kıl.
Allah’ım! Bu Ramazan ayını Müslümanların üzerine çöreklenen her türlü zulümden arınma ayı kıl.
Allah’ım! Bu Ramazan ayını kapitalizmin ifsadından arınıp Râşidî Hilâfet’in çatısı altında huzur ve güven dolu istikrarlı günlere kavuştuğumuz ay olmasını bizlere nasip eyle. Âmin…
Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu
___
#RamazanArınmaZamanı
Benzer Haberler

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi








