
“Esed Rejimi” Garantörleri Cenevre’de!
Köklü Değişim Medya
Astana süreci ‘garantör’ ülkeleri “Rusya, Türkiye, İran” dışişleri bakanları Sergey Lavrov, Mevlüt Çavuşoğlu ve Cevad Zarif bu akşam üçlü toplantı için Cenevre’de bir araya geldi. Suriye topraklarının katil Esed rejimine tesliminin son hazırlığı Cenevre’de yapılıyor.
Üçlü toplantının ardından Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen ile de bir araya gelecek olan bakanlar, Suriye hükümeti, muhalefeti ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin de katılacağı Suriye Anayasa Komisyonu toplantısı öncesinde ‘Anayasa Komisyonu’nun başarısını kapmak’ için üçlü bir çaba içine girdiler.

Pedersen, Astana garantörlerinin veya Astana Süreci gözlemcilerinin (Lübnan, Ürdün ve Irak) ve ABD, İngiltere, Fransa, Suudi Arabistan, Ürdün ve Mısır'ın yer aldığı ‘Küçük Grup’ temsilcilerinin çarşamba sabahı BM Genel Merkezi’nde başlayacak Anayasa Komisyonu çalışmalarına katılmayacaklarını belirtmişti. Bunu da “anayasa reformu için Suriye’nin liderliği ve mülkiyetinde Suriye sürecini dış müdahalelerden uzak tutuma” ilkesine dayandırmıştı.
Ancak üç bakanın BM Genel Merkezi’nde üçlü bir toplantı yapma isteğiyle ilgili bu akşam Cenevre'ye gitme kararı almaları sürpriz oldu. Bakanlar üçlü toplantının ardından Pedersen ile Astana Süreci’nin gözlemci ülkelerinin temsilcileri olmadan ortak bir toplantı yapmayı planlıyor.
Astana garantörleri, Suriye’deki siyasi sürecin yanı sıra hükümet, muhalefet ve sivil toplum kuruluşlarından 150 kişinin yer aldığı Anayasa Komisyonu’nda kaydedilecek ilerlemenin ‘kendi çabalarının bir sonucu’ olduğunu vurgulama fırsatını kaçırmak istemiyor.
Bununla ilgili olarak Rusya ve Türkiye arasında imzalanan Suriye’nin kuzeydoğusuyla ilgili mutabakatın 10'uncu maddesinde yer alan “Taraflar, Astana Süreci çerçevesinde Suriye ihtilafına kalıcı bir siyasi çözüm bulunması amacıyla çalışmalarını sürdürecek ve Anayasa Komisyonu’nun faaliyetlerini destekleyecektir” ifadeleri de duruma dair bir diğer işaretti. Mutabakatta ayrıca ne BM Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararına ne de Cenevre sürecine herhangi bir atıfta bulunulmadı.

Anayasa Komisyonu’nun 79 üyesi (Suriye hükümetini temsil eden 50, sivil toplum kuruluşları ve BM heyetini temsil eden 29) ile birlikte bir basın grubunu doğrudan Şam Uluslararası Havaalanı’ndan Cenevre Havaalanı’na taşıyan iki uçağın Rusya tarafından tahsis edilmesi de elbette tesadüf değildi.
Londra’daki batılı diplomatlar, Astana garantörlerinin Anayasa Komisyonu’nun başarısının BM’nin veya Küçük Grup’un çabalarıyla değil, Astana Süreci’nin ve Türkiye ile Rusya arasında imzalanan mutabakatın bir sonucu olduğu izlenimini vermek için fırsat kolladığı değerlendirmesinde bulundu. Söz konusu diplomatlardan biri İran’ın son dönemde Moskova ve Ankara arasındaki uzlaşıların iyiliği için ekarte edilmesinin ardından üçlü sürecin bir parçası olmak istediğini aktardı.
Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen’ın komisyon çalışmalarında yer alan Suriyeli katılımcılara yaptığı davette kullandığı dilde oldukça açıktı. Pedersen’ın davet mektubunda;
“BMGK’nın 2015 yılında aldığı 2254 sayılı karar ve BM Genel Sekreteri tarafından 23 Eylül 2019'da duyurulan Suriye Muhalefeti Müzakere Yüksek Komitesi ile Suriye Arap Cumhuriyeti hükümeti arasındaki anlaşma uyarınca sizi Suriyeliler tarafından yönetilen, güvenilir, dengeli ve kapsayıcı olan ve BM tarafından Cenevre’deki çalışmaları kolaylaştırılan Suriye Anayasa Komisyonu’nun açılış toplantısına davet etmekten onur duyuyorum. Anayasa Komisyonu’nun toplanması önemli bir gösterge olmasının yanı sıra umut vericidir. Çalışmaları Suriye'deki siyasi sürece ve 2254 sayılı kararın uygulanmasına önemli katkı sağlayabilir. Bir üyesi olarak Komisyon'un Suriye halkına ve onların özlemlerine hizmet edilmesine katkıda bulanacağına inanıyorum.” İfadelerine yer verdi.

Pedersen dün düzenlenen basın toplantısında da şunları söyledi:
“Suriye'nin kuzeydoğusu ve İdlib dâhil olmak üzere devam eden çatışmaların ülke genelindeki sorunların çözümüne yardımcı olacak ciddi bir siyasi süreci başlatmanın ne kadar önemli olduğunun bir göstergesi olduğuna inanıyoruz.” Pedersen, Suriye Anayasa Komisyonu’nun Suriye’deki trajediyi sona erdirmek için BM kararları ve BMGK’nın 2254 sayılı kararına dayanarak çalışması gerektiğinin de altını çizdi.
Komisyon'u, Suriye hükümeti ile muhalefeti arasındaki ilk siyasi anlaşma olarak niteleyen Pedersen, “Bu anlaşma onları yüz yüze gelmek, konuşmak ve müzakere etmek zorunda bırakırken Suriye halkının fikirlerini duyurmasına izin veriyor. Aynı zamanda daha geniş bir siyasi sürece açılan bir kapı olacak” diye konuştu.
Çin’in de dahil olduğu uluslararası ve bölgesel bir temas grubu oluşturma çabaları devam ederken Pedersen geçtiğimiz pazartesi günü “Astana garantörleri” ve “Küçük Grup” arasında denge sağlamak amacıyla “Küçük Grup” temsilcileriyle bir araya geldi.
Bunun Anayasa Komisyonu toplantısı olduğunun altını sık sık çizen Pedersen dünkü açıklamasında Anayasa Komisyonu’nun ilk toplantısında uluslararası bir varlığın olmayacağını, uluslararası katılımın sadece açılış töreniyle sınırlı kalacağını ve BM’nin toplantıya katılacağını belirtti.
Pedersen’ın ekibinin Suriye hükümeti heyetinin başkanı Ahmed Kuzbari ve muhalefet heyetinin başkanı Hadi el-Bahra ile bir araya gelmesi bekleniyor.
Görüşmenin amacı, 45 üyeden oluşan küçük komisyonun anayasa reformu ile ilgili tartışmalara başlaması öncesinde Pedersen, Kuzbari ve Bahra’nın konuşma yapacağı açılış oturumunda ‘olumlu bir tutum izlenmesini’ sağlamak.


Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi




