
AK Parti, ABD’nin Afganistan Görüşmeleri İhalesine Yeşil Işık Yaktı
Köklü Değişim Medya
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken'in Afganistan hükümeti ile Taliban arasındaki barış görüşmelerinin Türkiye'de yapılabileceğine yönelik isteğini “her türlü arabuluculuğun içerisinde oluruz” diyerek kabul ettiklerini beyan etti. Afganistan’da mağlub olan ABD, “onurlu geri çekiliş” için uzun zamandır siyasi manevralara başvuruyor.
ABD Dışişleri Bakanı Blinken, Afgan liderlere hitaben yazdığı mektupta, "Türkiye'den gelecek haftalarda, barış anlaşmasının sonuçlandırılması için ev sahipliği yapmasını isteyeceğiz" ifadesini kullanmıştı.
Türkiye'nin istenilen ve güveniler bir arabulucu olduğunu belirten Çelik, "Afganistan barışına katkı sağlayacak her türlü arabuluculuğun içerisinde oluruz." diyerek ABD’nin bir nevi ihaleyi Türkiye vermesine yeşil ışık yakmış oldu.
AK Parti Merkez Yürütme Kurulu toplantının ardından kameraların karşısına geçen Çelik'in gündeminde Türkiye-Mısır ilişkileri ve Yunanistan'ın Türkiye karşıtı ittifak çalışmaları da vardı.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından açıklamalarda bulundu.
Şiddeti “kadına şiddet” diye kategorize etmenin haklı bir söylem olduğunun altını çizen Çelik, başatan sona fasit Batı’dan ithal İstanbul Sözleşmesi’ne ve feminist derneklere paralel bir açıklamaya imza attı.
Samsun’da, Denizli’de ve diğer bazı illerde yaşanan kadın cinayetleri ve kadına karşı şiddet olayları ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Çelik, “Bu şiddet olaylarıyla mücadele, yasal bir mücadele olması gerektiği gibi aynı zamanda üzerimize siyasi olarak düşen vazifelerin yanında ahlaki, kültürel duyarlılıkları daha yüksek bir seviyeye taşımamız gerektiren bir mücadeledir. Kadın hakları dediğimizde, kadına şiddete karşıyız dediğimizde birileri çıkıp kadın erkek diye niye bölüyorsunuz, bu şekilde yaptığınızda kadınlarla erkekler arasında bir ayrımcılık ortaya koymuyor musunuz diyorlar? Bir hakkın altının çizilmesi mağdur edilmiş bir kesimin sistematik olarak yüzyıllar boyunca negatif ayrımcılığa uğramış kadınların haklarının altının çizilmesi herhangi bir şekilde insan hakları ile niye çatıştırılsın. Bunun altını daha çok çizmek gerekiyor ki yüzyıllar içerisinde oluşmuş birtakım önyargıların, ataerkil kültürden kaynaklanan bir takım yanlış yaklaşımların, kadınları ezen birtakım uygulamaların ortadan kalkması açısından daha yüksek bir duyarlılık oluşturalım. Kadına olan şiddete zaten karşı çıkmak insanlığa olan şiddete karşı çıkmaktır. Kadınlar insandır, biz de insanoğluyuz diyerek bu hassasiyeti sürdüreceğiz. Bununla ilgili yeni bir komisyon da kuruyoruz. Bu konu da ne yapsak azdır. Bu mücadeleyi sürdürmeye kararlı bir şekilde devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Aşılama Süreci
Aşılama süreci ile ilgili yapılan eleştirileri yanıtlayan Çelik, “Maalesef muhalefet partilerinden hala 3-4 maskeyi dağıtamadınız gibi gerçeklikle ilgisi olmayan, Türkiye’nin verdiği mücadelenin kalitesi ile ilgisi olmayan, tamamen bir saplantı ile ortaya koyulan birtakım eleştiriler görüyoruz. Türkiye bu konuda son derece başarılı bir şekilde bu mücadelesini sürdürüyor. Aşılama süreci büyük bir kapasite ile büyük bir sağlık organizasyonumuzun yeteneği ile yerine getiriliyor. Daha çok vatandaşımızı aşılayacağız” açıklamasında bulundu.
Terör Örgütlerinin Kadın ve Çocuk İstismarı
Terör örgütlerinin kadın ve çocuk istismarcılığı konusundaki siciline yönelik yeterince çalışmanın yapılmadığı eleştirisinde bulunan Çelik, şunları söyledi:
“DEAŞ terör örgütünün aşağılık bir terör örgütü olarak Ezidi kadınları, başka yerlerdeki kadınları köle olarak satması gibi istismarcılık yanı sıra Türkiye’de çeşitli alanlarda raporlama yapılmasına rağmen en çok dikkatimizi çeken hususlardan bir tanesi, PKK’nın küçük yaştaki kız çocuklarını kaçırması, bunları birer askeri unsur haline getirmeye çalışması, üstelik hem kadın istismarcılığı hem çocuk istismarcılığı konusundaki sicili konusunda yeterince çalışmanın yapılmaması son derece dikkat çekicidir. 15 yaşına ulaşmamış çocukların herhangi bir şekilde çatışmaların tarafı yapılamayacağı, askeri unsur olarak kullanılamayacağı açık ve net bir şekilde belirtilmişken, PKK’nın bu ihlalleri sürekli yapmasına rağmen Türkiye’de bu konuda çalışan sivil toplum örgütlerinin yeterince güçlü raporlar ortaya koyamaması son derece üzüntü vericidir. Özellikle kadın istismarcılığı ve çocuk istismarcılığı konusunda terör örgütlerinin yaptığı insanlık dışı uygulamalar konusunda daha çok hassasiyet oluşturulması gerekiyor.”
“Yunanistan’ın Faaliyetlerinden Büyük Üzüntü Duyuyoruz”
Yunanistan’ın, Türkiye’ye karşı faaliyetlerini istikşafi görüşmelere rağmen devam ettirmesinden büyük üzüntü duyduklarını ifade eden Çelik, 25 Ocak’ta başlayan istikşafi görüşmelerin devam edeceğini söyledi. Yunan tarafına aynı üslubu, söylemleri kullanmaktan vazgeçmeleri gerektiğini söylemelerine rağmen bunu devam ettirdiklerini belirten Çelik, konuşmasını şöyle devam etti:
“Arap Birliği’nin Türkiye karşıtı kararına Yunanistan’ın memnuniyetini açıklamasını not ettiğimizi ifade etmek isterim. Mısır, Akdeniz’de hidrokarbon arama bölgelerine izin verince Yunanistan bundan büyük bir telaşa düşerek yine bir Türkiye karşıtı bir faaliyete başladı. Yunan Dışişleri Bakanı Kahire’ye gitti, Mısır Dışişleri Bakanı ile görüştü. Bu faaliyetini de Yunanistan’ın not ediyoruz. Dostluk forumu adı altında Türkiye’ye bir husumet formu organize etmeye çalışıyor. En son yaptıkları açıklamada reddettiğimiz bu forumun reddettiğimiz kararlarını hayata geçirmek için çalışacaklarını Yunan Dışişleri Başbakanı açıkladı. Bunu da not ediyoruz. Gerekli şekillerde gerekli karşılıkları diplomatik düzeyde ve sahada vereceğimizden kimsenin bir kuşkusu olmasın. Yunanistan’ın, KKTC’ye ve Türkiye Cumhuriyeti devletine saygılı bir şekilde müzakere masasında sonuç araması her şeyden daha kıymetlidir.”
“AB İle Anlaşmaları Güncelleyebileceğimiz Bir Ortam Söz Konusudur”
AB ile pozitif gündemi devam ettirdiklerini beyan eden Çelik, “Şu anda önümüzde bir fırsat penceresi var. Hem Gümrük Birliği anlaşmasını hem Göçmen anlaşmasını güncelleyebileceğimiz bir ortam söz konusudur. AB’nin açılan bu pozitif ajandayı daha da ilerleterek Türkiye ile daha iyi işlere imza atması gerektiği konusundaki görüşümüzü yineliyoruz” dedi.
Avrupa Birliği’nin, Avrupa’nın sınırlarını bir takım Berlin duvarları örerek koruyamayacağını sözlerine ekleyen Çelik, “Avrupa’nın sınırlarına ne kadar çok Berlin duvarı örerseniz AB içerisindeki aşırı sağcıların AB içerisinde ideolojik Berlin duvarları ördüğünü göreceksiniz. AB’nin geleceği açısından doğru bir stratejik yaklaşım değildir” dedi.
Mısır’la İlişkiler
Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Çelik, bir gazetecinin, “Mısır ile ilişkilerin normalleşmesine yönelik mesajlar var. Bu konu MYK’da gündeme geldi mi?” sorusuna şu cevabı verdi:
“Mısır önemli bir ülke. Mısır devleti ve halkıyla tarihten gelen çok güçlü bağlarımız var. Mısır ile olan süreç bu diplomatik ilişkilerin aksama sürecinin neden olduğu bellidir. Burada Mısır halkının geleceğine ve Mısır’da demokrasinin yerleşmesine dönük kaygılarımız ve bu konudaki siyasi tutumumuz net bir şekilde ifade edilmiştir. Şimdi Akdeniz’de yeni bir durum var. Sadece gaz meselesi ile ilgili olarak değil, Suriye meselesi söz konusu olduktan sonra Akdeniz’de dünyadaki bütün ülkelerin savaş gemileri yerleşmişti. Arkasından Libya meselesi söz konusu olduğunda bu daha da arttı. Bu hidrokarbon kaynaklarının kullanılması ile ilgili ortaya çıkan büyük hareketlilik Akdeniz’de kıyıdaş olan ülkelerin birbiriyle daha çok konuşmasını, ortak formüller bulmasını gerektiriyor. Mısır’la bunları konuşabilecek zeminlerimiz vardır. Türkiye geçmişteki ilkeli tutumundan herhangi bir şekilde vazgeçmiş değildir. Fakat bölgedeki bu gelişmelerin konuşulması ile ilgili zaruretler açısından da bu mekanizmalar her aşamada mümkündür. Bu karşılıklı olarak aynı yaklaşımın söz konusu olmasına bağlıdır.”
Türkiye bir süredir Akdeniz’deki çıkarlarını öne sürerek Sisi rejimiyle görüşmelerin başlaması için olumlu mesajlar veriyor. Sisi rejiminin tamamen Washington güdümünde olması, bu sıcak mesajların yeni ABD yönetiminin bölge için belirlediği bir üslup olduğu fikrini güçlendiriyor.
Afganistan Görüşmeleri: “Her Türlü Arabuluculuğun İçerisinde Oluruz”
Bir gazetecinin, “Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanının, Türkiye’de, BM öncülüğünde Afganistan için bir barış konferansı düzenlenmesini önerdiği basına yansıdı. Bu konu ile ilgili değerlendirmeleriniz nedir?” sorusuna Çelik şöyle yanıtladı:
“Afganistan bizim açımızdan son derece önemli bir ülke. Afganistan’daki barışın bizim doğu ve kuzey derinliğimiz içerisinde istikrarın oluşması bakımından çok önemli olduğunu, Türkiye’nin güvenliğini de etkileyen bir sonucu olduğunu biliyoruz. Bütün bu çatışma çözümlerinde arabulucu olarak Türkiye aranılan bir ülke. Prensip olarak bunda bir şey yok. Afganistan barışına katkı sağlayacak, bölge barışına katkı sağlayacak her türlü arabuluculuğun içerisinde oluruz. Türkiye aranılan, istenilen bir arabulucudur. Bu teklifle ilgili olarak prensip olarak bunları söylüyorum ama teknik olarak nasıl olur o Dışişleri Bakanlığımızın yapacağı değerlendirmeye bağlıdır”
ABD’nin mağlub olduğu Afganistan’dan çıkış yolu aradığı ve uzun süredir Taliban ile görüşmeler sürdürdüğü biliniyor. ABD, İslam beldelerinde yaşadığı çıkmazlarda Türkiye’yi bu şekilde kullanıyor. Suriye ve Libya’da da bu tür bir çalışma yürütülmüştü. Suriye’de muhalifleri yanına çeken Türkiye, Esed’e karşı başlatılan devrimin de sonun getirmiş ve ABD’nin insiyatifindeki Cenevre masasına kanalize etmeyi başarmıştı. Libya’da ise Sirte ve Cufra’da Hafter güçlerine karşı ilerleyen Trablus hükümetine verdiği bir anda çekmiş ve Moskova görüşmelerinde darbeci Hafter’in masaya oturtularak meşruiyet kazanmasını sağlamıştı. Avrupa’nın arkasında olduğu Serrac’a ABD bu şekilde bir darbe vurmuştu.
Yahudi ve Hristiyanlar Kafir Değil Mi?
“Bir süredir uluslararası basın da okul müfredatında ‘Yahudi düşmanlığı artıyor’ şeklinde haberler çıkmaya başladı. En son bir İsrail gazetesi ‘Türkiye’deki ders kitaplarında Yahudiler ve Hristiyanlar kafir olarak nitelendiriliyor’ başlığı attı. Bu konudaki değerlendirmeleriniz nedir?” sorusuna karşılık Çelik, şu cevabı verdi:
“Türkiye’de, antisemitizm ya da Hristiyanlara karşı bir husumet politikası güdüldüğü gibi değerlendirmelerin tamamı yanlıştır. Bunlar çeşitli maksatlarla yapılan işler. Türkiye ile ilgili bu yaklaşımlar ya da bu modellemeler aslında bu uzmanların kendi ülkelerinde yaşadıklarını Türkiye’ye yansıtmalarından ibarettir. Türkiye’de, Yahudi ve Hristiyanlara dönük sistematik nefret üreten ya da onlara karşı nefret suçu üreten bir politika, yaklaşım, siyasi organizasyon söz konusu değildir.”
Kur’an-ı Kerim’de bizzat Allah Subhanehu ve Teala Yahudi ve Hristiyanları kafir diye nitelendirirken, Çelik bunun üzerin örten bir açıklama yapmayı tercih etti.
İran-Nükleer Anlaşma
İran’ın, 2015'te ABD, Çin, Rusya, İngiltere, Fransa ve Almanya ile imzaladığı ve ABD'nin 2018'de çekildiği nükleer anlaşma ile ilgili soruyu da Çelik şöyle yanıtladı :
“Daha önce İran’ın P5+1 ile yaptığı nükleer anlaşmanın ne kadar doğru olduğunu söylemiştik. Bu anlaşma Trump döneminde bozulduğu zaman burada sorulan bir soruya cevap vermiştim. Bunun aslında ne batı dünyası için ne de bölge için iyi olmayacağını söylemiştik. Deniyor ki, ‘İran şeffaf bir şekilde denetlenemiyor.’ Nükleer anlaşma varken Atom Enerjisi Kurumu oraya gidiyordu ve şeffaf bir şekilde denetliyordu. Burada bir kere daha gözüküyor ki diplomasi ve müzakere çatışmaları önleme bakımından en önemli şeydir. Başkan Trump onu kaldırdığı zaman ne oldu? İran’da nükleer anlaşma ile ilgili taahhütlerinden geriye çekildi. ‘Denetleyemiyoruz’ deniyor. Sizin herhangi bir taahhütte bulunmadığınız bir ülkeyi denetleme hakkınız olmaz ki. İkincisi, yaptırım siyaseti yanlış bir siyasettir. En doğru şey şudur: Nükleer anlaşmaya imza atmak. Masaya dönülmelidir, kapsamlı bir nükleer anlaşma imzalanmalıdır, karşılıklı olarak bütün dünyanın önünde taahhütlerde bulunulmalıdır ve bu taahhütler neticesinde de gereken yapılmalıdır. O zaman hem anlaşmaya imza atanlar rahat ederler hem de İran’ın faaliyetleri rahat bir şekilde denetlenmiş olur.”

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi





