loader
ŞEYHMUS TANRIKULU: KÜRT MESELESİ ADALET VE KARDEŞLİK HUKUKU TEMELİNDE ÇÖZÜLÜR

ŞEYHMUS TANRIKULU: KÜRT MESELESİ ADALET VE KARDEŞLİK HUKUKU TEMELİNDE ÇÖZÜLÜR

Köklü Değişim Medya

Köklü Değişim Dergisi 2021 Haziran sayısını “Kürt Meselesi ve Çözüm Arayışları” başlıklı bir Soruşturma Dosyası olarak neşretti. Soruşturmaya katılan HÜDAPAR Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi Şeyhmus Tanrıkulu, yazdığı makalesinde Kürt meselesinin çözümüyle ilgili adalet ve kardeşlik vurgusu yaptı.

Soruşturma sorularına verdiği cevaplara “Kürtlerin hayatında en önemli dönüm noktalarından biri 637 yılından sonra İslâm dinini seçmeleri olmuştur.” Cümleleriyle başlayan Şeyhmus Tanrıkulu, zaman içerisinde Kürtlerin yetiştirmiş oldukları âlimler ve şeyhler ile İslâm’ı toplumsal hayatta görünür kıldıklarına dikkat çekerek, hukukta, muamelatta, ticarette ve aile hayatında İslâm'ın emirlerini uygulayan Kürtlerin aşiretler, mirlikler ve beylikler hâlinde kendi içlerinde özerk bir yapı ile hayatlarını sürdürdüklerini ifade etti.

Tanrıkulu’nun Şeyh Said Kıyamı hakkında sorulan soruya verdiği cevap şöyle oldu: “…başta Şeyh Said kıyamı olmak üzere kıyamları, Osmanlıdan sonra yeni kurulan cumhuriyetin kökeninde aramak lazım. Onun ulus devlet anlayışında, Hilâfet’i yıkan, İslâm’ı toplumda yaşanır olmaktan çıkaran, İslâm’a karşı mücadele eden devlet pozisyonunda aramak lazım. Yani iki temel faktör var; birincisi Türkçülüğe dayalı ulus devlet anlayışı, ikincisi ise laiklik ilkesiyle İslâm’ın sosyal yaşamdan ve devletin dinî olmasından çıkarılmasıydı. Bu durum toplumda büyük bir kırılmaya neden oldu. Neticede devletin kurucu felsefesindeki yanlışlık sonucu ülkede hemen her tarafta kıyamlar yaşandı…

Şeyh Said efendinin mahkemede “Bugüne kadar bizimle sizin aranızda İslâm vardı, Hilâfet vardı, siz onu yıktınız, artık size bağımlılık gibi bir sözümüz yok. Çünkü siz o bağı ortadan kaldırdınız.” demesi gösteriyor ki, kıyamın rengi İslâm’dı ve İslâmi bir sorumluluğun gereğiydi. Fakat bugün konuşulan Kürt meselesi eski mecrasından saptırılarak yanlış teşhis edilmekte veya öyle olması istenmekte, Marksist bir örgütün meselesiymiş gibi algı oluşturulmaya çalışılmaktadır.”

Kürt meselesi ve terör sorununun çözümünde bugüne kadar uygulanan uygulanan yöntemlere de değinen Şeyhmus Tanrıkulu, “Kürt meselesinin çözümü; siyasi/partisel çıkarlara, örgütsel menfaatlere endekslenmemelidir.  On binlerce insanın hayatını kaybettiği, binlerce yerleşim yerinin yakıldığı, boşaltıldığı, kan, gözyaşı ve feryad-u figanların kısmen bile olsa devam ettiği göz önüne alınarak geçmişte yapılan hatalardan ders çıkarılmalıdır… Kürt meselesi üzerinde milliyetçi oyları konsolide etmek, milliyetçilik üzerinden toplumu kamplaştırmaya çalışmak, kan ve göz yaşı üzerine siyaset yapma imkânı sonlandırılmalıdır.” İfadelerini kullandı.

HDP’nin inanç ve kültürel olarak Kürt halkından farklı düşünüyor

HÜDAPAR GİK üyesi Şeyhmus Tanrıkulu, soruşturma dosyasında yer alan, “HDP Müslüman Kürt halkını ne kadar temsil ediyor?” sorusuna cevap olarak, şu satırlara yer verdi: “Kürt meselesi HDP’den kaynaklı bir sorun değildir. İki asra yakındır çözülmek istenmeyen ve uluslararası boyuta ulaşmış bir meseledir. Dolayısıyla Kürt meselesini HDP ve PKK ile özdeşleştirmek Kürt halkına hakarettir, ihanettir. Kürtlerin temel hak ve özgürlükler konusundaki mücadelesini basitleştirmektir. HDP’nin inanç ve kültürel olarak Kürt halkından farklı düşündüğü bir gerçektir. Devletin ret, inkâr ve asimilasyon politikaları neticesinde yaptığı zulümler, haksızlıklar nedeniyle Kürt halkının bir kesimi siyasal anlamda HDP’ye destek vermektedir. Kürt meselesinin çözümünde HDP’nin almış olduğu bu siyasal desteğin göz ardı edilmemesi gerektiği gibi, HDP ve PKK’nin Kürt halkının tek temsilcisi olmadığı da bilinmelidir…”

Makalesinin sonunda Kürt meselesinin İslami çözümüne de yer veren Tanrıkulu, meselenin adalet ve kardeşlik hukuku temelinde çözülebileceğini hatırlatarak; “Bir Türk hangi haklara sahip ise bir Kürt de aynı haklara sahip olabilmelidir. Yani hadis-i şerifte geçtiği gibi “Kendi nefsin için istediğini din kardeşin için de istemedikçe iman etmiş olamazsın!” ifadesi, tüm vicdan ve iman sahipleri için sorunları çözebilecek bir yol göstermektedir. İslâm dini, tüm etnik kimlikleri ve dilleri Allah’ın kudretinin ve azametinin delilleri olarak tarif etmektedir. Dolayısıyla bir kavmi ya da bir dili inkâr etmek, Allah’ın ayetlerini inkâr etme anlamına gelir ki böyle bir durum Müslüman için akıbet açısından tehlikeli olabilir.

Aynı Rabbe ve Peygambere inanan, aynı kıbleye yönelen ve aynı kitabı okuyan farklı etnik kimliklerin birbirini inkâr etmesi ya da Allah’ın vermiş olduğu bir hakkı gasp etmesi, pazarlık konusu yapması, ötelemesi düşünülemez. İslâm ihtilafa düşüldüğünde Kur’an’ın ve Sünnet’in hakemliğine başvurulması gerektiğini imanî bir kaide olarak zikretmektedir. Halkın %99’unun Müslüman olduğu bir memlekette sorunların çözüm adresi bellidir.” Cümleleri ile yazısını tamamladı.

Sayın Şeymus Tanrıkulu’nun “Kürt Meselesi ve Çözüm Arayışları” SORUŞTURMA cevaplarının tamamını buradan okuyabilirsiniz.

-----------

#KürtMeselesiNasılÇözülür

SON HABERLER