ABD-İran Savaşı: Küfür Tek Millet, Müslümanlar Tek Ümmettir!
MEYDANLAR HAYKIRIRKEN KARAR VERİCİLERİN SESSİZLİĞİ

MEYDANLAR HAYKIRIRKEN KARAR VERİCİLERİN SESSİZLİĞİ

MEYDANLAR HAYKIRIRKEN KARAR VERİCİLERİN SESSİZLİĞİ

Bugün asıl tehlikede olanlar, işgal zindanlarında bedel ödeyen o yiğit esirler değildir. Biz biliyor ve inanıyoruz ki; onlar mazlumca can verseler dahi, Allah katında bu dünyanın kahrından ve bizlerin mahcup yüzüstü bırakışından daha hayırlı bir makama erişeceklerdir. Asıl tehlikede olanlar, ellerindeki tüm imkanlara rağmen o esirler için parmağını dahi kımıldatmayan bizden sandığımız güç sahipleridir! Elbette bu vebal, her omuza ayrı sorumluluk yüklemektedir. Sokağın sorumluluğu sesini yükseltmek ve safını netleştirmekse; karar vericilerin sorumluluğu bu sesi, gemileri durduracak ve ticaret hatlarını kesecek bir iradeye dönüştürmektir. Bugün İslam coğrafyasının üzerine çöken bu zillet, Gazze’ye ve esirlerine karşı yönetenlerin “stratejik” sessizliğinin, yönetilenlerin ise kısa süreli öfke patlamalarından öteye geçemeyen çaresizliğinin fiili bir bedelidir. Eğer yöneticilerde samimi niyet, sağlam bir irade olsaydı; bugün boğazların kapatılması ve enerji kozunun kullanılması karşısında ABD’nin ve beslemesi Yahudi Varlığı’nın düştüğü çaresizliği pekiştirip dünya sahnesinden silinmeleri için topraklarımızda bunları besleyen üsler, enerji koridorları vb. tüm damarlarını koparıp atarlardı.

Ne yazık ki; Gazze'de taş üstünde taş kalmazken, annelerin feryadı arşı titretirken, bizler karşımızda kürsülerden bizi oyalayan liderler gördük. Gasıp “İsrail” ile olan tüm diplomatik, siyasi ve ekonomik bağları kesmesini haykıran İslami Ümmeti, hiçbir devlet dinamiğine sahip olamayacak bir Filistin otoritesine razı edip ve Yahudi Varlığı’nı biraz“meşru”laştıracak "İki devletli çözüm"ü dillendiren liderler bulduk. Meydanlarda atılan hamasi nutuklar, ekranlarda sergilenen sahte gözyaşları…

Yöneteninden yönetilenine kadar herkes şunu bilmelidir ki; zalime doğrudan ya da dolaylı destek olan her el, bu büyük vebalin bedelini er ya da geç ödeyecektir. Allah, takva sahiplerini bu dünyada ya bir muhafaza ile kurtaracak ya da huzuruna çıktıklarında alınlarını ak edecektir. Unutmayın ki o esirler sadece birer istatistik, birer sayı değildir; onlar bu Ümmetin asıl sermayesi, haysiyeti ve cihad ruhunun canlı şahitleridir.

Esirlerimizin katledilip büyük facialar yaşanmasını beklemek, ardından da süslü şiirlerle yas tutmak hiçbir anlam ifade etmez. Dilden dile dolaşan ancak fiili vakıada karşılığı olmayan boş sözlerin ne Gazze’ye ne de esirlerimize bir faydası vardır. İki yüzlü dünya medyası onları görmezden gelebilir; zira onlar suç ortağıdır, kör ve sağır olmaları fıtratları gereğidir. Ancak bizler, meclislerimizde onların davasını, hayat hikayelerini ve neden bu bedeli ödediklerini haykırmak zorundayız. Şunu çok iyi idrak etmeli ve İslami kimlik bilinci yok edilmek istenen gelecek nesillerimize idrak ettirmeliyiz ki; bir Müslüman, kardeşini asla terk etmez! Bu Ümmet ne kadar zayıf düşürülürse düşürülsün, evlatlarını zalimin insafına bırakmaz. Bir esiri esaretten kurtarmak, sadece bir vicdan borcu değil; Allah’a yakınlaşmanın en temel şer’i yollarından biridir. Güç sahipleri güçlerini bugün bu zilleti sona erdirmek için kullanmayacaksa ne zaman kullanacak! Söz değil, icraat talep eden ve yönetilen konumunda olan bizler, bu davayı gündemde tutmalı ve safımızı net olarak ortaya koymalıyız.

Bugün Gazze için birleşmek bir tercih değil, kaçınılmaz bir zorunluluktur. Boş sözlerle vakit öldürmek, Ümmetin tarihine silinmeyecek bir leke bırakacaktır. Bizim yolumuz, sadece bir vicdan çağrısı değil; Allah’ın ipine sımsıkı sarılarak, tefrikaya düşmeden tek vücut olmaktır. Bu yolun sonu ise Ömer Muhtar’ın dediği gibi: "Zafer veya mağlubiyet bizi alakadar etmez. Allah bize cihadı emretti, biz ise ibadeti yerine getirdik" anlayışıdır. Rabbimiz, İslami Ümmete bu zilleti ve çaresizliği yaşatanları hem bu dünyada hem de sonsuz hayat yurdunda zelil kılsın. Umarız ki bu feryat, sadece kulaklara değil, asıl "muhataplarının" paslanmış vicdanlarına ulaşır.

"Size ne oluyor da Allah yolunda ve 'Rabbimiz, bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize katından bir koruyucu gönder, bize katından bir yardımcı gönder' diyen zavallı erkekler, kadınlar ve çocuklar uğrunda savaşmıyorsunuz?" (Nisa Suresi, 75)

Sümeyye Şeyma GÜVENİLİR