Erdoğan, “Sayın Sisi” Diye Hitap Ettiği Darbeci İle Görüşmekten Çok Mutlu
28 Kasım 2022

Erdoğan, “Sayın Sisi” Diye Hitap Ettiği Darbeci İle Görüşmekten Çok Mutlu

Köklü Değişim Medya
  • 116

Cumhurbaşkanı Erdoğan Sisi’den sonra Esed ile de el sıkışmak için “siyasete küskünlük olmaz” ifadesi ile meşru zemin oluşturmaya çalışıyor. Sisi ile görüşmekten çok memnun olduğunu açıklayan Erdoğan, Esed rejimi ile de görüşmek için çabalıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Konya Millet Bahçesi'nde düzenlenen etkinlikte gençlerle bir araya geldi ve soruları yanıtladı.

Erdoğan, bir kez daha Suriye halkının katili Esed rejimi ile ilişkilerde yeni bir sayfa açılabileceği mesajını verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bundan sonraki süreçte nasıl Mısır ile bu iş yoluna girdiyse aynı şekilde Suriye ile de bu iş yoluna girebilir. Siyasette küslük olmaz" ifadesini tekrarladı. Erdoğan, “Siyasette küslük olmaz” ifadesi üzerine inşa ettiği açılımıyla dün katil olarak nitelendirdiği Sisi ve Esed ile bugün görüşmenin meşru olduğu algısını kamuoyunda oluşturmaya çalışıyor. Bu çalışmaya medya da büyük destek veriyor.

SİSİ.jpg

“Sisi Çok Mutlu Olmuş, Aynı Mutluluk Temennisini Biz de İlettik”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mısır Devlet Başkanı Sisi ile Katar'da yaptığı görüşme için "Kendisi bu görüşmeden çok mutlu olmuş, aynı mutluluk temennisini biz de ilettik. İnşallah bakanlarımızla süreç devam edecek" açıklamasında bulundu.

Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile görüşmesinin ardından iki ülke arasındaki sürecin başladığını, bakanlarla bu sürecin devam edeceğini belirtti ve "Bundan sonraki süreçte nasıl Mısır ile bu iş yoluna girdiyse aynı şekilde Suriye ile de bu iş yoluna girebilir. Siyasette küslük olmaz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile görüşmesine yönelik tepkilerle ilgili soruyu da şöyle yanıtladı:

_"Sayın Sisi ile yaptığımız görüşmede, Türkiye-Mısır ilişkilerinde, olayın liderler seviyesinde tartışılmasından öte, ben kendisine onu da söyledim, bizim Mısır halkıyla ilişkilerimiz farklı, tarih orada var. Son dönemde, bir 9 yıllık süreç içerisinde bir sıkıntı yaşadık. O akşam özellikle de Katar Emiri'nin araya girişiyle bu adımı attık. O sıkıntıyı aştıktan sonra da bir yarım saat 45 dakika kadar biz Sayın Sisi ile dar kapsamlı bir görüşme yaptık. Şimdi alt düzeyde bakanlarımız gidiş gelişleri başlatsınlar, ondan sonra da biz görüşmelerimizi genişletelim, geliştirelim, tüm derdimiz, sizlerle Türkiye arasındaki bu kırgınlığı, dargınlığı gidermek. Akdeniz'de Türkiye-Mısır arasında böyle bir sıkıntı yaşanmaması gerekir dedik. Çok farklı bazı şeyler daha aramızda konuştuk. Daha sonra da aldığım bilgi, haberler çerçevesinde kendisi de bu görüşmeden çok mutlu olmuş, aynı mutluluk temennisini biz de ilettik. Şimdi süreç başladı, bakanlarımızla bir süreç devam edecek. _ _Daha sonra da bir araya gelmek suretiyle Akdeniz'de, çünkü Mısır halkıyla Türkiye'nin birbiriyle olan bağlantıları çok farklı, bizim bu gücü başkalarına kaptırmamamız gerekir. Yunanistan'ın buralara ulaşması, bu olacak iş değil. Onun için güzel gelişmeler olacak diye inanıyorum." _

Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle küslüğünü menfaate çevirmek isteyenler olduğunu ileri süren Erdoğan, "Bunlar giderilince oyunlar bozuldu. Bunların içerisinde Birleşik Arap Emirlikleri (BAE). Şimdi bizim Birleşik Arap Emirlikleri ile münasebetlerimiz gayet iyi bir konumda. Daha da iyi olacak. Bu malum bazı çevreleri rahatsız ediyor. Bundan sonraki süreçte nasıl Mısır ile bu iş yoluna girdiyse aynı şekilde Suriye ile de bu iş yoluna girebilir. Siyasette küslük olmaz." İfadesini yeniden tekrarladı.

Oysa Erdoğan ve kurmayları, 15 Temmuz darbe girişiminin BAE’den yönlendirildiğini ifade etmiş ve bu ülkeyle ilişkileri soğutmuştu. Aynı şekilde Sisi ve Esed’in katliamları sonrası da ilişkiler sona erdirilmiş ve bu katillerle bir daha bir araya gelmeyeceğini ifade etmişti. Sisi ile görüşmelerle birlikte ortaya atılan “siyasette küskünlük olmaz” ifadesi de 9 yıl sonra hatırlanmış bir düstur gibi kullanılmaya başlandı. Erdoğan’ın dış siyasetteki bu 180 derecelik dönüşünün, Çin ve Rusya’ya fokuslanan ABD’nin Ortadoğu’daki “müttefikleri” arasında bir çekişme ve pürüz olmaması siyasetine dayandığı düşünülüyor. Esed rejiminin meşru yönetim olarak tanınması da baba Esed’den beri ABD’nin bölgedeki çıkarlarını koruyan ve “İsrail”in güvenliğini sağlayan rejimin bekasını korumak için sürdürüldüğü düşünülüyor. Rusya, Türkiye ve İran’dan oluşan “Astaba Üçlüsü”nün masada aldığı kararlar ve sahadaki operasyonları sayesinde ayakta durabilen Esed rejiminin arkasında halk desteği ve ordusu bulunmuyor. Cenevre’deki görüşmelerinin altyapısını oluşturan “Astana Üçlüsü” bugün BM’nin 2254 sayılı kararı gereği hareket ettiklerini ifade ediyor. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da “rejim ile muhalifleri uzlaştırmamız lazım” açıklamasını, 2254 sayılı karar gereğince sürdürülen “siyasi sürece” dayandırmıştı. Bu da Astana ve Cenevre süreçlerinin Esed rejiminin bekasını korumak için sürdürülen bir çalışma olduğunu ortaya koyuyor.