Bıden, İsveç ve Finlandiya’nın NATO Üyeliği Onay Belgesini İmzaladı
10 Ağustos 2022

Bıden, İsveç ve Finlandiya’nın NATO Üyeliği Onay Belgesini İmzaladı

Köklü Değişim Medya
  • 253

Köklü Değişim Medya

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliği onay protokollerini imzaladı. Hizb-ut Tahrir konu hakkında yayımladığı siyasi analizinde, “NATO’ya resmi katılım başvurusu, ABD Başkan Joe Biden için siyasi bir zafer, Devlet Başkan Putin için fiyasko ve Çin Devlet Başkanı Şi Jinping için de bir risk teşkil edecektir” ifadelerine yer vermişti.

Biden, iki ülkenin NATO üyeliğine yönelik "Bu ittifak içinde ve yalnızca Avrupa ve ABD'nin değil, bütün dünyanın istikrarı ve güvenliği için tarihi bir dönüm noktası" değerlendirmesinde bulundu. ABD, Ukrayna'da çıkardığı kaos ile "Beyin ölümü gerçekleşti" diye eleştirilen NATO'nun yeniden önem kazanması ve Rusya'nın daha da rahatsız olmasına neden olan genişleme hedefine ulaşmış oldu.

Biden, İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya katılmak isteyerek ittifak üyesi bir ülkeye yapılan saldırının tüm ittifaka yapışmış sayıldığına dair "kutsal bir taahhütte" bulunduğunu söyledi.

ABD Senatosu'nda geçen hafta yapılan oylamada iki parti de İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğine destek vermişti.

Fransa ve İtalya'nın iki ülkeye onay vermesi ile birlikte İsveç ve Finlandiya'nın üyeliklerini onaylayan NATO üye sayısı 23'e çıktı.

Türkiye, Çek Cumhuriyeti, Yunanistan, Macaristan, Portekiz, Slovakya ve İspanya'da bu iki ülkenin üyelikleri henüz onaylanmadı.

Türkiye, iki İskandinav ülkesinin NATO üyeliklerine terör örgütleriyle ilişkilerini gerekçe göstererek şartlı evet demişti.

İsveç ve Finlandiya Rusya'nın Ukrayna'yı işgaline yanıt olarak NATO üyeliği talep etmişti. NATO geçtiğimiz ay iki ülkenin katılım protokolünü imzalamış böylelikle üyelik süreci başlamıştı.

Bir ülkenin NATO'ya üye olabilmesi için ittifakı oluşturan tüm devletlerin (30 Ülke) parlamentolarında üyeliği onaylaması gerekiyor.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO Üyeliği Rusya İçin Fiyasko

Hizb-ut Tahrir’in İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği hakkında yayımladığı siyasi analizde bu konuya detaylı olarak değinmişti.

İsveç’ten önce NATO’ya katılım başvurusunda bulunan Finlandiya’nın ittifaka katılmasıyla, Rusya’nın şu anda “düşman bir ittifak” olarak gördüğü NATO üyesi ülkelerle ortak sınırının uzunluğu iki katına çıkarak 2.600 km’ye ulaşacak. Rusya-Finlandiya sınırının 1.300 km olduğu biliniyor. Buna karşılık Rusya-Ukrayna sınırının uzunluğu 400 km’yi geçmiyor. Rusya, Ukrayna’yı NATO üyeliğine kabul edilmesi olasılığı yüzünden işgal edilmişti. İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği Rusya için bir fiyasko, ABD için bir zafer olarak yorumlanmıştı.

Rusya ile doğrudan sınırı olmamasına rağmen İsveç’in NATO’ya katılımıyla, ittifakın, Baltık Denizi’nde kapsamlı ve etkili faaliyetler yürütmesi daha da kolaylaşacağı bu durumda, Rusya hariç Baltık Denizi’ne erişimi olan tüm ülkeler, NATO üyesi olacak, böylece Rusya’nın Baltık Denizi’ndeki stratejik varlığı zayıflayacağı, Baltık Denizi Batı ittifakının kontrolündeki bir denize dönüşeceği gerçeğine vurgu yapılmıştı.

İsveç’in NATO’ya katılımı hakkında ise, İsveç’e ait Gotland Adası’nın ittifakın kontrolüne girmesi anlamına geldiğine dikkat çekilmişti. Dolayısıyla Rusya’nın bu bölgede aktif faaliyetlerde bulunması, askeri tatbikat ve manevralar yapması, hatta bölgedeki kalıcı yeteneklerini güçlendirmesi daha da zorlaşacak. Örneğin İsveç’in beş ultra modern denizaltıya sahip oluşu da görmezden gelinemez. Bu denizaltılar, Polonya ve Almanya filolarına ek niteliksel bir katkı sağlayacak, Rusya’nın bölgedeki herhangi bir askeri hareketliliğini abluka altına alacaktır.

Ankara’nın veto kartını göstermesi hakkında ise şu ifadelere yer verilmişti:

Buna göre İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine ilişkin Türkiye’nin Avrupalı ​​güçler ve ABD ile anlaşmaya varması bekleniyor. Mevcut verilere göre, Ankara’nın iki ülkenin NATO’ya katılımı vetosunda ısrar etmesi pek olası değil. Yukarıdaki dördüncü maddenin 4 noktasında bazı (hoşnutluklar) kotardıktan sonra (seçimlerden önce askeri ve ekonomik yardımlar, Kuzey Suriye’de tampon bölge, Erdoğan’ın Biden ile görüşme arzusu, PKK ve Gülen grubu mensuplarını teslim edilmesi) Türkiye’nin, biraz zaman alsa da sonunda iki ülkenin NATO üyeliğine onay vermesi bekleniyor. Daha önce de benzer bir olay yaşandı... 2009 yılında Türkiye, eski Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen’in NATO genel sekreterliğine atanmasını veto etmiş, ancak uzun süren müzakerelerin ardından ittifakın siyasi ve askeri yapısı içinde bazı pozisyonlar (hoşnutluk) kotarma karşılığında Rasmussen’in genel sekreterliğine onay vermiştir.”

Analizin tamamı için buraya tıklayınız…