
Anayasa Mahkemesi Yargının Süsü Mü?
Köklü Değişim
Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu’nun 1 Aralık 2020 Salı günü gerçekleştirdiği Haftalık Gündem Değerlendirme Toplantısı’nda yargıda reform ve Anayasa Mahkemesine rağmen Hizb-ut Tahrir’e yönelik devam ettirilen yargı zulmü ele alındı.
Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar’ın konuştuğu değerlendirme toplantısında yargıda reform söylemlerinin gölgesinde Hizb-ut Tahrir’li Müslümanlara verilen hukuksuz cezalar değerlendirildi.
Mahmut Kar yaptığı açıklamada “Bir taraftan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın duyurduğu yargıda reform tartışmaları Dolmabahçe toplantıları ile devam ederken, diğer taraftan yargı da reforma değil de sanki bir devrime ihtiyaç var” diyebileceğimiz skandal gelişmeler yaşandığını söyledi.
Bu gelişmelerin ilkinin 2017 yılında İstanbul’da hiçbir gerekçe göstermeden engellenen “Dünya Hilafete Neden Muhtaç?” başlıklı konferans ile ilgili olduğunu söyleyen Kar, söz konusu konferansta aralarında kendisinin de olduğu 4 konuşmacı hakkında soruşturma açıldığını, aradan geçen 3,5 yılın sonunda Cumhuriyet savcısının engellenen bir konferans için 4 kişi hakkında 52, 5 yıl ceza istediğini söyledi.
İkinci olarak Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin kararlarına dikkat çeken Kar, Mahkemenin önce Hizb-ut Tahrir üyesi Yılmaz ÇELİK hakkında Anayasa Mahkemesinin ‘hak ihlali’ kararını uygulayarak tahliye kararı verdiğini, dün yapılan duruşmada ise aynı Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin Yılmaz ÇELİK hakkında 7,5 yıl ceza vermesinin tam bir hukuk garabeti olduğuna vurgu yaptı.
Konuşmasının sonunda önce kamuoyuna ardından da yöneticilere seslenen Kar:
“Türkiye’deki yargının içine düştüğü vahim tablo ortada. Sakın yöneticileri bu vahametten habersiz sanmayın. Sakın onları bu zulümlerden beri tutmayın! Ülkede sanki iki farklı hukuk düzeni varmış gibi, hâkimlerin ideolojik görüşleri yasaların önüne geçiyor. Açık ve net olan kanunlar şahıslar ve konjonktüre göre farklı uygulanıyor. Aynı hukuki metinleri okuyan ama birbirine zıt karar veren hâkim ve savcılar, şayet belli yerlerden talimat almıyorlarsa bu büyük çelişki ne ile izah edilebilir?”
Buradan Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e kendi söylemlerine binaen sesleniyoruz: Sayın Bakan! Hani yargıçlar birilerinin dediğine bakmayacaktı? Hani yargıçlar konjonktüre göre hareket etmeyecekti? Hani kıyamet kopsa da adalet yerini bulacaktı? Hani yargıçlar sadece dosyaya, vicdana, kanuna ve anayasaya bakacaktı? Öyleyse hukuk garabeti ile dolu bu kararları verenler hakkında ne yapacaksınız? Hukuksuzluk sizin mahallede olunca, sizin çevrenizdekiler ile ilgili bir hukuksuzluk olunca gösterdiğiniz refleks ve tepkiyi, başka mahallede olunca da gösterecek misiniz? Terör suçunun tanımında, cebir ve şiddet ön şart olduğu halde, hiçbir şekli ile cebir ve şiddeti benimsemeyen, tamamen fikri ve siyasi çalışma yapan Hizb-ut Tahrir hakkındaki bu zulmü ne zaman bertaraf edeceksiniz? Yargıdaki bu keyfiliğe ne zaman dur diyeceksiniz? Adaleti ne kadar daha konjonktüre kurban edeceksiniz?
Buradan sizlere sesleniyoruz! Yönetimi altında meydana gelen her zulmün hesabını hesap gününde Allah’ın kendisinden soracağına inanan yöneticilere sesleniyoruz! Adalet mazlumu koruyamıyorsa, o adalet değil zulümdür! Adalet şahıslara göre farklı uygulanıyorsa, o adalet değil iltimastır! Hukuk konjonktüre göre farklılık arz ediyorsa, o hukuk değil garabettir. Adalet gözyaşlarını dindirmek ve zulmü bertaraf etmek için vardır. Bugün mahkemelerde alınan kararlar neticesinde gözyaşı ve zulüm artıyorsa Allah Azze ve Celle bunun hesabını elbet bir gün soracaktır.” ifadelerini kullandı.
Yerli ve Milli Türkiye Katar’a Tutunuyor!
Medya Bürosu Başkanı Mahmut Kar toplantıda ayrıca İstanbul Borsası’nın %10’unun Katar’a satılması hakkında da değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin izlediği yanlış dış politika sonucunda Katar dışında çok da fazla ilişki kuracağı ülke kalmadığını, bunun sebebinin ise Amerika’nın Ortadoğu planı çerçevesinde bölgede eksenler oluşturması ve bölgedeki ajanları arasında cepheleşmeyi teşvik etmesi olduğunu söyleyen Kar, ABD’nin; Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Mısır gibi ülkeleri bir cepheye, Türkiye, Katar ve İran gibi ülkeleri de karşı cepheye yerleştirmesinin Ak Parti iktidarının gündeme getirdiği “sıfır sorun” politikasını yok ettiğine dikkat çekti.
Diğer taraftan “Finans krizi ve pandemi koşullarında yanlış yürütülen para politikaları, swap anlaşmaları ve finansman arayışlarının fiyaskoyla sonuçlanması Türkiye’yi iflas noktasına getirdi” diyen Kar şunları söyledi: “Katar’ın desteği, Türkiye’nin artık patlama noktasına gelen krizini durdurmaya yetmeyecek. Sadece ağrı kesici gibi kısa süreliğine bir rahatlatma olabilir. Bakınız, bu ülkede kapitalist ekonomik sistem uygulanıyor ki bunun batıl olduğu, hiçbir derde çare olmadığı açıktır. Bu ülkede borsanın da dâhil olduğu kapitalist finans araçları kullanılıyor ki, bunun şişirilmiş koca bir balon olduğu ve patlamak üzere olduğu biliniyor…”
Erdoğan ve Çavuşoğlu’nun Ümmet Vurgusu İnandırıcı Değil!
Gündem Değerlendirme Toplantısında son olarak, Cumhurbaşkan’ı Erdoğan’ın Amerikan Müslüman Cemiyetine hitaben yaptığı konuşma ile Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’un Nijer’de düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısında yaptığı açıklamalara değinildi. İslam’ın söz ve amel bütünlüğü olduğunu hatırlatan Mahmut Kar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İslami değerlere ve ümmet kardeşliğine yönelik sözleriyle kendisinin amel etmediğini, bilakis siyasi ve askeri olarak Amerika, Rusya ve Avrupa Birliği gibi kafir devletlerle hareket ettiğini, bu sebeple Erdoğan’ın sözlerinin samimiyetten uzak olduğunu söyledi.
Kar ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek söyle dedi: “Sizin, Müslümanlığın ortak paydası dediğiniz şey nedir? Demokrasi mi, laiklik mi, başkanlık mı nedir söyleyin? 13 asır boyunca Müslümanları bir arada tutan şey Hilafet değil miydi? Eğer gerçekten İslam’ı dert ediniyorsanız O’nu tatbik edin! Eğer gerçekten ümmetin derdiyle dertleniyorsanız Kudüs’ü gasıp Yahudi varlığından temizleyin. Ordularınızı NATO ve Amerika için değil İslam ümmetinin çiğnenen kutsalları için harekete geçirin. Eğer bundan acizseniz İslam düşmanı kâfir devletlerle tüm ilişkilerinizi kesin yeter! Allah’ın dini hâkim olsun, Raşidi Hilafet yeniden kurulsun diye çalışan Müslümanların karşısında durmayın, gölge etmeyin yeter ki!”
Dış İşleri Bakanı Çavuşoğlu’nun da Erdoğan’dan farklı bir şey söylemediğine dikkat çeken Kar, “Çavuşoğlu Müslümanların yaşadığı sorunlardan bahsetti ancak çözüm için kayda değer hiçbir şey ortaya koymadı. Bol laf, sıfır icraat retoriğini tekrarladı. Tıpkı ümmetin başına musallat edilen laik rejimler gibi İslam İşbirliği teşkilatının da hiçbir işe yaramadığını ispatladı.” İfadelerini kullandı.
Benzer Haberler

Hicri 1447 Ramazan Hilalini Gözetliyoruz

Ramazan Hilali Görüldü: Çarşamba Ramazan’ın İlk Günü

Cübbeli Ahmed, Selefi Provokasyonu İle Ekranlarda

Ankara’da 4 İslami Dernek Mühürlendi








