“ULUSLARARASI KUDÜS KONFERANSI”NDA ’YAHUDİ VARLIĞI SORUNU’NA KESİN ÇÖZÜM ORTAYA KONDU!
20 Mayıs 2021

“ULUSLARARASI KUDÜS KONFERANSI”NDA ’YAHUDİ VARLIĞI SORUNU’NA KESİN ÇÖZÜM ORTAYA KONDU!

Köklü Değişim Medya
  • 68

Köklü Değişim Medya

Köklü Değişim Medya tarafından organize edilen “Uluslararası Kudüs Konferansı” birbirinden kıymetli isimlerin katılımıyla online olarak gerçekleştirildi.

Sosyolog Süleyman UĞURLU’nun moderatörlüğünde gerçekleştirilen konferansa; Araştırmacı Yazar Yusuf YAVUZKAN ve İlahiyatçı Yazar Abdullah İMAMOĞLU stüdyo konuğu olarak katılırken, Milli Gazete Yazarı Abdulaziz KIRANŞAL, Gazeteci Yazar Ahmet VAROL, Avukat Gülden SÖNMEZ, Siyer Vakfı Kurucusu Muhammed Emin YILDIRIM, Filistin Dayanışma Derneği Başkanı Muhammed MİŞENİŞ, Lübnan’dan Üstad Ahmed El-KASAS ve Filistin’den Şeyh İsam AMİRA canlı video bağlantısıyla iştirak etti.

Değişim TV ekranlarından dün (19 Mayıs Çarşamba) saat 20.30’da başlayan programın ilk konukları; Abdulaziz Kıranşal ve Ahmed El-Kasas oldu.

•Abdulaziz Kıranşal, “Kudüs nasıl kurtulur?” sorusuna verdiği cevapta şunları söyledi:

“Kınamalarla, basın açıklamalarıyla, yardım çalışmalarıyla bu sorunun sorunu köklü olarak çözemeyeceği ortadadır. Evet, Müslümanlar olarak yardım çalışmaları, protestolar yapacağız ama Allah’ın bizden istediği nizamı/düzeni hayata hâkim kılmak için de çalışmalıyız. Filistin’deki sorun ancak böyle bir sistem kurulduğu zaman çözülebilir.”

“Halkı Müslüman olan devletlerin başkanları da bugün kınama mesajları yayımlıyorlar. Hâlbuki elinin altında ordusu bulunun bu devletlerin bu zulme ordularıyla, güçle, ekonomik yaptırımlarla müdahale etmesi ve sonlandırması gerekir.”

“Buradan, 57 İslâm beldesinin yöneticilerine seslenelim: kınama yapılacaksa bırakın biz yapalım! Yardım faaliyetleri yapılacaksa bırakın halk olarak biz yapalım, sivil toplum kuruluşları olarak biz yapalım! Siz, Allah rızası için bir asker gönderemezseniz; şu kadar süre geçti zulüm başlayalı, ama biz halkı Müslüman üç ülkenin devlet başkanını bile aynı karede göremedik bu zulmü bitirme adına!”

•Konferansa Lübnan’dan katılan Ahmed El-Kasas, “Müslümanlara saldırılar yapan Yahudi varlığına karşı İslâm ülkelerindeki yöneticilerin tavrı ne olmalıdır?” sorusunu cevapladı. Kasas şöyle konuştu:

“Allah’ın emri gereği; kâfirler Müslümanları memleketlerinden nasıl çıkarmışlarsa Müslümanlar da kâfirleri aynı şekilde çıkarmalıdır.”

“Filistin’in çevresindeki devletler de sömürgeci kâfirler tarafından Yahudi varlığını korumak üzere görevlendirilmişlerdir. Bu devletlerin liderleri bir taraftan sömürgeci kâfirlerin çıkarlarını korurken diğer taraftan da Yahudi varlığını korumakla görevlidirler. Bu yüzden bu yöneticilerden Müslümanların hayrına bir hareket beklemek mümkün değil! Tam aksine bunlar, Müslümanların enerjisini heder etmek üzere hareket ediyorlar.”

*•*Stüdyo konuğu Yusuf Yavuzkan ise Filistin’de yaşananları değerlendirdiği açıklamalarında Kudüs’ün tarihi, Müslümanlar için önemi hakkında bilgilendirmelerde bulundu.

•Yavuzkan’ın ardından canlı video bağlantısı ile konferansa katılan Gazeteci Yazar Ahmet Varol da “Sorunun asıl kaynağı nedir? Sorun, Filistin sorunu mu, Yahudi varlığı sorunu mu?” sorusunu cevaplandırdı.

İşgalin, her ne kadar Yahudilik adına yürütüldüğü lanse edilse de aslında uluslararası emperyalizmin organize ettiği bir Siyonist işgal olduğunu söyleyen Varol, bu gayrimeşru Siyonist rejimin varlığını anca silahla, saldırıyla sürdürebildiğini ifade etti.

•Filistin Dayanışma Derneği Başkanı Muhammed Mişeniş ise, “Filistin halkının direniş gücü ve Siyonist varlığa vurduğu güçlü darbeler, Yahudi varlığını şaşkına uğratmıştır.”, “Yahudi varlığının saldırıları sonrasında bu Gazze’de şu an insani bir dram yaşanmaktadır. Hastane, okul, sivil, çocuk-kadın ayırt etmeden saldırılar yapılmaktadır.” şeklinde konuşarak yaşanan trajediye dikkat çekti.

•31 Mayıs Mavi Marmara hadisesinin yıldönümünde gelinen süreci değerlendiren Avukat Gülden Sönmez, “Mavi Marmara gemisinde bizzat bulunduğunu, dolayısıyla sürece bizzat şahitlik ettiğini” vurgulayarak sözlerine başladı. Türkiye’de yaşanan dava sürecinin ne Filistin mücadelesini ne de Mavi Marmara davalarını sonlandıramayacağını söyleyen Sönmez, Mavi Marmara davasında Yahudi varlığıyla varılan anlaşmanın başından beri karşı çıktıkları, engel olmaya çalıştıkları hukuksuz, kötü ve garabet bir anlaşma olduğunu söyledi.

Yahudi varlığı ile mücadelede hukuki mücadelenin de önemli olduğunu söyleyen Gülden Sönmez, özellikle Mavi Marmara davasından sonra varılan anlaşmanın iptali için ciddi bir çaba içinde olduklarını belirtti.

•Gülden Sönmez’in ardından programa, Filistin’den Şeyh İsam Amira ile İstanbul’dan Siyer Vakfı Kurucusu Muhammed Emin Yıldırım bağlandı.

•Şeyh İsam Amira, “İslâm ordularının Yahudi varlığı ile olası bir savaşta başarılı olmaları mümkün mü? Ya da nasıl bir ordu olmalı ki böylesi bir savaşta başarılı olsun?” sorusuna verdiği cevapta; Filistin’deki sorunun nasıl başladığını ifade etti. “Filistin en başında ümmetin genelinin bir meselesi olarak kabul ediliyordu. Daha sonra mesele; ‘Arap-‘İsrail’ meselesi’ olarak daraltılmış oldu ve nihayetinde de mesele FKÖ’nün kurulmasının ardından ‘Filistin-‘İsrail’ meselesi’ olarak isimlendirilmeye başladı.” şeklinde konuşan Amira, meselenin ulusalcı bir yaklaşımla ele alınmasının yanlışlığını ortaya koydu.

Örgütlerin silahlı mücadelesiyle devletler karşısında etkili bir mücadele veremeyeceklerini zira ortada bir dengesizlik söz konusu olacağını ifade eden İsam Amira, “Bir ordunun karşısında bir ordu olmalı diyoruz; Filistin’in çevresindeki Müslümanların orduları ile Yahudi varlığının karşısına çıkılmalıdır, diyoruz. Filistin meselesi; dinî temelli askerî bir meseledir! Zira şu an 2021 yılında Gazze’de yaşananlar bu dengesizliği açık bir şekilde göstermektedir.” şeklinde konuştu.

•İsam Amira’nın ardından söz alan Muhammed Emin Yıldırım, “Kudüs’ün üç semavi dinin ortak paydası olduğundan hareketle üç semavi dinin temsilcisi tarafından yönetilmesi gerektiği ifade ediliyor. Bu doğru bir ifade midir? Filistin sorunu bu anlayışla çözülür mü? Kudüs’ün şer’î açıdan Müslümanlar için konumu ne olmalıdır?” sorularına verdiği cevapta; yol göstericimiz olan Kur’an’da ‘üç semavi din’ diye bir şeyin olmadığını, Allah katında tek bir dinin, İslâm’ın olduğunu dolayısıyla Kudüs’ün, İslâm’ın bir malı, kutsalı olduğunu söyledi. Böylece meselesinin akidevi bir mesele olduğunu ifade eden Yıldırım, “Mekke-Medine-Kudüs birbirinden ayrılmaz şehirlerdir, değerlerdir; bizim için Mekke akıldır, Medine kalptir, Kudüs gözdür ve biz Müslümanlar gözümüzü korur gibi Kudüs’ümüzü korumak zorundayız.” diyerek Kudüs’ün Müslümanlar için değerini ortaya koydu.

•Konferansın son bölümünde; Abdullah İmamoğlu stüdyo konuğu olarak programa katıldı. “Âlimlerin ve yöneticilerin Kudüs meselesindeki imtihanlarının neler olduğu” sorusuna cevap veren İmamoğlu konuşmasında; “Ne zaman kutsalları söz konusu olsa Müslümanlar, bunlara sahip çıkma konusunda her zaman rüştlerini ispat etmişlerdir. Ama aynı şeyi yöneticiler için söylemek mümkün değildir.” diyerek yöneticilerin ümmetin sorunları ile ne kadar alakadar olduklarını ortaya koymuş oldu.

Mescid-i Aksa özelinde işgal edilmiş beldelerimizle ilgili olarak esasi çözümün yöneticilerin ve kuvvet sahiplerinin ordularını hareket ettirerek işgalden kurtarılacağını ifade etti. Tam da bu noktada âlimlerin önemine değinen İmamoğlu, âlimlerin bu meselede de yöneticileri muhasebe etme gibi bir sorumlulukları olduğunu söyledi.

•Konferansta yayımlanan sinevizyon:

ARTIK YETER! ORDULAR AKSA'YA, ORDULAR KUDÜS'E

___