
Reha Ruhavioğlu: Kürt Meselesi ve Şiddet Birbirinden Bağımsız Şeylerdir
Köklü Değişim Medya
Köklü Değişim Dergisi 2021 Haziran sayısını “Kürt Meselesi ve Çözüm Arayışları” başlıklı bir Soruşturma Dosyası olarak çıkardı. Soruşturmaya katılan Hak İnisiyatifi Derneği kurucu üyesi Reha Ruhavioğlu, Kürt meselesi ve şiddetin birbirinden bağımsız şeyler olduğunu söyledi.
Soruşturma yazısına, “Müslüman toplulukları bir arada tutan halifelik ve imparatorluk bağı ismi konulmamış bir toplumsal sözleşme gibiydi…” Cümleleriyle başlayan Reha Ruhavioğlu, meselenin ortaya çıkış sürecini son yüzyılda merkezileşme hareketleri ve dünyada yükselen milliyetçi dalgaya bağlamakla birlikte, esas sorunun Türkiye’deki mevcut sistemin “eşit olmayı kabul etmeyen ırkçı hüviyeti” olduğuna dikkat çekti.
Reha Ruhavioğlu, şiddet ile Kürt meselesini birbirinden ayıran tespitini şu ifadeler ile gerekçelendirdi:
“Bir toplumsal meselenin tedhiş ile karşı karşıya konulmasını doğru bulmuyorum. Elbette Kürtlerin eşitlik, adalet, yönetime katılma, ana dillerine statü istemeleri gibi haklar ile bir şiddet meselesi farklı şeylerdir. Kürt meselesi ile şiddet birbirinden bağımsız şeylerdir. Şiddeti bir yöntem olarak benimseyen ve benimsemeyenler olacaktır. Esas olan Türkiye’nin hakları elinde tutan ve eşitsizliği sürdüren politikasıdır. Şiddeti tasvip etmiyoruz ama onu da azaltacak ya da tamamen yok edecek şey şiddete sebep olan sorunların samimiyetle çözülmesidir. Öyle bir durumda şiddet ortadan kalkmazsa bile toplumsal destek ve meşruiyeti zayıflar.”
Türkiye’deki siyasi parti, sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderlerinin Kürt Meselesi ve terör sorununun çözümünde üstlenmesi gereken role de değinen Reha Ruhavioğlu makalesine şöyle devam etti: “Türkiye’deki kamuoyu meseleye hakkaniyet ölçüsünde, asgari müştereklerde buluşarak yaklaşmakla başlamalı. Siyasi, ideolojik bagajların hakkaniyete perde olmasına müsaade edilmemeli. Bu yönüyle kanaat önderlerinin devlet ve örgüt etkisi ve söyleminden ziyade kendi özgün yaklaşımlarıyla meseleye dahil olmalarında fayda olacaktır. Önceki Çözüm Süreci’nde bu aktörler bir süre sonra yakın oldukları siyasi görüşe göre ayrılmaya başladılar. O noktada da etkilerini kaybettiler.”
Kürt meselesi HDP dahil kimsenin tekelinde değil!
Ruhavioğlu soruşturma dosyasında yer alan, “HDP Müslüman Kürt halkını ne kadar temsil ediyor?” sorusuna cevap olarak, “Kürt meselesi HDP dahil kimsenin tekelinde değil. Bugün HDP’nin taşıyıcı görünmesi diğerlerini bu yükü taşımaktan alıkoymuyor. İsteyen her kişi ve kurum bu sorunun çözümü için kendi rolünü üstlenebilir. Bugün taşıyıcı olan HDP Kürt kamuoyundan önemli bir oy alıyor, destek görüyor. Ortada mümessil ile temsil edilen, vekil ile müvekkil arasında bir benzeme sorunu olsa da böyle bir temsile yetki alındığını söylemek mümkün. HDP’nin Kürtlerin dokusuyla daha uyumlu olması ya da bu dokuya daha uyumlu bir aktörün temsil etmesi arzu edilse bile realitede temsil yetkisini veren halkın da buna ikna edilmesi, ruhsat vermesi gerekiyor. Sorun mümessilin dört dörtlük olmasını bekleyecek bir zaman tanımadığında kamuoyu önündekilerin en mümkün olanını, kaht-ı ricalden de olsa tercih eder. Kürtlerin ve genel olarak Türkiye toplumunun daha çok seçenek ve daha nitelikli temsil aktörleri arasında tercih yapması, daha çok aktörün toplumsal maslahat mücadelesine girişmesiyle mümkün olabilir.” İfadelerini kullandı.
Yazısının sonunda Kürt Meselesi ve Terör sorununun çözümünde bugüne kadar konuşulan ve uygulanan yaklaşımları kısaca değerlendiren Ruhavioğlu Meselenin İslami çözümüne ilişkin yorumu şöyle oldu: Bir toplumsal meseleyi çözeceksek, çözüm yöntemine ne isim verirsek verelim hakkaniyet ve tarafların çözümden razı olmaları önemlidir. Bugüne kadar çözme çabalarının hepsi anlamlı ve kıymetli ancak her birinin içinde problemler görünüyor. Ya da iyi niyetle başlayan bir süreç, niyetin yolda değişmesiyle bozulabiliyor. Müslümanlar bir soruna yaklaşırken İslâmi birikim ve perspektifleriyle çözmeyi düşünürler. Bu gayet doğaldır. Ancak Müslümanların İslâmi yaklaşımları da bugün başka görüşlerinin etkisinde kalabiliyor maalesef. Sorunun İslâmi çözümü ülkenin ve devletin her kurum ve kademesinde şu temel ilkelerden geçiyor: Diller ve renkler Allah’ın ayetleridir. Arab’ın Acem’e Acem’in Arab’a, yani Türk’ün Kürd’e Kürd’ün Türk’e üstünlüğü yoktur. Bunlar bir tarağın dişleri gibi eşittirler.
Sayın Reha Ruhavioğlu’nun “Kürt Meselesi ve Çözüm Arayışları” SORUŞTURMA cevaplarının tamamını buradan okuyabilirsiniz.
-------------
#KürtMeselesiNasılÇözülür
Benzer Faaliyetler

Ankara İftarımızda “Ümmet Olma” Çağrısında Bulunduk




