"İSRAİL" SORUNU VE
FİLİSTİN'İN KURTULUŞU- 10 Maddede Çözümler -

Haçlı-Siyonist İttifaka Karşı Topyekûn Mücadele Etmeliyiz
11 Mart 2026Köklü Değişim Medya

Haçlı-Siyonist İttifaka Karşı Topyekûn Mücadele Etmeliyiz

Hizb-ut Tahrir Türkiye Medya Bürosu’nun 10 Mart 2026 Salı günü gerçekleştirdiği Gündem Değerlendirme Toplantısı’nda, 12. güne giren ABD-İran savaşının gidişatı ele alındı. Toplantıda ayrıca Avustralya hükümetinin Hizb-ut Tahrir’i yasaklama kararıyla ilgili değerlendirmelerde bulunuldu.

Toplantıda konuşan Medya Bürosu Üyesi Muhammed Emin Yıldırım, küstah Trump ve soykırım suçlusu Netanyahu ikilisinin İran’a karşı başlattığı saldırıların, ABD’li yetkililerin İslam’a hakaretleri ve Yahudi varlığının Müslümanlara yönelik tehditleri eşliğinde devam ettiğini söyledi. Kur’an’ın ifadesiyle, “kalplerinde besledikleri kin ve düşmanlık ise daha büyüktür.” Dedi.

“Diğer taraftan Haçlı-Yahudi ittifakı büyük bir kin ve kibirle coğrafyamıza saldırsa da istedikleri askerî başarıyı elde edememiştir,” diyen Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: “İran’ın göstereceği basit bir karşılıkla ABD’nin taleplerini karşılayacağını düşündüler. Ancak İran, yalnızca füze ve İHA saldırılarıyla direnişini gösterdi ve planlarını akamete uğrattı. Körfez’deki ABD üsleri vuruldu, hava savunma sistemleri yetersiz kaldı. Trump’ın ‘koşulsuz teslimiyet’ açıklamaları şimdi yerini, savaşın yakın zamanda biteceğine dair söylemlere bırakmış durumda.”

“Asıl sorun, ümmetin parçalanmışlığıdır”

Yıldırım, Müslümanların kronik parçalanmışlığına da dikkat çekerek, “Savaşın gidişatı kadar önemlisi, ümmet olarak içine hapsolduğumuz ulus devlet kafesleri ve Müslümanların maslahatını gözetmeyen işbirlikçi yönetimlerdir. İran’a yapılan saldırı, bu sorunun ne kadar derin olduğunu ve İslam ümmetini günbegün zayıflattığını açıkça göstermektedir. Burada mesele İran’ın suçlu olup olmaması değildir; önemli olan İslam beldelerinin sahiplenilmemesidir” dedi.

İran’ın Dârü’l-İslam hükmünü almış toprak olduğunu vurgulayan Yıldırım, “Hz. Ömer döneminde fethedilen bu toprakları savunmak, Müslümanların üzerine borçtur. Rejimlerin zalim olması bu gerçeği değiştirmez. Nasıl ki Gazze sadece Sünni olduğu için hedef alınmadıysa, İran da sadece Şii olduğu için hedef alınmamıştır.” ifadelerini kullandı.

Sömürgeci ABD ve işgalci İsrail’in bölgedeki politikalarına da dikkat çeken Yıldırım, “ABD, Irak ve Afganistan’ı İran’dan yardım alarak işgal etti. Suriye’de İran’ı ve milislerini tetikçi olarak kullandı. Körfez ülkelerinde üsler kurup onların zenginliklerini sömürmek için İran’ı bir korkuluk olarak gösterdi. 7 Ekim Aksa Tufanı’ndan sonra dengeler sarsıldı ve ABD, İran’ın rolünü sınırlandırmayı zorunlu gördü. Bugün İran ve Lübnan’a yapılan saldırılar, ABD’nin yeni Ortadoğu politikasının devamıdır. Eğer başarılı olursa sıra Yemen, Irak ve Yahudi varlığının tehdit gördüğü diğer bölge ülkelerine gelecektir” dedi.

Yıldırım, Körfez ülkelerinin durumuna işaret ederek, “Körfez ülkeleri ABD’ye trilyonlarca dolar koruma parası ödedi, fakat İran füzelerine karşı yüzüstü bırakıldılar. Katar’da Hamas müzakere heyeti ABD gözetiminde bombalandı. Şimdi ABD ve işgalci ‘İsrail’, Körfez ve Arap ülkelerini İran’a karşı savaşa davet ediyor. Allah muhafaza, böyle bir savaş büyük felaket ve fitneye yol açacaktır” uyarısında bulundu.

“Türkiye, her zaman ABD’nin yanında saf tutuyor”

Türkiye’ye ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Yıldırım, şunları söyledi: _“Türkiye sözde tarafsız görünse de her zaman ABD’nin yanında saf tutuyor. Türkiye, Irak işgalinde İncirlik Üssü’nü ABD’ye açtı; Suriye’de yeni yönetimin ‘ılımlılaşması’ ve İslami devrimin ifsat edilmesi için ABD planlarına hizmet etti. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD ve Yahudi varlığının saldırganlığından çok İran’ın ne yaptığına odaklanıyor. Fidan diyor ki, ‘İsrail’ tüm bölgede çatışmalar ve iç savaşlar yaşanmasını strateji olarak benimsemiştir. Biz ise barıştan yana bir politika izliyoruz.’ Burada barıştan kasıt nedir Sayın Fidan? Gazze sürecindeki gibi 57 ülkenin bir araya gelip kınama yayınlaması mı? Saldırgana haddini bildirmeden barışı sağlamak mümkün müdür? Üstelik bu saldırgan Yahudi varlığı, kuduz köpek tabiatındadır.” _

Yıldırım, çözüm yolunu ise şöyle özetledi: “Halkı Müslüman ülkeler olarak ya Haçlı-Yahudi ittifakına karşı topyekûn mücadele edecek ve Raşidi Hilafetin kurmanın zeminini hazırlayarak sorunları köklü bir şekilde çözüme kavuşturacağız ya da aciz yöneticilerin iş birliğinde Trump ve Netanyahu’nun bitmek bilmeyen talep ve kötülükleri altında yaşamaya mahkûm olacağız. Bu savaş, Sünni-Şii fark etmeksizin İslam’a ve Müslümanlara karşıdır. Verilecek karşılık diplomasi veya müzakere değil, tüm güçlerin seferber edilmesiyle Allah yolunda cihat olmalıdır.”

Konuşmanın tamamını Medya Bürosu’nun yayımladığı toplantı videosundan izleyebilirsiniz.