
Bakan Fidan Şam’da Kritik Görüşmeler Gerçekleştirdi
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 13-14 Eylül tarihlerinde Şam'da gerçekleştirdiği üst düzey temaslarda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve kabine üyeleriyle bir araya gelerek diplomatik, askeri ve güvenlik odaklı kritik görüşmeler gerçekleştirdi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Şam ziyareti, Suriye yeni yönetimiyle ilişkilerin kurumsallaşması ve bölgedeki güvenlik mimarisinin yeniden şekillenmesi açısından kritik görüşmelere sahne oldu. Ziyaretin en öne çıkan teması ise Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından kabul edilmesi oldu.
Fidan'ın Şam'daki Kritik Temas Trafiği
13-14 Eylül tarihleri arasında gerçekleşen görüşmelerde Fidan, Suriye yönetiminin en üst düzey isimleriyle masaya oturdu:
-
Cumhurbaşkanı Ahmed Şara Kabulü: Fidan, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile ikili ve heyetler arası görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede iki ülke arasındaki ilişkilerin seyri, bölgesel istikrar ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın planlanan Suriye ziyaretinin ön hazırlıkları ele alındı.
-
Şeybani ve Hattab ile Üçlü Zirve: Fidan; Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ve İçişleri Bakanı Enes Hattab ile üçlü bir toplantıda bir araya geldi. Zirvede sınır güvenliği, kolluk kuvvetleri arasındaki koordinasyon ve terörle mücadele mekanizmaları detaylandırıldı.
-
Ortak Basın Toplantısı: Dışişleri Bakanı Şeybani ile düzenlenen ortak basın toplantısında, "İsrail"in Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'ne yönelik saldırıları sert bir dille eleştirildi; "İsrail"in IŞİD gibi yapılara dolaylı destek verdiği vurgulandı.
SDG'nin Feshi ve Güvenlik Parametreleri
Görüşmelerde, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kendini feshetme ve Suriye ordusuna entegre olma kararının bir an önce sahada uygulamaya geçirilmesi gerektiği belirtildi. Şam yönetimi adına konuşan Bakan Şeybani, silahların tek elde toplanması ve kuzeydoğunun ulusal bütünlüğe dahil edilmesi yolunda kararlı olduklarını ifade etti.
ABD’nin "Sükunet" Stratejisi ve Bölgesel Gerçeklik
Ziyaretin zamanlaması, ABD’nin Orta Doğu genelinde gerilimi düşürme ve kendi çıkarları doğrultusunda yeni bir dengelenme sağlama amacını taşıyan "sükunet politikası" ile örtüşüyor. İçeride yürütülen "Terörsüz Türkiye" söyleminin de Washington'ın bölgedeki aktörleri yeniden konumlandırma stratejisi çerçevesinde ilerlediği bu dönemde; Şam yönetimiyle kurulan temaslar, bölgesel güvenlik mimarisinin ABD parametreleri doğrultusunda şekillendirildiğini gösteriyor.







