Lübnan-“İsrail” Çerçeve Anlaşmasının Detayları Neler?
27 Haziran 2026Köklü Değişim Medya

Lübnan-“İsrail” Çerçeve Anlaşmasının Detayları Neler?

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington'da iki ülke heyetleri arasında gerçekleştirilen görüşmelerin ardından ‘İsrail’ ve Lübnan'ın bir çerçeve anlaşmasına vardığını duyurdu.

Anlaşmdan öne çıkanlara göre;

▪️ ‘İsrail’ ordusu Güney Lübnan'daki iki bölgeden çekilecek,

▪️ Güvenlik sorumluluğunu kademeli olarak Lübnan ordusu devralacak

Ancak Netanyahu, diğer bölgelerden çekilmenin Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına bağlı olduğunu söylerken, Hizbullah ise anlaşmayı reddederek hükümete müzakerelerden çekilme çağrısı yaptı.

Taraflar anlaşmayı daha kapsamlı bir barış sürecinin ilk adımı olarak ifade etse de, sahadaki belirsizlik sürüyor.

Rubio’dan Açıklamalar

Rubio, "Lübnan halkı güvenlik ve barış içinde yaşamayı hak ediyor" diyerek, "Amerika Birleşik Devletleri'nin arabuluculuğu ve desteğiyle, egemen Lübnan hükümeti ve elbette ‘İsrail’ hükümeti arasında bir çerçeve anlaşmasını duyurmaktan memnuniyet duyuyoruz" ifadelerini kullandı. Bakan, bu anlaşmanın "kalıcı ve güvenli bir barış çerçevesine" zemin hazırladığını ileri sürdü.

Açıklamasına, "Önümüzde yapacak çok iş var. ‘İsrail’ ve Lübnan arasında barışın sağlanması yönünde önemli bir adım attık ancak hâlâ önümüzde uzun bir süreç var" diyerek detayları vermeye devam etti.

Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Moawad ise "Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve Başbakan Nevvaf Salam adına Başkan Donald Trump’a teşekkür ediyoruz. Bugün atılan imza, Lübnan’ın egemenliğini yeniden kazanması yolunda ilk adımdır" ifadeleriyle Washington eksenindeki siyasetini bir kez daha deklare etmiş oldu.

İşgalci ‘İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter de "İran ve kolları yıkım istiyor, biz ise ‘İsrail’ ile Lübnan arasında gerçek bir barış istiyoruz. Bu anlaşmayla İran ve Hizbullah denklem dışı kalıyor" diyerek, "Üçlü çerçeve anlaşmasının uygulama odaklı (performansa dayalı) olduğunu" ifade etti.

Başbakan Selam'dan Açıklama

Anlaşmanın önemine ve ABD’nin masaya hakimiyetine vurgu yapan Başbakan Nevvaf Salam ise şunları söyledi:

"‘İsrail’ ile ABD himayesinde bugün varılan çerçeve anlaşmasının amacı; ‘İsrail'in bütün Lübnan topraklarından çekilmesini sağlamak, devlet egemenliğini bu topraklarda yeniden tesis etmek ve vatandaşlarımızın evlerine dönmesini sağlamaktır. Lübnan’ın bu çerçevedeki yükümlülüklerine gelince; Lübnan devletinin kendi silahlı kuvvetleri aracılığıyla tüm topraklarında otoritesini kurması, Lübnanlıların daha önce Taif Anlaşması’nda üzerinde uzlaştığı hususlardan başka bir şey değildir. Bu anlaşma, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararında da uygulanması gerektiği vurgulanan bir metindir."

Selam ayrıca, önceki hükümet tarafından onaylanan 2024 yılı çatışmaların durdurulması deklarasyonunun da giriş kısmında, Lübnan’da silah taşıma yetkisinin yalnızca ve münhasıran meşru devlet güçlerine ait olduğunu açıkça belirttiğini hatırlatarak Hizbullah’a gönderme yaptı.

Selam, "Hükümetimizin parlamentodan güvenoyu aldığı hükümet programında da bu ulusal ilkeler yeniden teyit edilmiş, savaş ve barış kararının yalnızca devlete ait olduğu vurgulanmıştır. Bu anlaşmaya varılmasında çaba gösteren Amerika Birleşik Devletleri’ne, Arap kardeşlerimize ve dünyadaki dostlarımıza teşekkür ederim. ‘İsrail’in çekilmeye başlayacağı, böylece zorla ayrılmak zorunda kalan aziz halkımızın evlerine güvenli ve onurlu bir şekilde dönebileceği ve buralarda imar çalışmalarını başlatabileceğimiz o mübarek saati sabırsızlıkla bekliyorum" dedi.

Netanyahu: “Silahsızlanma Olmadan Çekilme Yok”

İşgalci ‘İsrail’ Başbakanı Binyamin Netanyahu, anlaşmanın imzalanmasından önce yayınladığı video mesajda, "Her şeyden önce en önemlisi, ‘İsrail'in Güney Lübnan'daki güvenlik bölgesinde kalmaya devam edecek olmasıdır. Bu büyük bir başarıdır ve Hizbullah silahsızlandırılmadığı sürece bunu koruyacağız" diyerek tehditkar dil kullanmaya devam etti.

Üçlü çerçeve anlaşmasının imzalanmasının hemen ardından yayınlanan videoda Netanyahu, ‘İsrail'in Lübnan ordusunun "iki pilot bölgede" kontrolü sağlamasına izin vereceğini belirterek, bu bölgelerden birinin tamamen güvenlik bölgesinin dışında ve Litani Nehri'nin güneyinde, diğerinin ise Litani Nehri'nin kuzeyinde yer aldığını ifade etti.

Ancak Netanyahu, ‘İsrail'in Güney Lübnan'da kurduğu "güvenlik bölgesinden" göç etmek zorunda kalan Lübnanlı sivillerin evlerine dönmelerine izin verilmediğini vurguladı. Netanyahu, "Güvenlik bölgesini tanksavar ateşi menzilinin dışında kalacak şekilde her zaman koruyoruz. Hizbullah'ın buraya girmesine izin vermeyeceğimiz gibi, sivil nüfusun girmesine de izin vermeyeceğiz" dedi.

Hizbullah'tan “İç Savaş Tehdidi”

Hizbullah'ın tepkisi ise Parlamento Milletvekili Hasan Fadlallah tarafından geldi. Fadlallah, bu anlaşmanın ancak bir iç savaş yoluyla dayatılabileceği uyarısında bulunarak anlaşmaya olumsuz baktıklarını beyan etmiş oldu.

Daha önce partisi adına Lübnan ile ‘İsrail’ arasında doğrudan müzakereleri defalarca reddettiklerini açıklayan Fadlallah, "Netanyahu kendi kendine müzakere ediyordu... Bu (Lübnan) yönetim, ABD desteğiyle bir iç savaşa girişmediği sürece Washington'da imzalanan anlaşmayı uygulayamaz" ifadelerini kullanarak sahanın durumunu ve tarafları özetledi.

Fadlallah, bu anlaşmanın, Lübnan da dahil olmak üzere Ortadoğu'daki çeşitli cephelerde savaşın durdurulmasını öngören İran-ABD mutabakatına atıfta bulunarak "İslamabad sürecini baltalama girişimi" olduğunu ifade ederek kesin bir dille reddetti.