
Abbas Rejimi, Müslümanlara Savaş Açtı
ABD-‘İsrail’ eksenli Mahmud Abbas liderliğindeki Filistin yönetimi, okullarda Batılı kültürü yayarak Müslüman gençleri yozlaştırmaya çalışırken, bu kirli adımlara karşı çıkan Hizb-ut Tahrirli gençlere operasyonlar düzenliyor.
Filistin otoritesini zorbalıkla elinde tutan Mahmud Abbas liderliğindeki Filistin yönetimi, Batı’dan ithal sistem, fikir ve nizamları açık bir şekilde reddeden, siyasi ve fikri çalışmalarıyla tanınan Hizb-ut Tahrir’e 7 Ağustos 2026 Cuma günü operasyon düzenlemişti. Ramallah ve çevresinde bir grup Hizb-ut Tahrir gencini gözaltına almış, ailelerini terörize etmiş, evlerine baskın düzenlemiş ve mahremiyetlerini çiğnemişti.
İslam ve Müslümanlarla mücadele etmeye, ABD ve Yahudi rejimine hizmet etmekte kusur etmeyen Abbas rejimi, tıpkı işgal ordusu gibi Müslümanların evlerine baskınlar düzenlemişti.
Bu konu ile ilgili bir basın açıklaması yayımlayan Hizb-ut Tahrir Filistin, şu ifadelerle Abbas rejimini keskin bir şekilde eleştirdi:
“Filistin yönetimi ve arkasındakiler, Filistin halkını ölü ve ruhsuz sanmış olmalılar ki münkerin hamiliğini yapmışlar, şeytanın tohumlarını ekmişler; karma eğitimi, dansı ve rezaleti teşvik etmişlerdir. Ama Filistin halkının, bu münkerleri reddettiğini ve iyiliği emredip kötülükten sakındırmanın öncüsü olan Hizb-ut Tahrir gençlerini önlerinde aşılması imkânsız bir set olarak görünce şoka uğramışlardır. Bu yüzden Filistin halkını savunmasız bırakmak ve sömürgeci efendilerinin ifsat edici (Epsteinvari) programlarını pazarlayabilmek için bu seti yıkmak istemişlerdir.”
Bu operasyondan önce de Abbas rejimi güçleri, 6 Ağustos 2026 Perşembe günü El-Halil bölgesinde çeşitli güvenlik birimlerinin katılımıyla bir dizi Parti gencini gözaltına alarak bir çirkin eyleme daha imza attılar. Ardından hakkı söylediği için Hizb-ut Tahrir gençlerine suçlu Yahudi varlığının ordusunun pisliğini kopyalayan bir manzarayla evlere, mahremiyetlere, kadınlara ve çocuklara saldırdılar.
Açıklamada ayrıca El-Halil valisi, garnizon komutanı ve başka bazı tarafların katılımıyla bir toplantı düzenlendiği ve bu toplantıda siyasi gözaltıların getireceği bedelden korkulduğu için Gümrük Muhafızları ve Polis teşkilatını kullanarak partili gençler hakkında adli veya mali sahte suçlamalar uydurmaya karar verildiği de ifade ediliyor.
Gözaltılar ile eş zamanlı olarak Filistin yönetimi, üniversitelerdeki karma etkinlikleri daha da yoğunlaştırdı. Bu bağlamda Kudüs Üniversitesi’nde şarkılar ve danslar eşliğinde art arda mezuniyet törenleri düzenlendi; eğitim bakanı, vali, güvenlik birimlerinin komutanları ve otoritenin ajandasıyla iş birliği yapan ve hiçbir talebi geri çevirmeyen belediye başkanının katılımıyla El-Halil’de de benzer sahneler sergilendi.
Basın açıklamasında, Abbas rejiminin münkerleri yaygınlaştırmak ve gençliği nasıl ifsat ettiğine şu ifadelerle değiniliyor:
“Bu kutlamalar yanılmaz açık ve bariz anlamlar taşımaktadır. Bu anlamlardan bir tanesi, öğrencilerin onurlandırılması gereken mezuniyet törenlerini dans, ışık oyunları, şarkı ve eğlence partilerine dönüştürmek; her alana rezilliği bulaştırmak; asil ve soylu buluşmaları iffet ve hayâ duygularını yok eden seviyesiz eğlencelere dönüştürmektir.
Bu eğlencelerin yoğunlaştırılması, bunların sadece tek bir bakanın veya valinin bireysel eylemi olmadığını, Filistin halkını yozlaştırmak amacıyla çalışan bütünsel bir mekanizmanın varlığını göstermektedir. Bu mekanizma iki koldan hareket etmektedir: Bir kol münkerleri organize edip yaymakta, diğer kol ise bu çirkinliklere karşı çıkan her sesi susturmaya çalışmaktadır.
Yerleşimci sürüsünün saldırılarının arttığı, toprakların gasp edildiği, evlerin yakılıp yıkıldığı ve kanların döküldüğü bir dönemde bu eğlencelerin yoğunlaştırılması, Filistin yönetimi Yahudi varlığının suçlarına ortak etmektedir. Peki yönetim ne istiyor? Filistin halkının kendi yaraları üzerinde dans etmesini mi? Katliam ve yıkımlarla birlikte yaşamaya alışıp duyarsızlaşmasını mı? Bu topraklarda varlıkları tehdit altındayken gaflet içinde olmalarını mı? Kan, enkaz, cenaze ve acıların ortasında fısk ve ahlaksızlığı yayarak neyi amaçlıyor?! Yönetim ve yetkililerinin buna verecek bir cevabı var mı?
Filistin halkı, “Karma ortamı reddediyoruz, rezaleti istemiyoruz!” diye net ve gür bir şekilde sesini yükseltmiştir. Filistin Yönetimi, bu ifsat edici eğlencelerde ısrar ederek ve bunları yoğunlaştırarak kendisi ile Filistin halkı arasına aşılmaz bir set çekmiştir. Bir tarafta Filistin halkının temsil ettiği iffet ve temizlik kampı, diğer tarafta Otorite ve peşindeki bir avuç ayak takımının temsil ettiği rezalet ve kâfirin projelerine hizmet etme kampı var.
Hizb-ut Tahrir gençlerine tuzak kuran Yönetim ve beyinsiz adamları unutmamalıdır ki; Hizb-ut Tahrir dünyayı dize getirmiş bir harekettir ve büyük devletler bile onun projesini yok etmeyi başaramamıştır. Sığ düşünceli ve kirli rollü bu Yönetim, Hizb-ut Tahrir ve gençlerine zarar vereceğini düşünüyorsa, hayal aleminde yaşıyor demektir. Eğer yönetim, Filistin halkının değerleriyle savaşan, onlara Batılılaşma projelerini dayatan ve iffet ile değerlerini söküp atmaya çalışan Yahudi varlığının ve küfür aleminin bir piyonu olmasaydı, Hizb-ut Tahrir onun adını bile anmazdı. Ümmetin projesi olan Nübüvvet metodu üzere Hilafet’i kurmak için en zorlu rejimlere kafa tutan bir partinin haritasında, Filistin Yönetimi’nin yeri neresi olabilir ki?!
Allah Subhânehu ve Teâlâ bizimle düşmanımız arasında hükmünü verene, bu Ümmete güç ve iktidar bahşedene, Firavun, Hâmân ve askerlerine korktukları o sonu gösterene dek hakkı haykırmak, iyiliği emredip kötülükten sakındırmak ve Ümmetin çıkarlarını benimsemek; hem Hizb-ut Tahrir hem de Mübarek Toprak Filistin halkının değişmez yolu olarak kalacaktır.”






