loader

Yazıklar Olsun!

Anayasa Mahkemesi’nin Yılmaz Çelik ile ilgili hak ihlali kararı verip yeniden yargılanmasına hükmettiği davada, davanın yeniden yargılamasını yürüten Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 30.11.2020 tarihinde yapılan karar duruşmasında mahkeme heyeti Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali kararını hiçe sayarak yeniden eski cezanın verilmesine hükmetti. Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi, hukuk dışı zorlama Yargıtay kararını gerekçe göstererek, savcının talep ettiği cezayı karara bağladı.

Hiç şüphesiz bu ve buna benzer zalimane karar ve uygulamalar, Yılmaz Çelik Bey gibi dava adamlarının azmini bilemekten başka hiçbir işe yaramaz. Zira Yılmaz Bey hemen karar duruşması öncesi sosyal medya hesabından şu paylaşımda bulunmuştur: “Anayasa Mahkemesi'nin hakkımda verdiği hak ihlali kararı neticesinde yapılan yeniden yargılamada, Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi savcısı verdiği mütalaada yine 7,5 yıl ceza almamı talep etti. Birazdan mahkeme heyeti Rabbimin hakkımda aldığı kararı ilan edecek. Şüphesiz ki Allah'ın dediği olacaktır. Bugün de beni yalnız bırakmayan kardeşlerime teşekkür ediyorum.” Karar sonrasında ise şu paylaşımda bulunmuştur: “Anayasa Mahkemesi'nin hakkımda vermiş olduğu hak ihlali kararı sonrası yeniden yargılandığım davanın karar duruşmasında bir önceki yargılamada olduğu gibi hakkımda 7.5 yıl hapis cezası verildi.

[وَإِن تَصْبِرُواْ وَتَتَّقُواْ لاَ يَضُرُّكُمْ كَيْدُهُمْ شَيْئًا] ‘Eğer sabreder ve takvalı olursanız, onların hileleri size bir zarar vermez.’ [Âl-i İmran 120]

Şimdi ben de “yazıklar olsun bu kararları verenlere!” diyor ve merhum Seyyid Kutub’un “İstikbal İslâm’ındır” adlı eserinde haykırdığı gerçekleri bir kez daha 21. Yüzyıl Türkiye’sinde zalimlerin yüzüne çalıyorum!

Yazıklar olsun! İnsanı her şeyin ölçüsü kabul eden, “ortaya koyduğu dünyada bir yabancı durumuna düşürmeyen ve onun özelliklerini, temel değerlerini örtbas edici koyu bir cehalete dayanmayan” bir sistemi isteyenlere karşı olanlara!

Yazıklar olsun! “Bünyemize ve biçimimize uygun düşmeyecek tarzda bir çevre inşa etmeyen”, bizi “ahlaki ve zihni yönden çöküşe sürüklemeyen” ve “duygusal, estetik ve dinî gelişme faaliyetlerini önleyip en aşağı mertebede dar ve sağlıksız akıllara sahip kişiler meydana getirmeyen” bir sistemi isteyenlere karşı duranlara!

Yazıklar olsun! Fertle kolektif hayat arasındaki dengeyi koruyan ve birini diğerine feda etmeyen, “koyun sürülerine benzer büyük sürüler hâlinde yetişeceğimiz, yaşayıp çalışacağımız aşağılık bir ortam doğurmayan” bir sistemi isteyenlere dur durak bilmeden zulmedenlere!

Yazıklar olsun! “İki cins arasındaki eşitsizliği dikkate almamanın ciddi bir tehlike doğuracağını” hesaba katarak “erkeğin ve kadının şahsiyetini ayrı ayrı muhafaza eden” bir sisteme çağıranlara eziyet edenlere!

Yazıklar olsun! İnsanların hayatını “Marks’ın, Lenin’in, Freud’un hayallerine”, “insanların şehvetlerine, heveslerine, nazariye ve eğilimlerine yağma ettirmeyen” bir sisteme davet edenlere engel olmaya çalışanlara!

Yazıklar olsun! Fıtrat kanunlarını çiğnemeyen, “haramlar ülkesini isteme” yolunda tahrikte bulunmayan ve “insan yapısına ilişkin hayati gerçeklerle çatışmayan” bir sistemi inşa etmeye çalışanlara karşı kör olanlara!

Yazıklar olsun! Nihayet “maddeciliğin” hezimetini Avrupa’nın ruhbanlık düzeninde tanıdığı ve acı meyvelerini tattığı menfi “ruhaniliğe” dönmek ya da “Freud’un saptırıcı psikolojisine tekrar sarılmak konusunda vesile kabul etmeyen” bir sistemi dillendirenlere karşı sağır olanlara!

Yazıklar olsun! “İman karşısında anlaşılmaz bir tavır takınmayan, imanla hayati faaliyetler arasındaki münasebette de açık ve net olan” bir sistemi haykıranları susturmaya çalışanlara!

Yazıklar olsun! “Maddi şeylerin birinci derecede geldiği, maneviyatın da maddiyata tâbi olduğu görüşünü reddeden, istisnai durumlarda bile olsa köleliğin, istibdadın doğru olduğu fikrini kabul etmeyen, insanın yalnızca bir üretim aracı sayılmasına karşı çıkan ve ruhi, akli özgürlüğü feda etme pahasına iktisadi refahı savunan düşünceyi elinin tersiyle iten” bir sistemi nasihat edenleri öz yurdunda garip edenlere!

Ve yazıklar olsun! Kendilerine zulmedenlerin dahi hidayete duhul etmelerini isteyen, “hidayete” vesile olmayı en büyük bahtiyarlıktan sayan, bunun için âlemlerin Rabbinden başka hiç kimseden hiçbir karşılık beklemeyen kimselere zulmeden zalimlere!

___

#YargıZulmüneDurDe

#AYMYargınınSüsümü

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız