loader

Tehlikeli Flört

Tehlikeli Flört

...ekonomik kriz ile Suriye politikası arasında bir yerlerde bağ kurulabiliyor. Çünkü bunlar kapitalist, fasit ve aciz siyasetin ürettiği parazitlerdir. Mesela Rusya ile yapılan dostluğun düşmanı çatlatırken, Allah’ı gadaplandırması gibi bir bağ ya da zal

Her geçen gün yöneticilerin ve bürokratların, şahsiyetlerini dirhem dirhem kaybettiklerine şahit oluyoruz. Ve her geçen gün maalesef prangalarımızdan biraz daha kurtulacağımıza bir yenisini ekliyor, düşmanımıza âşık oluyoruz. Sonra bu aşk karşılıksız kalınca kendimize yeni düşmanlar seçip onlara âşık olmaya başlıyoruz. Ve sonra da bu yeni aşkımızdan dolayı eski düşmanlarımızın kıskandığını zannediyor tehlikeli bir aşk oyunu oynuyoruz. Yıllardır ABD ile kusursuz bir aşk yaşayan Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti şimdilerde Rusya ile tehlikeli bir flört yaşamaktadır. Bu ilişkinin tehlikelerini birazdan sıralayacağız. Fakat öncelikle süreci en başından alalım…

AK Parti ve MHP ittifakı aldığı ivedi bir kararla erken seçime gittiler. Bu kararın neden alındığı şimdi çok daha iyi anlaşıldı; bu sefer ekonomik kriz teğet geçmeyecekti hatta tam olarak bizim üzerimizden ve balyoz gibi geçecekti!  Aslında bunu sadece hükümetin ekonomi kurmayları değil uçan kuş biliyordu. Fakat medya ekonomide çıta yükselttiğimizden, işsizlik oranlarının düştüğünden, enflasyonun tek haneli olduğundan falan bahsediyordu. Kriz derinleşmeden, etkileri hissedilmeden can havliyle seçim yapıldı ve kazanan doğal olarak AK Parti hükümeti oldu. Atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra Üsküdar yansa ne olurdu, yanmasa ne olurdu? Türkiye seçimlerin hemen akabinde ciddi bir ekonomik krize saplandı. Türk parası döviz karşısında füze gibi inen bir ivmeyle değer kaybetti. Bir takım hamleler yapılsa da ne faizlerin arttırılması, ne bankalar yoluyla döviz mevduatlarının satılması ne de Katar’ın ülkeye dolar sokması krizi hafifletmeye yetmedi. Tabii ki bu krizin olumsuz etkileri olacaktı ama her nedense yine bu olumsuz etkilerden vatandaş etkilenecek, cebindeki paraya göz dikilecekti ve öyle de oldu. A’dan Z’ye bütün gıda, giyim, temizlik ve sağlık malzemelerine ciddi zamlar geldi. Tarım ve hayvancılığın bitme noktasına geldiği ülkemizde geçmişte bedavaya tükettiğimiz meyve ve sebzeleri alamaz olduk, et ve süt ürünlerini yiyemez olduk. Fakat buna rağmen bu krizin zenginliğine zenginlik kattığı zümreler de oldu. Banka hesapları vadeli döviz hesaplarıyla dolu olan zenginler varlıklarına varlık kattı.

İşte bu kokuşmuş ve bozguncu kapitalizmin iğrençliğini örtbas etmek için birtakım girişimler yapıldı. Bütün bu olup bitenlerin faturası kolay yoldan “dış mihraklar”a kesildi. Kapitalist iktisadın her zerresini uygulamaya çalışan, özelleştirme yoluyla en kritik devlet kurumlarını satan, üretimin pahalıya mal edilmesinden dolayı her şeyin ithalatını yapan bir iktisadi anlayış kendiliğinden var olmadı. Aynı kapitalizmden çıkan bozuk siyasi anlayış, tüm bu olup bitenleri örtbas edebilirdi. 2 yıldır tutuklu bulunan Rahip Brunson imdada yetişti. Ambargolar ve yaptırımlar için güzel bir mazeret bulan ABD müttefiki Türkiye ile doğruluğuna bir türlü inanamadığımız bir atışmaya girdi hatta Almanya ve Rusya da bu atışmada Türkiye’den taraf oldular. Hükümet bu taraflardan biriyle Rusya ile yeniden ve derinden dostluk kurarak bir taşla iki kuş vurmayı hedefledi. Birinci kuş; ekonomik krizin ABD ile yaşanan anlaşmazlıktan çıktığı düşüncesinden hareketle Rusya ile dostluk kurularak ekonomik krizi unutturacak bazı anlaşmaların imzalanması… İkinci kuş ise bu dostluğun gerekliliğinden doğan meşru müttefiklik ilişkisi yani daha doğru bir ifade ile İdlib’de yapılması kuvvetle muhtemel olan katliama ortak olmak…

Cumhurbaşkanı Erdoğan katıldığı BRICS zirvesinde şu sözleri sarf etti: “Sizlerle bir araya gelmekten duyduğumuz memnuniyeti ifade etmek istiyorum. Türkiye-Rusya siyasi, askerî, ekonomik, kültürel, ticari tüm alanlarda gerçekten çok ciddi bir yükselişi şu anda yakalamış vaziyette.  Malum aramızda 100 milyar dolar hedefi var. Bu gidişle bu hedefi de yakalayacağımıza inanıyorum. Bütün bunlarla beraber aramızdaki her türlü dayanışma birilerini de gerçekten kıskandırıyor.”[1] 

Dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Rus mevkidaşı ile yaptığı görüşme sonrasında şu ifadeleri kullandı: Bir kere daha Moskova'da bulunmaktan ve değerli dostum Sergey Lavrov ve heyetleriyle görüşmekten memnuniyet duyuyorum. İlişkilerimizi her alanda en üst düzeye çıkarmak için yoğun gayret sarf ediyoruz. Liderlerimiz sık sık bir araya geliyorlar. Bu yakın iş birliği ve dostluk bazı kişileri de kıskandırmıyor da değil. İlişkilerimiz, birilerini kıskandırıyor olabilir. Rusya bizim için stratejik bir ortaktır.”[2]

Peki, düşman çatlatan(!) bu flörtün tehlikelerini hiç düşündünüz mü? Suriye’de topu Trump’a veren Putin, oyundan çıkmadan önce son hamlesini yapacak. ABD bugüne kadar Suriye’de top koşturan Rusya’dan sorunsuz bir bölge istiyor. Dolayısıyla askerî üstünlüğü ele aldığından beri bütün cihadi grupları İdlib’e dolduran Rusya Halep’in ve Dera’nın boşaltılmasında kendisine yardımcı olan Türkiye’den şimdi de İdlib’in boşaltılmasında yardımcı olmasını istiyor. Türkiye hükümeti bu konuda Suriye’deki muhalif grupların bir kısmından İdlib’i boşaltmasını talep etti. Bu talebi reddedenleri de gecikmeden terör listesine dâhil etti.[3] Astana üçlüsü olmakla övünen Türkiye ve İran hızla Rusya’nın talep ve telkinlerine boyun bükmek zorunda kalıyor. Suriye tamamen ve yeniden Esad rejimine bırakılacak ya da yumuşak bir geçişle Esad ile aynı misyonu sürdürecek laik ve demokratik bir yapıya sahip olacak. İdlib’teki İslâmi gruplara yapılacak kapsamlı operasyonun Türkiye ayağını da ne yazık ki Dışişleri bakanı Çavuşoğlu açıkladı: “Burada bir grup ekstremist var. Başından beri biz bunları biliyoruz. Halep ve diğer yerlerden özellikle gönderildi. Bu grupların diğerlerinden ayrılması ve bunların etkisiz hâle getirilmesi için de birlikte çalışmamız lazım. En etkin ve en sağlıklı yöntem budur. Aksi takdirde insani bakımdan, güvenlik ve Suriye'nin geleceği, siyasi çözüm bakımından ciddi problemler olur.”[4]

Yani Çavuşoğlu “radikal İslâmcı grupları yok etmeden Suriye’de güvenliği sağlayamayız” diyor. “Rusya ile sağlarız, ABD ile sağlarız ama Müslümanlarla sağlayamayız…”

Görüldüğü gibi ekonomik kriz ile Suriye politikası arasında bir yerlerde bağ kurulabiliyor. Çünkü bunlar kapitalist, fasit ve aciz siyasetin ürettiği parazitlerdir. Mesela Rusya ile yapılan dostluğun düşmanı çatlatırken, Allah’ı gadaplandırması gibi bir bağ ya da zalime meylederken, mazlumu yok sayma ve dahası mazlumu yok etmek gibi…

وَلاَ تَرْكَنُواْ إِلَى الَّذِينَ ظَلَمُواْ فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ اللّهِ مِنْ أَوْلِيَاء ثُمَّ لاَ تُنصَرُونَ

“Sakın, haksızlık yapıp zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size ateş dokunur da, ateşe karşı sizi koruyacak Allah’tan başka hiçbir kimse bulunmaz ve size yardımda edilmez.”[5]

 

[1] http://www.milliyet.com.tr/son-dakika-erdogan-ve-putin-siyaset-2713730/

[2] https://tr.sputniknews.com/turkiye/201808241034881471-lavrov-ortak-aciklama/

[3] https://kokludegisim.net/haberler/turkiye_htsyi_teror_listesine_aldi

[4] https://www.timeturk.com/disisleri-bakani-cavusoglu-avusturya-da/haber-952424

[5] Hud Suresi 113

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız