loader

‘‘#Susamam’’ Demekle Konuşmuş Oluyor muyuz?

“Hangi cümleyle konuya girsem” diye uzunca düşünürken imdadıma yetişen bir twitter hashtagi ile düşünmeyi bırakıp gerçekler üzerinden konuya girmeye karar verdim. 5-6 Eylül tarihlerinde sosyal medyada “#susamam” kelimesi üzerinden milyonlarca insan fikirlerini paylaştı. Zira son zamanlarda yaşanan vahim olaylar toplumun sinir uçlarına dokundu. Herkes artık güvensiz ve emin olunmayan bir ortamda yaşadığının geç de olsa farkına vardı. İşte bu sebeple birçok rapçinin bir araya gelmesi ile yazılan “#susamam”[1] adlı şarkı, bu toplumsal vakıalara parmak basarak müesses nizamı diğer bir ifade ile devletin tepkisizliğini eleştiren sözlerle ağızlara pelesenk oldu.

Bu şarkı ile nelere tepki verilmişti? Ülkemizin suç oranı ve çeşitliliği o kadar fazla ki neye tepki vereceğini şaşırmışlar… Çocuk ölümleri ve cinsel istismar, hayvanlara eziyet, toprakların beton binalarla yok edilmesi, yeşilin, ağacın ve doğal güzelliklerin birkaç müteahhit hatırına katledilmesi, kadınlara işkence etmenin ve öldürmenin yaygınlaşması, uyuşturucu, alkol ve kötü alışkanlıkların yaş ortalamasının düşmesi, hırsızlık, yolsuzluk ve hak ihlallerinin artması, hukuk ve adaletin yerle yeksan edilmesi, doğal kaynakların hunharca tüketilmesi, göçmen politikası vs.… Kısacası, neslin ifsat edilmesi, güvenin kaybolması, emniyet ve asayişin caydırıcı özelliğini kaybetmesi, can, mal ve namusun korunamaması, akıl ve nefis emniyetinin sağlanamaması şeklinde özetleyebiliriz.

Nedense biz başımıza gelmeden vakıanın bozukluğunu, nizamın çarpıklığını, üzerimize tatbik edilen kapitalist fikirlerin kokuşmuşluğunu, özgürlük çığırtkanlarının ihanetini, demokrasinin acizliğini ve laikliğin nesilleri uçuruma yuvarladığını anlamıyoruz. Ne zamanki bize veya yakınlarımıza bu vakıalardan herhangi biri isabet ettiğinde işte o zaman korkularımızı yeniyor ve başımızı kaldırıyoruz. Eskiden böyle değildik, ümmetimizin her ferdi bizim kardeşimiz, başımıza gelen herhangi bir sıkıntı hepimizin derdiydi. Fakat şimdi Batılı eğitim sistemi ve ferdiyetçi düşüncenin etkisi ile zarar ve sıkıntıların zülfüyâre dokunmasını bekliyoruz. Ama o vakit iş işten geçmiş olabilir.

Peki, #susamam demekle konuşmuş oluyor muyuz? Konuşmak, etkili olduğu zaman bir anlam ifade eder. Konuşmak, sorunu doğru tespit ettiği takdirde sağa sola savurmaz. Konuşmak, doğru tespit edilmiş sorunlara doğru çözüm sunduğunda başarıya ulaşır. Ve nihayet konuşmak bir şeyleri değiştirdiğinde ‘hakkıyla konuşmak’ olur. Mesela biz “Dünya 5’ten büyüktür!” diyerek susmayacağını ifade edenlerin o beş ülke ile birlikte neler çevirdiğini dünya âleme duyurduk, ama siz sustunuz. “Gazze’ye gideceğim” diyerek mazlum Gazze halkına sırt çevirenleri de ifşa ettik, ama siz sustunuz. “Suriye halkının yanındayız” diyerek “bir tek kendisinin zalime karşı durduğunu” söyleyenlerin Suriye halkının katili Rusya ile eğlenceli dondurma ziyafetlerini de anlattık, ama siz sustunuz. “İslam güncellenmelidir” diyerek Batılı fikirlere duyduğu hayranlığı deşifre ettik, ama siz sustunuz. “Parlamento idamı önüme getirirse imzalarım” diyenlere alkış tuttuğunuzda tiyatronun perde arkasını öngördük ama siz sustunuz. “İstanbul Sözleşmesi” ile “Pozitif ayrımcılık verelim” derken yuvaları yıktılar, çocukları yalnızlığa mahkûm ettiler de biz bu işin böyle olmayacağını söylediğimizde siz sustunuz. Gittiği her yerde “Lâik olun!” çağrısı yapanlara “Uçuruma yuvarlanıyorsunuz” dediğimizde siz sustunuz. Katledilen her mazlum vatandaşın arkasından “Gereği yapılacak!” denildiğinde gereğini tane tane dile getirdik ama siz sustunuz. “Amerika ile sağlam bir müttefikliğimiz var” diyenlere bu ittifakın tehlikelerini tek tek yazdık, çizdik ama siz sustunuz. “‘İsrail’e ihtiyacımızın olduğu bir gerçek” dediklerinde tehlikenin tüm boyutlarını gözler önüne serdik, ama siz sustunuz. “Demokrasiyi daha ileriye taşıyacağız” diye övünenlere “Yapmayın!” dediğimizde, siz sustunuz. “Özgürlükleri arttıracağız” çığlığı atanlara bunun neden olacağı felaketleri sıraladık ama siz sustunuz.

Şimdi ise “Susamam” diyerek susmaya devam ediyorsunuz, zira gerçekten bir şeyleri değiştirmeye niyetlenseydiniz gerçekleri konuşur, hakkıyla konuşanlara kulak verir ve zararı size dokunmadan da bertaraf ederdiniz. Sadece eleştirmez, çözüm sunardınız. Gücünüz yetmiyorsa çözüm sunanlara yardım eder, güçlüden değil haklıdan yana olurdunuz. Vakit daha geç olmadan, iş daha fazla işten geçmeden, daha çok kadın öldürülmeden, daha çok çocuk kaybolmadan, daha fazla orman yanmadan, daha çok hayvan telef edilmeden kısacası bir şeyler daha fazla ters gitmeden önleminizi alın, bir şeyleri değiştirmeye yönelik konuşma yapın, çığlık atın. Ama değiştirin lakin eskisinden daha kötü olmayacak bir şey ile değiştirin, İslâm ile mesela… Biz yine söylüyoruz ve uyarıyoruz: gelin İslâm’ı hayata hâkim kılalım, hiçbir işe yaramayan müesses nizamı, İslâm nizamı ile değiştirelim. İslâm’ın devletini kuralım ve biiznillah kurtulalım.

Bu sefer sessiz kalmayın!

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız