loader

Sen Ömer Ol ki Görenler de Ömer Olsun!

Toplumlar genel olarak yüzeysel düşünürler. Buna rağmen içlerinde muhakkak düşüncede derinleşen, etrafını aydınlatan fertler vardır. Toplumun geri kalanı bu fertlerin düşüncelerini, söylemlerini ve fiillerini önemser, örnek alırlar. Onlar ya kanaat önderleri, yazarlar, akademisyenler ya da idareciler, yöneticiler olarak belli sorumluluklar yüklenir; sosyal, siyasal, ekonomik, ahlaki ve inanca dayalı gidişatı belirler. O yüzden toplumların nitelikleri büyük ölçüde bu kişilerin hayat görüşleri, yaşantıları ve uyguladıkları nizam ile doğru orantılıdır. Âlim Şeyh Takiyyuddîn En Nebhânî bu durumu şöyle ifade eder: Bir toplumda suç, zulüm, fesat, günah eğer ki ender görülüyorsa fertlerden; yaygın hale gelmiş ise uygulanan nizamdan kaynaklanır.” Dolayısıyla topluma örnek olacak böylesi kimseler ihya etmek istedikleri nesillere öncelikle kendileri ışık tutmalı, aydınlatmalı ve model olmalıdır. Aksi takdirde neler ile karşılaşacaklarını birkaç örnekle ifade etmeye çalışalım…

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin 18. kuruluş yıldönümü töreninde şu ifadeleri kullanmıştı: “Kanaat önderleri kimlerse kadromuzu onlarla güçlendireceğiz. Bize Ömerler lazım. Bu Ömerleri bulduğumuzda, şu anki konumumuzdan daha ileri bir konuma geleceğiz, hiç endişeniz olmasın.”[1] Gerçekten de Ömerler bulunduğunda her anlamda ileri bir konumda olmak mümkün fakat böylesi bir süreç içerisinde bunu gerçekleştirmek oldukça zor. Hatta yakın zamanda kokain çeken, lüks ve şatafatlı bir hayat yaşayan gençlere şahit olduk. Fakat bu gencin kimliği üzerinden konuşmak, eleştirmek, rencide etmek sorunun asıl mecrasından uzaklaşmaktan başka bir işe yaramaz. Zira o genç yaptıklarına pişman olmuş olabilir, tövbe etmiş olabilir vs. Onu AK Parti’deki görevinden kovmakla sorumluluk ortadan kalkmaz bilakis aynı durumda olan yüzlerce genç var. Dolayısıyla yapılması gereken onu bu duruma sürükleyen sorunun asıl kaynağını bularak, çözüme kavuşturmak. Gençler idollerinin peşinden gidiyor, onlar zevkusefayı, kolay para kazanmayı, istediği her şeye sahip olmayı onlardan öğreniyor. Sonuca ulaştıran her yolun mubah olduğunu zannediyor; haram lokma yemeyi, yetim malına göz dikmeyi olağan işlerden görüyor. Mal, mülk kazanmanın, helal-haram demeden yemenin konjonktürün bir gereği olduğunu düşünüyor. Neden? Kime özeniyorlar?

Peki, Ömerler nasıl yetişsin? Adaletin sadece birkaç sarayın adı olduğu ülkede, saçma sapan gerekçelerle hürriyeti elinden alınan binlerce mağdurun olduğu bir ortamdan Ömer çıkar mı? KHK ve Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle mağdur edilen, Anayasa Mahkemesi’ni hiçe sayarak ön yargı dağıtan hukuk sistemi kaç tane Ömer çıkarır? Adaletin siyasi gücün elinde sakız gibi sağa sola uzadığı bir düzende “Asım’ın nesli” inşa edilir mi? Çıksa çıksa deist ve ateist bir nesil çıkar. Zira yıllarca İslâmi argümanlardan beslenip, İslâmcı sıfatıyla özdeşleşip böylesi adaletsiz, gayri ahlaki bir sistemin temsilcisi olmak maalesef ki kötü bir örneklik oluşturdu ve şu sonucu doğurdu: “İslâm ve Müslümanlar böyle ise bu din yaratıcıdan çıkamaz.” Nasıl çıksın ki? Rüşvet, iltimas, adam kayırma, liyakatsizlik, harama tevessül, Batı’ya ve Batılı devletlerin insafına sığınmak, zulme uğrayan Müslümanlara sırtını dönmek, her türlü ticari ve uluslararası ilişkiyi reel politik gereği meşru görmek İslâm’ın neresinde var? Gerçekleşmemiş eylemlerden suç unsuru çıkarmak, niyet okuyarak cezalar dağıtmak, yapılması engellenen konferansın konuşmacılarına “eğer konuşsaydınız suç işleyecektiniz” hükmünü reva görmek[2] Ömer RadiyAllahu Anh’ın hangi uygulamasında var? O hâlde Ömer RadiyAllahu Anh’ın son haccında halkına hitaben yaptığı konuşmadan birkaç pasaj ile bitirmiş olalım:

“Bizim görevimiz sizleri O’nun emrettiği şekilde idare etmektir. İyi bir idareci böyle yapmalıdır; bildiğini anlatmalı, adalet ve merhamet ile davranmalı, herkese örnek olmalıdır… İdarecileriniz adil ve aynı zamanda kâmil olmalıdır. Yüce Allah milletin derdiyle dertlenmeyen idarecileri sevmez. Valilerinizi size eziyet etsinler, mallarınıza göz diksinler diye göndermedim. Onları sizlere Allah’ın dinini ve peygamberin yaşantısını öğretsinler diye gönderdim. Bir toplumu ıslah etmek için en doğru yol, idaresini ve idarecisini değiştirmektir. Bir valiyi değiştirmek, halkı değiştirmekten daha kolaydır. Müslümanların idaresiyle görevlendirilen kişi Allah korkusuyla davranmalıdır.”[3]

___

#DemokrasiYalanÇözümİslam 

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız