loader

Korona Öncesi ve Devamında Hayatımızda Değişen Ne Oldu?

اِنَّ اللّٰهَ لَا يَسْتَحْـي۪ٓ اَنْ يَضْرِبَ مَثَلاً مَا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَاۜ فَاَمَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا فَيَعْلَمُونَ اَنَّهُ الْحَقُّ مِنْ رَبِّهِمْۚ وَاَمَّا الَّذ۪ينَ كَفَرُوا فَيَقُولُونَ مَاذَٓا اَرَادَ اللّٰهُ بِهٰذَا مَثَلاًۢ يُضِلُّ بِه۪ كَث۪يراً وَيَهْد۪ي بِه۪ كَث۪يراًۜ وَمَا يُضِلُّ بِه۪ٓ اِلَّا الْفَاسِق۪ينَۙ

“Şüphesiz ki Allah, bir sivrisineği veya ondan daha üstününü misal vermekten çekinmez. İman edenler bunun, Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu bilirler. İnkâr edenler ise, ‘Allah bu misalle neyi amaçlamıştır?’ derler. Allah, bu örnekle birçok kimseyi saptırır, birçok kimseyi de doğru yola iletir. Bununla ancak fasıkları saptırır.[Bakara 26]

Koronavirüsle alakalı hem Müslüman düşünürler hem de diğerleri birçok makale kaleme alarak, pandemi sonrasında siyasi ve iktisadi olarak nasıl bir dünya düzeninin olacağı konusunda düşüncelerini ve tahminlerini dile getirdiler. Biz ise bu makalede konuyu farklı bir açıdan ele alıp değerlendireceğiz. Bizim asıl üzerinde durmak istediğimiz konu; genelde bütün bir beşeriyetin, özelde ise biz Müslümanların bu süreçten nasıl dersler çıkarmamız gerektiği şeklinde özetlenebilir.

Allah Subhanehu ve Teâlâ az önce zikretmiş olduğum ayette bu ve buna benzer misalleri getirerek insanların düşünmelerini ve akletmelerini murat etmiştir. Aklını Allah Azze ve Celle’nin istediği ve razı olduğu bir şekilde kullananları doğru yola ileteceğini, aksi hâlde kişinin dalalette kalacağını beyan etmiştir.

Allah Azze ve Celle bu kez de, gözle görülmeyen ufak bir virüsü bütün bir beşeriyet için bir imtihan vesilesi kılmış, bu süreçte; Müslümanların akletmelerini ve gereken dersleri çıkarmalarını, kâfirlerin ise Kendisine iman etmelerini istemiştir. Allah Azze ve Celle yine bu örnekle iman edenlerin imanlarını artırırken, küfredenlerin ise küfrünü artırmıştır. Fakat hemen üzülerek beyan etmek istiyorum ki maalesef bu misalden gereken derslerin çıkarılmadığını görüyorum. Bu sözüme bir örnek vermek gerekirse; insanların veya Müslümanların korona öncesi ve sonrasında Allah’ın rızasına koşar gibi faize koştuklarını görüyoruz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın aktardığı bilgiye göre faizlerin düştüğü 1 Haziran’dan itibaren ülke genelinde 93 bin 704 kredili/faizli satış işlemi gerçekleşti. Geçen ayın aynı döneminde ise bu rakam 6 bin 658 olmuştu. Yine aynı şekilde 2019 yılının tamamında bankaların konut kredisi hacmindeki artış sadece 10 milyar 162 milyon TL iken, bu rakam 2020’nin 19-26 Haziran dönemindeki artış ise 8 milyar 148 milyon TL oldu. 2017, 2018 ve 2019 yıllarını kapsayan üç yılda 34 milyar 646 milyon TL artan konut kredisi hacmi, 1 Ocak-26 Haziran döneminde 32 milyar 178 milyon TL olmuştur.

Sadece bu tablo bile Müslümanların bu virüsten yeterince ders çıkarmadıklarını gösteriyor. Şayet bu konuda gereken dersler çıkarılmış olsaydı az önceki sayılarda yani faizli ev alımında bir azalma söz konusu olurdu. Fakat ivmenin son derece hızlı bir şekilde yukarıya doğru bir tırmanış içerisinde olduğunu görüyoruz. Hâlbuki Allah Azze ve Celle bu virüs örneğini vermekle biz Müslümanların bu konuda gereken nasihati almamızı ve dersler çıkarmamızı istemiştir. Akıllı bir Müslümanın bu pandemi sürecinde hayatını yeniden muhasebe etmesi ve Allah’ın kendisinden razı olacağı bir biçimde şekillendirmesi gerekirken, maalesef az önce vermiş olduğum sadece konut kredisi örneğinde dahi hayatında bir şeyleri değiştirmediğini gördük. Oysa bir Müslümanın; bu süreci kendisi için fırsata dönüştürerek tüm düşünce ve davranışlarını Allah Azze ve Celle’nin razı olduğu istikamette seyrettirmesi gerekirdi. Bu süreci bir rahmet bilip yaşantısını yeniden formatlaması gerekirdi.

Yine pandemi süreci öncesinde olduğu gibi şu anda da Müslümanların bir takım münkeratlar ve haramlar karşısında sessiz kaldığını görüyoruz. Bu münkeratların başı olan laik, demokratik kapitalist sistemin hâlen devam ettiğini ve her geçen gün toplumları nasıl da ifsat ettiğini müşahede ediyoruz. Yine aynı şekilde Müslümanların başındaki yöneticilerin Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın indirdiğinden başkasıyla hükmettiklerini görüyoruz. Bir Müslüman nasıl olur da bu tür münkeratlar karşısında sessizliğini koruyabilir? Nasıl olur da Allah Azze ve Celle’nin razı olmadığı bir durumdan razı olabilir? Nasıl olur da bu durumu kabullenebilir? Nasıl olur da farz olan Râşidî Hilâfet Devleti’nin kurulması için çalışmaktan kendini uzak tutabilir? Nasıl olur da gayri İslâmi bir toplumdan razı olabilir? Nasıl olur da hayatımızı kuşatan her türlü haram ve zulümler karşısında sessiz kalabilir?

Hâlbuki Müslümanın kendisini ve ailesini bu tür münkerat ve haramlar karşısında koruması gerekirken, maalesef üzülerek belirtmek istiyorum ki bu duruma sessiz kalmayı hâlen sürdürüyor.

Aynı şekilde bu virüsten korunmak için gereken tedbirleri alırken ve bu süreç içerisinde Bilim Kurulu üyelerinin uyarı ve tavsiyelerini pürdikkat dinlerken niçin aynı hassasiyeti Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın ayetleri karşısında göstermiyoruz? Niçin aynı hassasiyeti İslâm karşısında gösteremiyoruz?

Yine buradan hareketle korona öncesi ve devamında toplumların hayatında bir şeylerin değişmediğini görüyoruz. Tabi ki bu süreç içerisinde nefsini muhasebe eden, hayatını yeniden Allah Azze ve Celle’nin rızası doğrultusunda şekillendiren, günahlarından tövbe eden ve virüsü bir azap değil de rahmet olarak gören Müslümanların varlığına da şahit oluyoruz. Bu tablo bizi gerçekten sevindiriyor. Fakat bu kısım, toplumun azınlığını oluşturuyor. Rabbimizin istediği ise, toplumun veya Müslümanların genelinde böyle bir kanaatin ve değişimin oluşmasıdır.

Aslında bu görüntü karşısında çok da fazla şaşırmadığımızı ifade etmek istiyorum. Çünkü Allah Azze ve Celle bir musibet karşısında insanlığın acziyeti, dini sadece Allah’a has kılması ile ve daha sonrasında musibeti onlardan giderdiğindeki durumu şu şekilde beyan ediyor:

فَاِذَا رَكِبُوا فِي الْفُلْكِ دَعَوُا اللّٰهَ مُخْلِص۪ينَ لَهُ الدّ۪ينَۚ فَلَمَّا نَجّٰيهُمْ اِلَى الْبَرِّ اِذَا هُمْ يُشْرِكُونَۙ

“Gemiye bindikleri zaman dini Allah’a has kılarak O’na kulluk ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah’a ortak koşuyorlar.” [Ankebut 65]

Ayetin vakası şu anki toplumların genel durumudur. Zorluk ve sıkıntılı anlarında insanlar bütün benlikleriyle Allah’a yönelirken sıkıntının hafiflemesiyle veya ortadan kalkmasıyla sanki hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam ederler. Allah Azze ve Celle’ye her ortam ve şartlarda teslim olan bir Müslümanın durumunun ise diğerlerinden farklı olması gerekir. O sadece sıkıntı ve zorluk anlarında değil, bilakis şartlar her ne olursa olsun Allah Azze ve Celle’ye tüm samimiyetiyle kulluk etmekten ve haramlardan sakınmaktan bir an bile geri durmaz. Hayatının her anında O’nu razı edecek hayırlı ameller ortaya koyar. O’na ortak koşmak bir tarafa, günümüzde olduğu gibi O’nun razı olmadığı bu hayatı tüm gücüyle tasfiye etmek için bir çalışma içerisine girer.

رِجَالٌۙ لَا تُلْه۪يهِمْ تِجَارَةٌ وَلَا بَيْعٌ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَاِقَامِ الصَّلٰوةِ وَا۪يتَٓاءِ الزَّكٰوةِۙ يَخَافُونَ يَوْمًا تَتَقَلَّبُ ف۪يهِ الْقُلُوبُ وَالْاَبْصَارُۙ

“Öyle adamlar vardır ki; onları ne bir ticaret ne de alışveriş Allah’ı zikretmekten, namazı kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoymaz. Çünkü onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.” [Nur 37]

Dolayısıyla biz Müslümanlar bu korona sürecini bir fırsata çevirmeli, eksikliklerimizi yeniden gözden geçirip bu süreçten hem ferdî hem de toplumsal olarak gerekli dersleri çıkararak, hayatımızı Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın razı olacağı bir şekilde yeniden formatlamalıyız.

Rabbim bizleri her daim istikamet üzere daim kılsın! (Âmin)   

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız