loader

Kıt Olan Kaynaklar Değil Kapitalist Düşüncedir!

Kapitalist düşünce sahipleri, dünya üzerinde bulunan kaynakların, mal ve hizmetlerin kıt olduğunu, sınırlı olduğunu, bundan dolayı insanların giderek artan sınırsız ihtiyaçlarını karşılamasının mümkün olmayacağını iddia ederek, bunu ekonomik sorunun temeli olarak ele aldılar.

Bu iddia kesinlikle doğru olmayan bir iddiadır. Evet, dünya üzerinde bulunan kaynaklar, üretilen mallar ve hizmetler sınırlı olabilir. Her şey muhakkak sınırlıdır. Lakin, yine sınırlı olan insanın ihtiyaçları arasında mutlaka karşılanması gereken yeme, içme, giyinme, barınma, sağlık gibi temel ihtiyaçlar vardır. Bunlar, her insan için mutlaka karşılanması gereken hayati gereksinimlerdir. Bu ihtiyaçlar sınırsız değil bilakis sınırlıdır ve mevcut kaynaklar dünya üzerindeki her bir bireyin temel ihtiyaçlarını gidermek için yeterlidir. Bunların dışında kalan ihtiyaçlar toplumun yapısına göre lüks olarak sınıflandırılabilir, önem derecesine göre sıralanabilir ve insanların ulaşması için imkân sunulabilir. Kapitalistler, insanların sonsuz ihtiyaçları olduğunu varsayarak kaynakların yetmeyeceğini ortaya atmışlardır. Yanlışı burada yaparak, bu yanlışı iktisat nizamlarının temel dayanağı yapmışlardır. Temeli yanlış atınca, yükselttikleri bina da bozuk olmuştur; sorunu çözmediği gibi, sorun oluşturmuştur.

Eğer dünya üzerinde bulunan kaynaklar, üretilen mal ve hizmetler dünya üzerindeki tüm insanlar için yeterli ise nasıl oluyor da bazı ülkelerde insanlar açlıktan ölüyor? Nasıl oluyor da aynı ülkede bir kısım insanlar lüks içinde yaşarken, bir kısım insanlar sokaklarda yaşamaktadır? Çünkü, sorun kıtlık meselesi değildir, mesele kaynakların adaletli bir şekilde dağılımı meselesidir.

Peki, kapitalistlerin iddia ettikleri gibi insanların ihtiyaçları giderek artmakta mıdır? Hayır, öyle değildir. Temel ihtiyaçlar bellidir, tanımlıdır ve sınırlıdır. Derseniz ki “lüks ihtiyaçlar değişmektedir ve artmaktadır”, evet bu mümkündür, olabilir. Lüks ihtiyaçlara ulaşmak için insanlar helal yollardan girişimlerde bulunabilir, çalışmalarını arttırabilir. Bu, toplumun geneline yayılan bir problem değildir. Her insanın problemi değildir. Problem teşkil edecek olan temel ihtiyaçların giderilmemesidir.

Kapitalistler, mal ve hizmetlerin yetersiz olması iddiasını ortaya attıktan sonra çözümü de “üretimi arttırmak”ta gördüler. İnsanların giderek artan ihtiyaçları karşısında, mal ve hizmetlerin kıtlığı sorununu “Milli Gelir”i ve “Gayrisafi Milli Hasıla”yı arttırmak ile çözeceklerini iddia ettiler. Lakin bu aldatmacadan başka bir şey değildir. Bu senaryo ile sermaye sahipleri pastanın neredeyse hepsini aldı, kırıntıları ise geriye kalan çoğunluk paylaşır oldu. Böylece, yoksulluk yaygınlaştı, adaletsiz dağılım acı meyvelerini verdi.

Kapitalizm, bireyin temel ihtiyaçlarını giderip gidermediği ile ilgilenmiyor. O, toplumdaki üretim miktarlarını dikkate alıyor. Dağılımın dengesi ile ilgilenmiyor. Böyle olunca, güçlü olan çoğunu alıyor, kalan azını da çoğunluk paylaşmaya çalışıyor.

Bir de bu yanılsamanın üzerine bedava ya da az bir ücret karşılığında dağıtılması gereken doğalgaz, elektrik, su, benzin gibi olmazsa olmazlar da fahiş fiyatlar ile ümmete dayatılınca zulüm çekilmez hâle geliyor.

İslâmi beldelerden çıkan petrol, doğalgaz, madenler vs. olması gerektiği gibi işlenebilse ve adaletli bir şekilde sahiplerine yani ümmetin evlatlarının her birine dağıtılabilse herhangi bir yoksulluk kalmayacak.

Tekrarlamakta fayda var. Sorun, kaynakların yetersiz olması değil, sorun, dağıtımın adaletsiz olması sorunudur. Kapitalizm, “ben ortaya koydum, gücü nispetinde alabilen alsın” demektedir.

İslâm’ın iktisadi nizamı ise bireylerin her birinin temel ihtiyaçlarının giderilmesi gerektiğinin altını çizer. Her bir bireyin temel ihtiyaçları giderildiğinde toplumda huzur olur. İşte asıl refah budur. Ulaşılması gereken refah düzeyi budur. Bu, İslâm’ın iktisadi nizamı tatbik edildiğinde hiç de zor değildir.

Dolayısıyla, kıt olan kaynaklar değil, kapitalist düşüncenin kendisidir. Kıt olan kaynaklar değil, kıt olan kapitalist bakışa sahip akıllardır. Yine kıt olan kaynaklar değil, kıt olan İslâm’ın iktisadi nizamı varken hâlâ kapitalist iktisat nizamını Müslümanların üzerine tatbik etmeyi meziyet bilen Müslümanların başındaki yöneticilerin cesaretidir.

___

#KapitalizmÇöktüÇözümİslam

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız