loader

Kapitalizm; Bumerang Etkisi

Kapitalizm; Bumerang Etkisi

...kapitalizm artık tıpkı bumerang etkisi gibi kendi sonunu hazırlamaktadır. Hal böyle olunca bugün dünyanın hasta adamı ‘kapitalizm’, yarının sağlıklı adamı ise ‘İslâm’dır.

Bumerang... Avustralya yerlilerinin avlanmada kullandığı genellikle okaliptus, akasya gibi sert ağaçların dallarının kılıç gibi keskinleştirilerek kıvrık bir sopa biçimine dönüştürülmesiyle yapılan bir çeşit silahtır... Bumerangı usta avcılar kullanır. Havada dönerek giden bumerang; hedefini vurur. Hedefini vuramamış olmasına rağmen yeterince ustaca atılmışsa daire çizerek çıktığı noktaya geri döner... Geri dönen bumerangı yakalamak da en az atmak kadar marifet ister... Aksi takdirde ne mi olur? Dönen bumerangı ustaca yakalayamazsanız; kendi kendinizi yaralarsınız...

Dünyadaki mevcut üç ideolojiden birisi de kapitalizmdir. Yirminci asrın sonlarına doğru yıkılan komünizm ideolojisinin oluşturduğu boşluğu kapitalizm kaçırılmaz bir fırsat bilerek doldurdu. Şuan dünyaya egemen olan nizam ise kuşkusuz kapitalizmdir. Dini hayattan ayırma ve sömürü esası üzerine var olan kapitalizm yaşadığımız Türkiye coğrafyasında da egemen olan nizamdır. Kapitalizm sistemine ait fikrî yön ve hayata bakış açısı, dini hayattan ayırma esasına göre tayin edildi. İnsana, hayata ve iktisada dair sağlıklı/sahih çözümleri bulunamayan kapitalizm, içerisinde yaşadığımız dünyanın yaşanmaz bir hale gelmesindeki en büyük faktördür. Kapitalizm nizamı dünyaya kaos, sömürgecilikten kaynaklı olarak da fakirlikten başka bir şey verememiştir.

Açlık sınırını zorlayan yoksulluk, salgın hastalıklar, gayri ahlaki ve insani davranışların kol gezmesi ve çok daha fazlası dünyaya kapitalizmin hâkimiyetinin yansımalarıdır. Kapitalist sistemin amentüleri ve teorik kusurları dünya nüfusunun büyük bir kesimi üzerinde büyük yıkıcı etkilere neden olmaya devam etmektedir. Yıkıcı etkiler ise beraberinde ciddi hatalara yol açtığını göstermektedir. Mesela kapitalizmin sömürü esasından kaynaklı olarak açlık şok edici boyutlardadır. Dünya açlık istatistikleri, şaşırtıcı ve ürperticidir. Kapitalistlerin vahşiliğini, gözü dönmüşlüğünü ve kirli emelleri uğrundaki gaddarlığını israf edilen yeryüzündeki yeraltı ve yerüstü kaynaklarının, açları doyurmak için ihtiyaç olandan fazla olduğunu gördüğümüzde daha iyi anlıyoruz.

Kapitalizmin insanlığı getirdiği noktayı ifade etmek adına yerinde bir misal; Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, her gün elli binden fazla insan yoksullukla ilgili nedenler yüzünden hayatını kaybediyor. UNICEF raporlarına göre çocuklar günlük otuz bin ölümle, açlıktan en fazla etkilenen kesimi oluşturuyor.

Yine kapitalist demokratik düzenin kendisine has belirlediği amentüleri vardır. Sistemin kendisi; amentüsünün varlığını korur, onları tatbik eder ve taşır. Zaten dünyanın ve de özelde yaşadığımız coğrafyanın karanlıkların girdabında boğulmaya terk edilmesinin temelinde yatan da kapitalizm nizamının amentüsü niteliğinde olan hürriyetler fikridir. İşte insan fıtratını altüst eden ve kapitalizmin peyderpey kendi sonunu hazırladığı hürriyetler fikri: Herkesin dilediği gibi inanabilmesinin teminatını veren; inanç hürriyeti, kişinin istediği her türlü fikri söyleyebilmesinin garanti edildiği; fikir hürriyeti, dileyenin dilediği gibi haram-helal gözetmeksizin alıp satma hakkının sağlandığı; mülkiyet hürriyeti ve kişilere dilediği gibi yaşama hakkı veren; şahsi hürriyettir. İşte bu hürriyetlerin içerisinden mülk edinme hürriyetinden zenginlerin daha fazla zenginleştiği, fakirlerin ise daha fakirleştiği ve Batılı kâfir devletleri halkları sömürü yoluyla servetlerini yağmalamaya iten kapitalist ekonomi düzeni doğmuştur.

Doğan ölmeye mahkûmdur. Ne kadar köklü ve güçlü olursa olsun… İşte sömürgeci kapitalizm nizamı da çok yakın zamanda yıkılacak, yerle yeksan olacaktır. Bu iddia hamasi değildir. Aksine bunun gerçeklik boyutu olan bir iddia olduğunu; gece ve gündüz bütün mal ve imkânlarını sarf ederek sistemin ömrünü uzatmaya gayret gösteren kâfirlerin telaşından kolaylıkla anlayabiliriz. Telaşları fayda vermeyecek biiznillah. Nasıl ki bu ümmet 1924 yılında ideolojik boyutuyla hayat sahnesinden silindikten sonra sahnede yerini alan komünizmi tarihe gömdüyse kapitalizmi de gömmesini bilecektir.

Aşağıdaki açıklama her ne kadar kapitalizm sisteminin en bariz özelliği olan ekonomi bağlamından hareketle yapılmış olsa da sistemin geneline mâl ederek yorumlamak ve anlamak yanlış olmaz. Amerika’nın Cumhuriyetçi eski başkan adayı ve Teksas senatörlüğü yapmış Ron Paul şöyle diyordu:

“ABD’nin umursamadan büyüyen borçlarıyla askerî harcamaları, eninde sonunda sistemin çökmesine ve Sovyetler Birliği’nin son günlerindeki gibi yanıp kül olmasına yol açacak. Sovyet sisteminde olduğu gibi ani ve dehşet verici sona doğru gidiyoruz. İçinde bulunduğumuz borçlu ve sıkıntılı durumdan dolayı yok olacağımızı düşünüyorum. İmparatorluğumuzun sonu geliyor.”[1]

İnsanlığı sömürme esası üzerine var olan kapitalizm artık tıpkı bumerang etkisi gibi kendi sonun hazırlamaktadır. Kapitalizm için kaçınılmaz gerçek; “the end!” Son bellidir: 19. Yüzyılın sonlarında kapitalizm hayat sahnesinde ihtişamla(!) belirdiğinde Osmanlı Hilâfet Devleti dünyanın “hasta adamı” olarak lanse ediliyor ve öyle tanınıyordu. Bugün başarılı bir yüzyılın ardından, her başlangıcın bir sonu olduğu gerçeğinden hareketle kapitalizm dünyanın yıkılmaya mahkûm hasta adamı hâline gelirken İslâm ise şimdi yeniden kıyamına hazırlanıyor.

Kapitalizm Sistemi Çöküyor!

Vakıa yani dünyada yaşananlar kapitalizmin çöküşünün işaret fişeğidir. Kapitalizmin performans skalası; özelde Müslümanlara genel insanlığa mutluluk, güven ve istikrar sunmada başarısız olduğunu açıkça göstermektedir. Bu sistemin hiç ama hiç tatlı meyvesi olmamıştır. Tatlı meyve verdiği de görülmemiştir. Acıdır meyvesi; yoksulluk, hastalık, savaş, açlık gibi… Tüm bunlar hastalıklı sömürgeci sistemin marifetidir(!). İşte tam da bu noktada âlem hayat sahnesinden kaybolmasına ramak kalmış kapitalizmin alternatifini arar, sorar olmuştur. Çünkü âlemin doğru alternatife ihtiyacı vardır. İnsanın fıtratına muvafakat sağlayan dolaysıyla kalbe itminan veren İslâm’ın fikrine, yine İslâm’ın yönetim nizamı olan Hilâfet’e ve yine Hilâfet Devleti’nin iktisadi politikasına ihtiyacı vardır. Hem de hiç olmadığı kadar…

İşte kurtuluş buradadır…

Daha önce de ifade edildiği üzere kapitalizm artık tıpkı bumerang etkisi gibi kendi sonunu hazırlamaktadır. Hal böyle olunca bugün dünyanın hasta adamı ‘kapitalizm’, yarının sağlıklı adamı ise ‘İslâm’dır.

 

 

[1] http://www.haber7.com/dunya/haber/2516304-abdli-ron-paul-imparatorlugumuzun-sonu-geliyor/?detay=1

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız