loader

İş Bankası Hisselerini Gerçek Sahibine Tevdi Edin!

İş Bankası Hisselerini Gerçek Sahibine Tevdi Edin!

İş Bankası hisseleri eğer gayri meşru sahibi olan CHP’den alınacaksa bu para, laik Türkiye Cumhuriyeti’nin hazinesine değil, İslâm Hilâfet Devleti’nin yeniden kurulmasına harcanmalıdır.

وَآتُواْ الْيَتَامَى أَمْوَالَهُمْ وَلاَ تَتَبَدَّلُواْ الْخَبِيثَ بِالطَّيِّبِ وَلاَ تَأْكُلُواْ أَمْوَالَهُمْ إِلَى أَمْوَالِكُمْ إِنَّهُ كَانَ حُوبًا كَبِيرًا

“Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır.” (Nisa 2)

Bu büyük günaha nasıl başka bir günahla ortak olunur? Hilâfet’in yetimlerine, öksüzlerine yapılan ihanet nasıl başka bir ihanet ile katmerlenir? Gerçek sahiplerine verilmediği sürece gaspçının elinden gasp ettiği alınsa ne olur, alınmasa ne olur?

Erciyes Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mustafa Keskin, araştırma raporu olarak sunduğu kitabında makbuzları delil göstererek şu bilgileri vermektedir:

“- 1921 yılının Aralık ayından 1923 yılının Ağustos ayına kadar Hindistan Hilâfet Fonu’ndan Devlet-i Aliyye’nin kurtarılması için gönderilen para toplamda 122.000 İngiliz Sterlini (781.570 Türk Lirası)

Bunun dışında Ankara hükümetinin eline geçen diğer yardımlar şöyle:

- Natal İslâm Gençlerine Yardım Cemiyeti’nden 4.073 Türk Lirası

- Raunyun Müslüman Cemiyeti’nden 14.200 Türk Lirası

- Durban Cemiyeti’nden 7.500 Türk Lirası

- Dr. Ensari’den 35.570 Türk Lirası

- Fr. Hindistan’ından 65.066 Türk Lirası

Bayanlar cemiyeti, öğrenci kuruluşları, vakıflar ve varlıklı ailelerden gelen yardımlar ile birlikte toplam 8.252 İngiliz Sterlini (254.038 Türk Lirası)

Genel toplamda ise 130.000 İngiliz Sterlini (1.035.000 Türk Lirası)”[1]

Henüz Cumhuriyet yok, iletişim kanalları da çok hızlı olmadığı için Hindistanlı ve Pakistanlı Müslümanların Türkiye’de dönen dolaplardan haberi yok. Ama ortalıkta önemli bir haber dolaşıyor: “Osmanlı zor durumda, borçları var ve tehdit altında!” İslâm Devleti’ni ayakta tutma amelinin ölüm-kalım meselesi olduğuna iman etmiş bir Müslüman refleksiyle fakiriyle-zenginiyle her kuruşuna kadar Türkiye’deki kardeşlerine yardım etmişler. Tabi onlar Türkiye topraklarında ihanet şebekelerinin bu paraları Hilâfet’i yıkmak için kullanacaklarından da habersiz. Tıpkı geçtiğimiz sene Arakan’daki mazlum ve mağdur kardeşleri için para gönderen Müslümanların bütün yardımlarının devlet eliyle Myanmar hükümetine teslim edilmesinde olduğu gibi. Maalesef ki Müslümanlar tespih taneleri gibi dağıldığından beri birbirlerine yardım dahi ulaştıramaz oldu.

Konumuza dönecek olursak; Hilâfet’in kurtarılması için gönderilen paranın üzerinden 94 yıl geçti. Yükselen enflasyon ve ekonomik göstergeler o zamanki paranın bir devletin dış borçlarını ödemeye yeterli olduğunu gösteriyor. Zira bu paranın bir kısmı, adına “Milli Mücadele” denilen fakat sonunda Hilâfet’in ilga edileceği bir takım savaşlara harcanıyor. Diğer bir kısmı, İttihat ve Terakki Fırkası’nın gayri meşru işlerine kanalize ediliyor. Geriye kalan yüzde 25’lik kısımla da İş Bankası kuruluyor. Tek partili rejimin Cumhurbaşkanı M. Kemal bu bankanın hisselerini kendi partisi olan Cumhuriyet Halk Fırkası’na devrediyor. Zamanla yan kuruluşlar açarak büyüyen banka, hisselerinin bir kısmını satıyor ve büyük bir faiz değirmeni işletilmiş oluyor. İslâm coğrafyasındaki cömert Müslümanların, varlığı farz olan bir devlet için gönderdiği paralar kullanımı haram olan bir sisteme akıtılıyor. Hilâfet’in ilgasından 5 ay sonra 26 Ağustos 1924’te kurulan İş Bankası’nın meşruiyet tartışmaları yeni değil. Geçmişte bu konuyu gündeme getirenler, “Atatürk’ü Koruma Kanunu” kapsamında değerlendirilip derdest ediliyordu. Bu sefer ise konuyu gündeme hükümet getiriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP lideri Bahçeli ile birlikte bu hisselerin Hazine’ye aktarımı yasasını meclise getireceklerini söyledi. Görünen o ki, Cumhurbaşkanı Erdoğan istediği yasal düzenlemeyi yapmak için meclisi harekete geçirebiliyormuş. Fakat her ne hikmetse idam isteyen halka, “Meclis önüme getirirse imzalarım” diyebiliyor.

Her neyse… Süreci özetleyecek olursak; Müslümanların, “Osmanlı Hilâfeti kurtulsun” diye Türkiye’ye gönderdiği paralar onlara, “ihanet” olarak geri döndü ve tam tersi bir hedef gözetilerek Hilâfet ilga edildi… Sonra yetmedi ve bu hayır paralarıyla faiz işleten bir sistem inşa edildi. Ardından İslâm düşmanı bir siyasi partiye bu hisseler teslim edilerek yüzlerce yıllık İslâm Devleti’nden laik siyasetçilerin eliyle intikam alınmış oldu. 94 yıldır tartışmaya kapalı olan bu hisselerin CHP’nin elinden alınıp Hazine’ye aktarılmasını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan ise bu hisselerin gerçek sahipleri olan Hilâfet’in yetim ve öksüzleri yerine bir başka laik ve demokratik devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’ne tevdi etmek istemektedir.

Fakat tekrar hatırlatıyor ve diyorum ki: bu hisseler, üstelik dört katı daha fazlasıyla birlikte Hilâfet’in kurtulması için gönderilmiştir. Dolayısıyla İş Bankası hisseleri eğer gayri meşru sahibi olan CHP’den alınacaksa bu para, laik Türkiye Cumhuriyeti’nin hazinesine değil, İslâm Hilâfet Devleti’nin yeniden kurulmasına harcanmalıdır. Eğer bu konuda ehliyet ve liyakat sahibi değilseniz, hiç olmazsa bu serveti Hilâfet’ten yoksun kalmış ümmetin yetimlerine, mazlumlarına, Batı’nın sömürüsüne uğramış mağdurlarına tevdi ediniz. Zira bir haksızlık, bir başka haksızlıkla örtbas edilemez. 

لَّيْسَ الْبِرَّ أَن تُوَلُّواْ وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلَكِنَّ الْبِرَّ مَنْ آمَنَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ وَالْمَلآئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيِّينَ وَآتَى الْمَالَ عَلَى حُبِّهِ ذَوِي الْقُرْبَى وَالْيَتَامَى وَالْمَسَاكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ وَالسَّآئِلِينَ وَفِي الرِّقَابِ وَأَقَامَ الصَّلاةَ وَآتَى الزَّكَاةَ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ إِذَا عَاهَدُواْ وَالصَّابِرِينَ فِي الْبَأْسَاء والضَّرَّاء وَحِينَ الْبَأْسِ أُولَئِكَ الَّذِينَ صَدَقُوا وَأُولَئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ

“Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır.” (Bakara 177)

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız