loader

Genç Evlilik Mağdurları ve Yaşanan Zulüm

İslâmi hayatı kaldıran ve yerine beşerî hükümler koyanlar dün olduğu gibi bugün de çıkardıkları kanunlar ile insanlara zulmediyor. Aile, nesil ve toplumu felakete götüren bu kanunlar, Türkiye tarihinin en baskıcı ve karanlık dönemi tek parti zamanında bile bu şekilde çıkarılıp uygulanmadı. İslâm, hayatın her alanı ile ilgili kanunlar belirlemişken, halk Müslüman olduğu ve İslâm’ın şer’î hükümlerine bağlı kalmak istediği halde bu kanunlar sırf Batı’ya uymak ve yaranmak adına çıkarılıyor. Üstelik Medeni Kanun ve Türk Ceza Kanunu’nu değiştiren iktidar, “namazlı”-“abdestli” insanların yönettiği AK Parti olduğu halde bu kanunlar çıkarılıyor. Sonuç ise daha önce çıkarılan beşerî kanunlarla aynı akıbet; acı ve büyük kayıplar… Aileler yıkılıyor, gençler zina ve ahlaksızlık çukurunda evlenmek istemiyor, evlenenler boşanıyor, gayri insani ve ahlaki ilişkiler kanunlar ile korunuyor, namuslu olmak isteyenler suçlu görülerek cezaevine atılıyor, kadın ve çocuk cinayetleri ve istismarı sürekli artıyor. İnsanlar huzur, güven ve mutluluğa hasret bir hayat yaşıyor. 

Her yaşta erkek-kadın arasındaki zina ve ahlaksız ilişkileri -rızaya dayalı olduğu sürece ve şikâyet yoksa- “özgürlük” olarak tanımlayan kanunlar, söz konusu iffetli yaşamak, namusu korumak, yuva kurmak, çocuk sahibi olmak ve yetiştirmek için nikâhlı yaşamayı istemek olunca “yasa dışı” ve “ağır suç unsuru” olarak tanımlıyor.  Değiştirilen Medeni Kanun’un 124. maddesine göre 18 yaşına girmemiş bir kız ile evlenen her yaştaki erkek ve bu kızların babaları değiştirilen Türk ceza kanununa göre yargılanıyor ve ağır hapis cezaları ile cezalandırılıyor. Başka hiçbir suçu olmadığı halde, sevdikleri ile düğünlü-dernekli nikâh kıyarak evlenen binlerce eş-baba evlendikten 8-10 yıl sonra çıkan mahkeme kararları ile cezaevlerine atılıyor. Üstelik bu eşler birbirlerini sevdikleri, önce imam nikâhı sonra 18 yaşını doldurduklarında resmî nikâhla nikâhlandıkları, aileleri bu evliliğe rıza gösterdiği, kimse şikâyetçi olmadığı ve düğün-dernek ile evlendikleri halde kanunlara göre suç işlemiş oluyorlar!

Kanun yapıcıların “medeni dünya” dedikleri hiçbir Batı ülkesinde bile kanunlar bu şekilde uygulanmıyor. Dünyanın hiçbir yerinde devlet, kendi halkını 15-16-17 yaşında evlendiği için ağır hapis cezaları ile cezalandırmıyor. Feminist bir iktidarın dahi bu ülkede çıkarıp uygulamayacağı kanunlar çıkarılıyor, uygulanıyor ancak bir türlü insanlar yaşananları göremiyor. Feminist, kapitalist zihniyetler adeta bayram ediyor!

Ülkemizde şuan 18 yaşından küçük bir genç kızın evlenmesi yasak ancak zina yapması serbest. Erken evlendiğinden dolayı 4 binden fazla baba-eş, 5 ile 15 yıl arasında değişen cezalar ile ağır şekilde cezalandırılıyor ve çoğu şuan mahkûm durumda. Yuvalar yıkılıyor, eşler çaresiz, çocuklar kederli… 

Ateş düştüğü yeri yakıyor! Yetkililer sürekli söz verdikleri halde on binlerce Müslümanı ilgilendiren böyle bir konuda hâlâ somut bir adım atmıyor. Menfaatleri gereği ve ittifak ettikleri her konuda köklü değişikliklere giden hatta Anayasa’yı dahi değiştiren partiler, binlerce mazlum için bir türlü harekete geçmiyor. Mağdur ailelerin kapılarını çaldığı etkili, yetkili insanlar sözde kadın hakları savunucularının, feminist derneklerin ve Batılı kâfirlerin hışmına uğramamak için “üç maymun”u oynuyor. Bu kanunların altında imzası olan hükümet ise bütün bu mağduriyetlere rağmen hâlâ düzenleme yapma sözü ile insanları oyalıyor!

Daha ne zamana kadar “Allah’ın emri, Peygamberin kavli” ile nikâh kıyan insanlar yargılanacak, evliliklerin üzerinden 5-10 yıl geçtikten sonra 5-15 yıl ağır hapis cezaları ile cezalandırılacaklar?

Ne zamana kadar binlerce erkek nikâh kıydıkları için “cinsel istismar ve tecavüzden” yargılanacak? Gerçek tecavüzcüler ile aynı koğuşlarda ne zamana kadar kalmaya devam edecekler? Cezaevlerinden çıksalar bile sicillerindeki “tecavüzcü” yaftasından nasıl kurtulacaklar? Nasıl iş bulacaklar, eşlerine ve çocuklarına nasıl bakacaklar?

Ne zamana kadar güya kadınları korumak, çocuk istismarını engellemek adına çıkarılan kanunlar yuvaları yıkmaya, kadınları korumasız, çocukları istismara açık halde yaşamaya mahkûm edecek?

Daha kaç kadın kocasından koparılacak, cezaevi yollarında gözyaşı dökecek? Ne zamana kadar ağır hayat şartları altında ezilmesine müsaade edilecek, psikolojilerinin bozulmasına göz yumulacak?

Daha kaç bin çocuk baba hasretiyle, babalarından uzakta yaşamaya devam edecek?

Daha kaç baba çocuklarının zinaya düşmemesi için evlenmesine rıza gösterdiği için “istismara rıza gösterdin!” denilerek cezalandırılacak?

Daha kaç genç ömrünün baharını zindanlarda, cezaevi yollarında geçirecek?

Daha kaç erkek ve kadın namuslu olmak, dinlerinin gereğini yapmaktan dolayı ceza alacak? 

Zulmün altında geçen yılların, ayların, günlerin, gecelerin hesabını kim verecek?

Kim, medyanın, feminist derneklerin algı operasyonlarına karşı çıkacak? Bu yaşanan zulmü “çocuk istismarına affa karşıyız!”, “tecavüzcüsü ile evlendirmeye hayır!”, “çocuk gelin istemiyoruz!” yalanları üzerinden oluşturulan yalan haberlere kim “Dur!” diyecek?

Kim, Batı’nın ailelere yönelik ifsat planlarına karşı gelecek? Dış müdahaleye engel olacak? Feminist, komünist, kapitalistlerden çekinmeden hakkın yanında olacak? En azından bu sapık güruhlar kadar cesur olacak?

Hangi siyasi parti bu mazlum ailelerin arkasında duracak? Batı’nın değil de halkın inançları, isteklerine göre hareket edecek? Bir gecede bu ifsat kanunlarını çıkaran partiler binlerce ailenin yaşadığı bu mağduriyet için ne zamana kadar bekleyecek? Yapılan bu zulme ne zamana kadar sessiz kalınacak?

Âlimler, cemaatler, etkili-yetkili insanlar bu konuları ne zaman gündemlerine alacaklar? Ne zaman on binlerce Müslümanı ilgilendiren konular hakkında yöneticileri muhasebe edecekler? Bugün değilse ne zaman hak sözü söyleyecekler?

Ne zaman toplumu yıkıma uğratan zina, eşcinsellik, uyuşturucu, hırsızlık, cinayet, yolsuzluk ve sair suç ve günahlar için atılması gereken adımlar atılacak? Bunları engellemek için gereken adımları atmayan devlet, evlenen gençlerin peşini ne zaman bırakacak? Doktorlar, evli doğum yapan anneleri ne zamana kadar şikâyet etmeye devam edecek?

Kim, aile, nesil ve toplumu yıkıma uğratan beşerî kanunlara değil de Allah’ın rahmet olarak indirdiği İslâm nizamına davet edecek ve bu nizamı âleme tatbik edecek? Kim, İslâm’ın mükemmel içtimaı nizamının hakikatlerini Müslümanlara anlatacak?

~

Ateş düştüğü yeri yakıyor! Binlerce insan büyük bir mağduriyet yaşıyor. Ancak bu konu ciddi manada gündeme dahi gelmiyor. Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez ve ona yapılan zulme sessiz kalamaz! Elinden geleni yaparak Müslümanların yaşadığı zulme engel olmaya çalışır. Allah Rasulü SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

فُكُّوا العَانِي، وَأُجِيبُوا الدَاعِي، وَأُطْعِمُوا الجَائِع، وَعُودُوا المَرِيض

“Esir düşeni kurtarın, dâvet edene icabet edin, aç kalanı doyurun ve hasta olanı ziyaret edin!”

İmâm Mâlik şöyle der: “SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in فُكُّوا العَانِي “Esir düşeni kurtarın!” kavlinden dolayı, tüm mallarına mâl olsa da esirleri kurtarmaları insanlara vâciptir ve bunda ihtilaf yoktur.”

Bu kanuna imza atan, savunan ve yetkisi olduğu halde harekete geçmeyen herkesin sanırım hiçbir günahı olmasa ve sadece bu zulme ortak olsalar bu günah onlara yeter de artar!

Bunca yaşananlara rağmen, belki birçok insan genç yaşta evlenen bu ailelerin yaşadıklarından haberdar bile değil! Belki bu satırları okuyan veya bu konu ile ilgili bilgi sahibi olan birçok insan duyduklarına inanmak istemeyecek! Abartılı olduğunu, yalan olabileceğini düşünecek. Hele hele desteklediği siyasi partinin bu konuda yaptıklarını duyduğunda kabullenmek istemeyecek! Ancak düşünen, yaşananları araştıran ve doğruların peşinden giden herkes bu zulme ortak olmak istemeyecek. Bu zulmün durması için adım atacak, gayret edecek, çözüm arayacaktır.

Çünkü bizim başımıza gelenler, bizden öncekilerin yapması gerekenleri yapmadıklarından ve yapmaması gerekenleri yaptıklarından dolayıdır. Bugün bizler yapmamız gerekenleri İslâmi esaslara göre yapabilirsek hem Allah’ın rızasına uymuş olacak hem de bizden sonraki nesillere zulüm dolu bir gelecek değil, hayat dolu bir gelecek bırakmış olacağız! Hiç şüphesiz ki bu gelecek ancak Allah’ın hayata dair indirdiği İslâm nizamı ile mümkündür!

Ali Rad iyAllahu Anh’a izafe edilen şu anlamlı söz ile makalemizi bitirelim: “Zulmü engelleyemiyorsan en azından onu herkese duyur!”

#AileyiNesliToplumuKoru

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız