loader

Cumhuriyet 95 Yılda Müslümanlara Ne Verdi?

Cumhuriyet 95 Yılda Müslümanlara Ne Verdi?

Zaferlerle dolu İslâm tarihinin en utanç verici, en yıkıcı ve en uzun süreli tahribata neden olan musibeti, 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet’in ilanıyla yaşanmıştır.

Zaferlerle dolu İslâm tarihinin en utanç verici, en yıkıcı ve en uzun süreli tahribata neden olan musibeti, 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet’in ilanıyla yaşanmıştır.

Zira Hilâfet’in kaldırılması, öyle herhangi bir devletin tarih sahnesinden silinmesi gibi değildi. Çünkü bu, Hilâfet sayesinde uygulanabilen İslâm ahkâmının ortadan kaldırılması, İslâmi liderliğin yok edilmesi ve İslâm ümmetinin parçalanması demektir ki akıbet öyle de olmuştur. O tarihten sonra İslâm ümmetinin başına gelmedik felaket kalmamış; önceki izzet, heybet ve azamet kaybedilmiş, topraklar vahşice işgal edilmiş, Müslümanların evlatları hunharca katledilmiş, zenginlikler talan edilmiştir. Hilâfet’in yıkılmasıyla birlikte İslâm ümmeti dininden uzaklaştırılmış, siyasi iradesini, askerî gücünü, ekonomik değerini ve stratejik önemini kaybetmiştir.

Bununla da yetinmeyen Batılı sömürgeci kâfirler, bu ümmet bir daha asla belini doğrultamasın, asla yeniden birleşemesin, kendilerini koruyacak ve ardında savaşacakları bir kalkan olan Halife liderliğinde tekrar toplanamasınlar diye pek çok yola başvurmuşlardır.

Hilâfet’in kaldırılması kime yaradı?

Bilindiği üzere Cumhuriyet, Ankara’daki mecliste kurulan bir sistem değil, aksine Lozan’da dayatılan bir İngiliz projesiydi.

Hilâfet’in ilgası, başta kâfir Batı’ya olmak üzere yerli işbirlikçilerinin işine yaradı. Hilâfet kaldırıldıktan sonra yıllarca darbe, terör, işgal ve ekonomik krizlerle sömürgeciler tarafından İslâm ümmetinin kanı emildi, sömürüldü… Oluşturulan fitne ortamıyla Müslümanlar bir araya gelemez oldu. Düşmanlık körüklendi… Kardeşkanı akıtıldı…

Peki, Batı bunu nasıl gerçekleştirdi:

1-Özellikle İngiltere, Hilâfet’i ortadan kaldırmak için birçok üslup kullandı.

2-İngilizler Balkanlarda ve Anadolu’da “milliyetçilik” ve “istiklal” kavramlarını kullanmayı metot olarak benimsedi.

3-İngiltere bütün beldelerde milliyetçilik duygularını ve istiklal adı altında ayrılış hareketlerini körükledi.

Cumhuriyet’in kabulü için Hilâfet’in kaldırılmasını tek şart olarak belirleyen İngiltere Lozan’da, Halife’nin tüm malvarlığına el konulmasını ve ailesiyle birlikte Halife’nin sürgün edilmesini dayattı. Lozan şartları yerine getirilince Temmuz 1924’te İngilizler, yeni Türkiye Cumhuriyeti’ni resmen tanıdı. İngilizlerin bu desteği ile Hilâfet’in yıkılması tamamlandı ve böylece 29 Ekim 1923’de ilan edilen Cumhuriyet, uluslararası alanda meşruiyet kazanmış oldu.

İngiliz Lortlar kamarasından Lort George Curzon, Hilâfet’in kaldırılması ve Cumhuriyet’in tanınmasına yönelik açıklamasında ise şu sözlere yer verdi: “Türkiye’ye son verilmiştir. Bundan sonra belini doğrultamaz. Türkiye’nin manevi kuvvetini ellerinden aldık. Bu kuvvet Hilâfet ve İslâm’dır.”

Hilâfet’in kaldırılması üzerine, Tevhid-i Tedrisat Kanunu, şapka giydirilmesi, Latin harflerinin kabulü, Kur’an-ı Kerim'in yasaklanması, kadınların memur, mebus, avukat olması, aile idaresinin erkeklerden alınıp kadına verilmesi, içki ve fuhşun serbest bırakılması gibi daha nice inkılabî değişiklikler yapıldı.

Bunu İngiliz Müsteşrik Job, şöyle ifade ediyor: “İslâm, Müslümanların içtimaı hayatındaki egemenliğini kaybetti. Bütün bunlar laik eğitim ve kültürün neticesidir.”

Cumhuriyet 95 yılda halkımıza ne verdi?

Peki, aradan geçen 95 yılda Cumhuriyet rejimi Türkiye halkına ne verdi, bir bakalım. Bunu da resmî veriler üzerinden kısaca değerlendirerek yapalım:

- Kapitalizm’in bir sonucu olarak Dünya’da 1 milyar insan açlık çekiyor. Her 4 saniyede bir kişi açlıktan ölüyor. Türkiye’de yaklaşık 14 milyon kişi açlık sınırında yaşıyor. TÜİK-2017 verilerine göre yoksul sayısı ise 16,5 milyonu buldu.

- Cumhuriyet’in 95.nci yılında alkol ve madde kullanımının 10-11 yaşlarına kadar düştü, uyuşturucu kullanımı ise 9 yaşına kadar indi…

- Cumhuriyet Türkiyesi’nde her 4 saatte 1 kadın tecavüze uğruyor. Çocuk istismarı ise ayyuka çıkmış durumda… Yine Cumhuriyet Türkiyesi’nde şer’i nikâh suç sayılırken, zina serbest bırakılmış, fuhuş oranı yüzde 220 artmış durumda…

- Cumhuriyetle birlikte ülke faiz cenneti(!) haline geldi. Faizlerin yüzde 24'e yükseltilmesi ile Türkiye yüksek faizde Arjantin ve Surinam'ın ardından dünya üçüncüsü… Son beş yılda 32 milyon kişi kredi kartı borçlusu…

Bu veriler, buzdağının sadece görüneni, resmî kayıtlara yansıyanı... Ya susanlar, saklananlar, bilinmeyenler…

- Bir başka yönüyle Türkiye, Cumhuriyetle birlikte güvenlik sorunlarının merkezi haline geldi. İslâm’a bağlılıklarından dolayı kimi Müslümanlar ya idam edildi, ya da cezaevlerine atıldı… Öyle ki rejime boyun eğmeyen, muhalif söylem geliştiren herkes suçlu, terörist ilan edildi. Bu vakıa, Rejim’in doktrini olması hasebiyle 2018 Türkiyesi’nde de halen devam etmekte: Hilâfet’i yeniden ikame etmek üzere çalışan Müslümanlara her türlü zulüm reva görülmekte. Terör devleti ABD, İngiltere, Rusya ve “İsrail” ile ilişikler ise, “dost” ve “müttefik” parolasıyla en üst seviyede sürdürülmekte, Batılı terörist devlet temsilcileri saraylarda ağırlanmakta.

- Güvenlik personeli açısından yüzbinlerce askere, yüzbinlerce polise, 1 milyonu aşan özel güvenlik ve evlerimize kadar giren milyonlarca kameraya rağmen, suç oranları azalmak bir yana her geçen gün artmakta, Laik Cumhuriyet rejimi bunlara çözüm üretememektedir.

Cumhuriyet’in adeta lanetlediği Osmanlı Hilâfeti’nde ise bu suçların “binde birine” bile rastlayamazsınız. Zira Hilâfet yönetiminde kulluğu Allah’a hasreden ve tebaasına Allah’ı hatırlatan izzetli yöneticiler vardı…

Cumhuriyet ise tebaasını Allah ile kandıran yöneticilerin rejimidir… Ali RadiyAllahu Anh’ın da dediği gibi; “En tehlikeli düşman, bize benzeyip de bizden olmayandır.”

29 Ekim’de kutlanan Cumhuriyet’in vakıası ve Müslüman Türkiye halkına dayatılan esaret halkası işte budur!

Oysa Hilâfet, Allah’ın tüm Müslümanlar üzerindeki farzıdır, hatta farzların tacıdır. Bu farziyet, Allah’ın vaadi ve Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdesiyle sabittir. Muhakkak ki Allah’ın vaadi gerçekleşecek ve Rasulü’nün buyurduğu gibi yeniden Nübüvvet minhacı üzere Râşidî Hilâfet olacaktır.

Müslümanlar için Hilâfet bir hayal değil, varlığı ile kurtuluşa ereceğimiz açık bir hakikattir!

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız