loader

Boru Yetmedi!

 

Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır.

Birden yağmur bastırır.

Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar.

Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır.

Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır.

Soba yerden 1 metre kadar yukarıda, altındaki dizili taşların üzerindedir.

Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar.

Kimyacı: “Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış.”

Fizikçi: “Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş.”

Jeolog: “Burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanın taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış.”

Matematikçi: “Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış.”

Antropolog: “Adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş.”

Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarıda olmasının nedenini sorarlar.

Adam cevap verir: “Boru yetmedi…”

___

Evet arkadaşlar, çözüm bazen sizin düşündüğünüz kadar zor değildir. Bilinendir. Kolaydır. Tecrübedir. Yaşanmışlıktır. Konuya bilimsel yaklaşmak, bazen çözüm olmayacağı gibi konuyu mecrasından uzaklaştırmak sonucunu da verebilir.

Kapitalist iktisatçılar, iktisadi problemleri çözmek için bilimsel yaklaşım gösterdiler ve “çözümün ancak üretimin arttırılması ile olacağını” ifade ettiler. Aslında problemin çözümü, mal ve hizmetlerin arttırılması değil, bunların insanlar arasında insanların fert fert hepsinin temel ihtiyaçlarını doyurmak üzere dağıtımı meselesidir. Bu da nizamın konusudur, siyasetin konusudur. Konu iktisat olunca; iktisadi nizamın meselesidir, iktisadi siyasetin meselesidir. Dolayısıyla, iktisadi problemlerin çözümü Müslümanlar için İslâm ideolojisindedir. Çözüm, İslâm’daki iktisat nizamındadır. Bu noktada Avrupa’ya, Amerika’ya, Japonya’ya, gasıp Yahudi varlığının fasit uygulamalarına değil, dönüp İslâm’ın uygulamalarına bakmak gerekir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Vahdettin Köşkü’nde Türkiye Genç İş Adamları Konfederasyonu (TÜGİK) Genel Başkanı Erkan Güral ve beraberindeki heyeti kabulü sonrası açıklamalarda bulundu. Yüksek faize karşı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yüksek faizle ülkemin kalkınacağına inanmıyorum” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyada şu anda eksi faizle kredi veren finans kuruluşları olduğunu belirterek, Japonya’yı örnek gösterdi. Öte yandan Erdoğan, kapsamlı reform paketinin yakında kamuoyuyla paylaşılacağını duyurdu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, salgının beraberinde çeşitli zorluklar, sıkıntılar getirse de iş dünyasının önünde yeni fırsat pencereleri de açtığını belirterek, “Türk firmaları kaliteli ürünleri, rekabetçi fiyatları ve güvenilir oluşlarıyla rakiplerine adeta fark atıyor. Aşılamanın artmasıyla beraber dünya genelinde salgın geriledikçe taşlar yerine oturacak, ülkemizin yakaladığı ivme daha da artacaktır.” dedi.

Bilindiği üzere -tabiri caizse- 2021’e “hoş geldin” dediği konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021’i, her alanda yeni bir şahlanış yılı hâline getirmek istediklerini söylemişti. Erdoğan, “Ekonomi ve hukukta yapacağımız reformlarla ülkemizi yatırım, üretim, özgürlükler bakımından geliştirerek hedeflerimize daha kolayca ulaşabileceğimiz bir iklim oluşturmakta kararlıyız” demişti.

Yılın son günlerinde İngiltere ile imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın Gümrük Birliği’nden sonraki en önemli ticaret anlaşması olduğuna işaret eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu anlaşmayla Birleşik Krallık’la ticari ilişkilerimizin Brexit sonrası daha da genişleyerek sürebilmesini sağladık. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği Anlaşmamızı güncelleme çalışmalarımız da sürüyor. İnşallah 2021 yılında tüm bu çalışmaları daha da ileriye taşıyarak devam ettireceğiz. Salgının seyrine ilişkin belirsizlikler, küresel ekonomideki zorlukların bir müddet daha süreceğini gösteriyor. Son 18 yıldır vatandaşımızın hayatının her alanına dokunan reformlarımız sayesinde bu zorlu günlerde ülkemizi diğerlerinden ayrıştırmayı başardık. Amacımız Türkiye’nin salgın sonrası döneme güçlü, dayanıklı ve rekabetçi bir küresel oyuncu olarak girmesini sağlamaktır. Bunun yanında salgının etkileriyle mücadeleyi hem makroekonomik hem de mali alanlarda atacağımız adımlarla destekleyeceğiz. Ekonomimizin güçlü yönlerini sağlamlaştırırken, tedbir gerektiren hususların üzerine de kararlılıkla gideceğiz.”

Konuşmasında dikkatleri çeken son 18 yıldır vatandaşımızın hayatının her alanına dokunan reformlarımız ifadesini farklı bir söylem ile Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun doğruladığını duymuştuk.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, “Son 20 yılda Avrupa Müktesebatı ve Avrupa Birliği (AB) konseyi standartları ile uyumlu 2 binden fazla yasa çıkardık.” demişti.

Batı’ya şirinlik yapmak için Müslümanların hayatını etkileyen 2 binden fazla yasa ile toplumun her geçen gün ne hâle geldiğine hepimiz şahitlik ediyoruz. Sorsanız, “ıslah ediyoruz” derler ama sonuç; aklınıza gelebilecek her alanda entropi yani bozulma, düzensizlik.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ekonomi ve hukuk alanındaki reform gündemimizle ilgili yoğun bir hazırlık dönemini geride bıraktık. Yakında kapsamlı reform paketimizi kamuoyuyla paylaşacağız. Ekonomide bu sene temel hedeflerimizden birisi fiyat istikrarını sağlamak olacaktır. Kur istikrarı enflasyonla mücadelede oldukça önemli bir yer tutuyor. Cari açıkla mücadelede yapısal önlemlere hız veriyoruz. Değerli arkadaşlar, yüksek faize kesinlikle karşıyım ve bu konuda sizlerin mesajları önem arz ediyor. Niye önem arz ediyor? Çünkü siz şu anda yatırımcı konumundasınız. Eğer siz bu yatırımları, düşük faizli kredi imkânına sahip olursanız yapabileceksiniz. Siz bu yatırımı yaptığınız zaman bu bize istihdamı sağlayacak. Üretimi sağlayacak. İhracatı sağlayacak. Bütün bunlar aynı zamanda uluslararası piyasada rekabet imkânını sağlayacak. Bunları başaracağız ki ne yapalım, devlerle yarış edebilir hâle gelelim.”

“Yüksek Faizle Ülkemin Kalkınacağına İnanmıyorum”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyada şu anda eksi faizle kredi veren finans kuruluşları olduğunu belirterek, bunlara Japonya ve “İsrail’i” örnek gösterdi.

Sarhoşluk veren alkolün bir şişesi haram olduğu gibi, bir yudumu, bir damlası da haramdır. Peygamber SallAllahu Aleyhi ve Sellem içki yapanı, yaptıranı, içeni, taşıyanı, kendisine taşınanı, dağıtanı (sâkî, garson), satanı, parasını yiyeni, satın alanı ve kendisi için satın alınanı lânetlemiştir. Malın bereketini götüren faizin de yükseği de düşüğü de eksisi de artısı da haramdır. Sermaye sahiplerini, yatırımcıları zenginleştirme gayretleriniz bitmedi mi?! Halkın durumunu hiç mi görmüyorsunuz?! Uluslararası piyasada rekabet eden birkaç şirketimiz olsa lakin halk açlık, sefalet içinde hayatını idame ettirmeye çalışsa alnımız ak, sırtımız pek mi olacak?! “Büyük devlet”, “büyük ekonomi” deyince bunu mu anlıyorsunuz?

Yatırımcıya düşük faizli kredi vermek, üretimi arttırmak, yatırımı arttırmak toplumdaki insanların fert fert temel ihtiyaçlarının doyurulmasını sağlayacak mı? Elbette ki hayır! Marketlerdeki, pazarlardaki her şeye zam üstüne zam geldiğini, halkın dayanma gücünün kalmadığını bir tek biz mi görüyoruz? Halktan bu kadar uzaksınız! Siz bir vadide, onlar bir vadide mi?!

Haram olan faizin düşürülmesi ile işlerin düzeleceğini düşünmek en basit tabirle ahmaklıktır. İslâm, mal ve hizmetlerin toplumdaki her ferde temel ihtiyaçlarını doyuma ulaştıracak şekilde dağıtımını garanti eder, lüks ihtiyaçlarına ulaşabilmesi için de imkân sağlar. Siz, tatbik ettiğiniz kapitalist iktisat nizam ile sadece sermaye sahiplerini, yatırımcıları yani zenginleri gözetiyorsunuz. Halk, taş mı yesin?! Siz saraylarda, toplantılarda ejder meyveli smoothie’ler içerken biz bunun ne olduğunu bile bilmiyoruz? Bu mu sizin itibarınız?! İtibar ancak, halkın yediğinden yemek ile olur! Halk daha iyisini yemedikçe rahat etmemekle olur!

Şüphesiz, kapitalist nizamın problem ve kusurları bir bir gözler önüne çıktı. Müdahaleler ile örtülmeye, gizlenmeye çalışılsa da artık ayyuka çıktı; görüyoruz, hissediyoruz. “Çare sizsiniz” diyenler artık sizlerin de çaresiz olduğunuzu görür oldu. Ekonominin düzelmesi için çare ancak İslâm’ın iktisat nizamının tatbik edilmesidir. Toplumdaki tüm bozuklukların düzelmesi için çare, İslâm’ın tüm sistemlerinin Râşidî Hilâfet Devleti ile toplumda tatbik edilmesidir. İnsanlar ancak bununla huzur bulup refaha ererler!

___

#FaizHaramdır

#ÇözümHilafet

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız