loader

Bize Soruyorlar!

 

Kapitalist sistemin tatbik edildiği bu zamanda tüm bir beşeriyet artık bu sistemden bıkmış bir vaziyette. Ümidini yitirmiş, ye’se düşmüş, ne yapacağını bilmez bir durumda oradan oraya savruluyor. Bu savrulmuşluk hemen hemen toplumun bütüne sirayet etmiş. Kiminle konuşursanız konuşun, kiminle dertleşirseniz dertleşin bu tabloyu görmeniz mümkün. Hemen hemen herkes bir takım şeylerden şikâyet eder bir duruma gelmiş. Kimi ekonomiden, kimi işsizlikten, kimi toplumda var olan ahlaki yozlaşmadan, kimi adaletsizlikten, kimi eğitimden, kimi iktidardan, kimi muhalefetten, kimi de yaşantısından. Kimi… kimi… Bu şikâyet listesi uzar gider…

Destekledikleri partiler tarafından her defasında aldatılan, hayal kırıklığına uğratılan, açlığa ve sefalete mahkûm edilen bir de üstüne üstlük kapitalist sistemin sömürü çarkları altında ezilen bu halk, aslında bu tür şikâyetlerle belki köklü bir değişim olmasa da hayatlarını değiştirecek bir değişim, bir formül arıyor.

İşte biz bu değişimin nasıl olacağı konusunda bir çözüm ortaya koyduğumuzda ise bize “Hilâfet Devleti kurulduğunda hayatta neler değişecek?” diye soruyorlar.

Hemen cevap verelim:

Ebu Said Hudrî’den; dedi ki: Allah Rasulü şöyle buyurdu:

[يَنْزِلُ بِأُمَّتِي فِي آخِرِ الزَّمَانِ بَلَاءٌ شَدِيدٌ مِنْ سُلْطَانِهِمْ لَمْ يُسْمَعْ بَلَاءٌ أَشَدُّ مِنْهُ ، حَتَّى تَضِيقَ عَنْهُمُ الْأَرْضُ الرَّحْببَبَةُ، وَحَتَّى يُمْلللَأَ الْأَرْضُ جَوْرًا وَظُلْمًا، لَا يَجِدُ الْمُؤْمِنُ مَلْجَأً يَلْتَجِئُ إِلَيْهِ مِنَ الظُّلْمِ ، فَيَبْعَثُ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ رَجُلًا مِنْ عِتْرَتِي ، فَيَمْلَأُ الْأَرْضَ قرْضَ قِسققِسْطًا وَعَدْلًا ، كَمَا مُلِئَتْ ظُلْمًا وَجَوْرًا ، يَرْضَى عَنْهُ سَاكِنُ السَّمَاءِ وَسَاكِنُ الْأَرْضضِ، لَا تَدَّخِرُ الْأَرْضُ مِنْ بَذْرِهَا شَيْئًا إِلَّا أَخخْرَجَتْهُ، ، وَلَا السَّمَاءُ مِنْ قَطْرِهَا شَيْئًا إِلَّا صَبَّهُ اللَّهُ عَلَيْهِمْ مِدْرَارًا، يَعِيشُ فِيهَا سَببْعَ سِنِينَ أَوْ ثَمَانِ أَوْ تِسْعَ، تَتَمَنَّى الْأَحْيَاءُ الْأَمْوَاتَ مِمَّاا صصَنَعَ اللَّهُ عَزَّ وَجَلَّ بِأَهْلِ الْأَرْضِ مِنْ خَيْرِهِ] “Ahir zamanda ümmetime sultanları tarafından çok ağır bir belâ inecektir. Öyle ki, ondan daha ağır bir belâ duyulmamıştır; hatta bu geniş yeryüzü onlara dar gelecektir. Yeryüzü zulüm ve haksızlıkla dolacaktır. Mümin bir kimse zulümden sığınacağı bir sığınak bulamayacaktır. Sonra Allah Azze ve Celle benim itretimden/sünnetimden bir kişiyi gönderecek. O, yeryüzünü zulüm ve haksızlıkla dolduğu gibi, onu adalet ve eşitlikle dolduracaktır. Ondan göğün de ehli, yeryüzünün ehli de razı olacaktır. Yer, tohumundan hiçbir şeyi saklamadan yeşertecektir; gökte bulunan bütün yağmuru Allah, onlara bol bol yağdıracaktır. O, onların arasında yedi, sekiz veya dokuz sene yaşayacaktır. O zaman öyle bolluk ve esenlik ortamı olacaktır ki, ölen insanlar bile Allah’ın yer halkına olan hayrından dolayı tekrar dirilmeyi arzulayacaklardır.” [Hâkim, Mustedrek]

Görüldüğü üzere hadis, bugün toplumun genelinin zulümden, adaletsizlikten, hukuksuzluktan, haksızlıktan şikâyetçi olduğu bir dönemde net bir formül ortaya koyuyor.

Dünyaya ekonomik bir pencereden bakanlar ise vermiş olduğumuz bu cevaptan herhâlde kalpleri mutmain olmamış olacak ki, yine bize “Hocam iyi, güzel de şu an ekonomik bir kriz var; işsizlik, fakirlik almış başını gidiyor. Peki, bahsettiğiniz bu dönem olduğunda insanların mali durumu nasıl olacak? Fakirlik bitecek mi? İktisadi bir bolluk olacak mı?” diye soruyorlar.

El cevap:

Ebû Said El-Hudrî ve Câbir bin Abdullâh dediler ki: Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:

“Âhir zamanda sizin bir halifeniz olacak ki, o malı saymadan dağıtacaktır.” [İmâm Muslim, “Sahîh”, El-Fiten ve Eşrâtu’s Sâ’eh]

Düşünün, hayal edin! Hani bazı film kareleri vardır… Bir şahıs binanın tepesine çıkar, elinde bulunan para ya da altınları binanın tepesinden aşağı atar. Her tarafa saçılan bu para ya da altınları sokaktaki insanlar toplamaya başlar. İşte böyle bir kare düşünün! Geçmişte 1300 senelik İslâm tarihinde, İslâm iktisat nizamının tatbik edilmesiyle bu ümmet böylesi kareleri fazlasıyla gördü, fazlasıyla şahit oldu. Bu örnekleri burada tek tek sıralamaya kalksak, emin olun bu sayfaların gücü yetmez, söyleyeceklerimizi yazmaya…

Yine bu sistemin kadının can ve mal güvenliğini sağlayamadığı, ırzını ve namusunu koruyamadığı konusunda endişesini dile getirenler bize “Hilâfet olduğu zaman kadınların can ve mal güvenliği sağlanabilecek mi?” diye soruyorlar.

Cevaben deriz ki:

Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyuruyor:

“Allah’a yemin ederim ki, Allahu Teâlâ bu dini (İslam’ı) kemale erdirecektir. Hatta bir kadın San’a’dan Hadramevt’e kadar gidecek Allah’tan ve koyunlarına kurdun saldırmasından başka hiç bir şeyden korkmayacaktır…” [Buhârî, Menâkıb]

Tüm bu hadisler ışığında konuyu değerlendirdiğimizde, bu defa da yine bize “Bu yüzyılda sizin bu söylediklerinizi tatbik edecek olan bir devletin kurulması mümkün mü? Bir tarafta Amerika diğer tarafta Avrupa buna müsaade etmezler. Ayrıca İslâm ümmeti şu an parçalanmış, bölünmüş, aralarına sınırlar çekilmiş ve birçok devlete ayrılmışken nasıl olur da Hilâfet Devleti kurulabilir? Bu hayal değil mi?” diye soruyorlar da soruyorlar…

El cevap:

Allah Subhanehu ve Teâlâ şöyle buyuruyor:

[وَعَدَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْ فِي الْاَرْضِ كَمَا اسْتَخْلَفَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْۖ وَلَيُمَكِّنَنَّ لَهُمْ د۪ينينَهُمُ الَّذِي ارْتَضٰى لَهُمْ وَلَيُبَدِّلَنَّهُمْ مِنْ بَعْدِ خَوْفِهِمْ اَمْناًۜ يَعْبُدُونَن۪ي لَا يُشْرِكُونَ ب۪ي شَيْـٔاًۜ وَمَنْ كَفَرَ بَعْدَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْفَاسِققُونَ] “Allah, sizlerden iman edip salih amel işleyenleri, kendilerinden öncekileri yeryüzünde halife kıldığı gibi onları da yeryüzünde halife kılacağını, onlar için razı olduğu dinlerini (İslâm’ı) yeryüzünde hâkim kılacağını, (geçirdikleri) bu korkularını güvene çevireceğini vadetti. Zira onlar yalnız Bana kulluk ederler ve hiçbir şeyi bana ortak koşmazlar. Kim de bundan sonra inkâr ederse işte onlar fasıkların ta kendileridir.” [Nur Suresi 55]

Temim-i Dari RadiyAllahu Anh Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’den şunu işittiğini söylüyor: “Yemin olsun ki gece ve gündüzün oluştuğu her yere bu din ulaşacaktır. Allah bu dini İslâm’ın izzeti, küfrün de zillete düşmüş bir şekilde dâhil etmediği hiçbir şehir ve kırsalı bırakmayacaktır.” [Müsned-i İmam Ahmed (16957), Buhari Tarih: c. 2 s. 331]

Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyuruyor:

[تَكُونُ النُّبُوَّةُ فِيكُمْ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ تَكُونَ ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةٌ عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ تَكُونَ ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَرْفَعَهَا ثُمَّ تَكُونُ مُلْكًا عَاضًّا فَيَكُونُ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ يَكُونَ ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا ثُمَّ تَكُونُ مُلْكًا جَبْرِيَّةً فَتَكُونُ مَا شَاءَ اللَّهُ أَنْ تَكُونَ ثُمَّ يَرْفَعُهَا إِذَا شَاءَ أَنْ يَرْفَعَهَا ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ] “Aranızda Allah’ın olmasını dilediği kadar nübüvvet olacaktır. Sonra onu kaldırmayı dilediğinde kaldıracaktır. Sonra nübüvvet minhâcı üzere [Râşidî] Hilâfet olacaktır. Allah’ın olmasını dilediği kadar olacak, sonra Allah onu kaldırmayı dilediğinde kaldıracaktır. Sonra ısırıcı meliklik olacaktır. Allah’ın olmasını dilediği kadar olacak, sonra onu kaldırmayı dilediğinde kaldıracaktır. Sonra zorba diktatörlük olacaktır. Allah’ın olmasını dilediği kadar olacak, sonra onu kaldırmayı dilediğinde kaldıracaktır. Sonra da Nübüvvet minhâcı üzere [Râşidî] Hilâfet olacaktır.” [Ahmed b. Hanbel]

Bu ayet ve hadisleri ifade ettiğimizde bu kez de, “Bizim de gönlümüz böyle bir devletin kurulmasından yana, biz de böyle adil bir devleti istiyoruz istemesine ama peki bu devlet ne zaman kurulacak?” diye bize soruyorlar.

Cevaben deriz ki;

[اِنَّهُمْ يَرَوْنَهُ بَع۪يداًۙوَنَرٰيهُ قَر۪يباًۜ] “Doğrusu onlar, onu uzak görüyorlar. Biz ise onu yakın görüyoruz.” [Mearic Suresi 6-7]

Yine deriz ki;

Ancak bu söylediklerimiz gökyüzünden bizlere yol gösterecek meleklerin inmesiyle gerçekleşmeyecektir. Oturduğumuz yerde de Allah Subhanehu ve Teâlâ bu devleti bize ikram etmeyecektir. Bilakis “biz Allah’a yardım edersek, Allah da bize yardım eder” şeklindeki Allah’ın sünnetiyle gerçekleşecektir.

[يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تَنْصُرُوا اللّٰهَ يَنْصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ اَقْدَامَكُمْ] “Ey iman edenler! Eğer siz Allah'ın dinine yardım ederseniz Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sabit tutar.” [Muhammed Suresi 7]

Dolayısıyla Müslümanlar, İslâm'ın yeryüzünün tamamında yeniden hâkim olacağına, Hilâfet’in kurulacağına, geçmişte olduğu gibi Hilâfetle vahdetin tekrar sağlanacağına dair ümitlerini yeşertmelidirler. Bu konuda en ufak bir şüphe, tereddüt ve ihmalkârlık dahi göstermemelidirler. Bu yüzden Allah’ın şeriatını ikame etmeli, devleti için seslerini yükseltmelidirler. Bu devletin de raşid halifeler döneminde olduğu gibi nübüvvet metodu üzerine olacağına yani Râşidî Hilâfet olacağına, bu Hilâfet’in sınırlarının genişleyeceğine, fetihlerin artacağına… kısacası; Allahu Teâlâ’nın vadettiği yardımın ve zaferin geleceğine, istikbalin İslâm'ın olduğu müjdesinin gerçekleşeceğine sağlam bir güven içinde olmalıdırlar. İşte o zaman geçmişte olduğu gibi yeryüzü Hilâfet’in gelişiyle yeniden aydınlanacaktır…

___

#HilafetHayalDeğilGerçektir

#HilafetBirGünMutlaka

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız