NULL
loader

Bayramınız, Bayram Ola!

 

Sizler, Ramazan ayını farzlar ve nafileler ile geçirdiniz. Bu ayı hakkı ile idrak etmek için gayret ettiniz. Mağfiret ve tövbeleriniz ile Allah’ın size olan lütfunun şükrünü amelleriniz ile eda ettiniz. Elhamdulillah…

“(Bu alışverişi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlardır. O müminleri müjdele!” (Tevbe 112)

Sizler bu mübarek ayda, insanları imana, hakka ve salih amellere davet ettiniz. Sosyalizm, kapitalizm, demokrasi, laiklik, milliyetçilik, menfaatçilik, vb. batıl fikir ve bağlardan (kötülüklerden) uzaklaşmalarına yardımcı oldunuz. Batıl fikirlerin, siyasi liderliklerini reddederek Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmadınız.

Sizler, nefeslerinizin, istek ve arzularının peşine takılmadınız. Gözlerinizi haramdan korudunuz, zina edenlerden olmadınız. Kardeşinizin etini lime lime eden, dilin şerri olan iftiradan ve gıybetten dillerinizi korundunuz. Haksız yere mal edinmediniz. Ümmetin malını peşkeş çekmediniz, hırsızlık yapmadınız. İtibarınızı ve menfaatlerinizi korumak için yalan konuşmadınız. Ne kimseyi kandırdınız ne de kimse sizi hainlikleri ile aldatabildi. Allah’a hamd-u sena olsun.

Zorlukların üstesinden gelen, imtihan edildiğinde emrolunduğu gibi doğru kalabilen, Allah'ın yaptıklarını gördüğünü bilip aşırı gitmeyenler! Allah ve Rasulü’nün müjdeleri sizin olsun!

Öyleyse Efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in sözüne dikkat buyurun:

“Müjde sizlere! Rabbiniz sizi bağışladı, evlerinize doğru yola ermiş olarak dönünüz. Bayram günü mükâfat günüdür. Bugün semâ âleminde mükâfat günü olarak ilan edilir."

Bugün, bizim bayramımızdır. Bugün, bizim sevinç günümüzdür. “Bayramı ihya eden kimsenin kalbi, kalplerin öldüğü gün ölmez.” Ramazan Bayramı sabahı melekler yollara dökülür ve şöyle seslenirler:

"Ey Müslümanlar topluluğu! Keremi bol olan Rabbinizin rahmetine koşunuz. O, bol iyilik ve ihsanda bulunur. Sonra onlara bol bol mükâfatlar verilir. Siz gece ibadet etmekle emrolundunuz ve emri yerine getirdiniz. Gündüz oruç tutmakla emrolundunuz, orucu tuttunuz ve Rabbinize itaat ediniz, mükâfatınızı alınız."

 

Bütün bu müjdelere rağmen biliyorum hüzünlüsünüz, yüzleriniz yere bakmakta! Zira Hilâfet Devleti’niz yok. Bilmektesiniz ki; nasıl oruç sizleri haramlardan bir kalkan misali korudu ise Halife de, İslâm Ümmeti’ni sömürgeci kafirlerden ve onların yerli işbirlikçilerinden korumaktaydı.

Râşid bir Hilâfet Devleti’niz yok diye gevşemeyin, ümitsizliğe kapılmayın. Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın sizlere yaptığı vadini hatırlayın; “…(İslâm’ı) yeryüzünde hâkim kılacağını ve (geçirdikleri) bu korkularını güvene çevireceğini vaat etti. …” (Nur 55)

Hatırlayın! Sizler nice badireler atlattınız. Nice sarsıntılar geçirdiniz. Görmediğiniz, duymadığınız, bilmediğiniz nice acıları var bu ümmetin!

Bir zamanlar, Moğolların istilasıyla düşmüş olduğunuz korku ve çaresizlik günlerinizi unuttunuz mu? O zamanlar Tatarlar, Şam’a kadar önlerine gelen bütün şehirlerinizi yakıp yıkmış, kutsallarınızı ayaklar altına almış, kalplerinize korku salmışlardı. Hatta en düşük rütbeli askerleri sizlere bir çember çizerdi ve çizmiş olduğu çemberden ayrıldığınız taktirde sizi katledeceğini söyledi. Sizler de o korkuyla çemberin içerisinde hareket dahi edemezdiniz. Fakat sizler sahip olduğunuz İslâm Akidesinden güç alarak korkularınızı yendiniz. İzzetinize kavuşup Tatarların kökünü İslâm topraklarından kazıdınız, biiznillah…

Hani bir zamanlar Haçlılar üstünüze ordular göndermişti. Sizleri dünyadan silip atmak için iki yüzyıldan fazla süren Haçlı seferleri düzenlemişlerdi. Fakat sahip olduğunuz İslâm Akidesi sayesinde Haçlılar savaşlarında başarısız oldular. Allah’tan aldığınız güç ve kuvvet sayesinde Haçlıları hezimete uğrattınız.

Sonra sömürgeci kafirler, Müslümanları kuvvetle dize getiremeyeceklerini idrak ettiler. Misyonerlik saldırı ile Müslümanların zihinlerine, fikirlerine ve inançlarına saldırdılar. Sizleri Kur’an’dan ve Sünnet’ten uzaklaştırmak için ellerinden geleni yaptılar. İslâm’a ve onun şiarlarına şüphe ile yaklaşmanız için yapmadıkları desise kalmamıştı. Elhamdulillah sizler, misyonerlerin oyunlarına gelmeyerek izzet ve şerefin yalnız İslâm’da olduğunu hiç unutmadınız. Kerim Kitabımıza ve Rasul’e sımsıkı sarıldınız. Yüreklerinize İslâm’ı nakşederek misyonerlerin zehirli fikirlerine kanmadınız.

Ramazan’ın güzel kokusu üzerlerine sinmiş Müslümanlar, hiçbir zaman ümitsizliğe kapılmayın! Sizler yeryüzündekilere merhamet ettiniz, gökyüzündekiler de size merhamet etti. Cahiliye hükümlerine rağmen sizler şer’i hükümlere bağlanmakta gevşeklik göstermediniz. Sizler, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İnsanlara İslâm’ı emredersiniz, batıl fikirlerden men edersiniz ve Allah’a iman edersiniz.

“Allah sizi hem daha önce hem de bu Kur’an’da Müslüman diye isimlendirdi ki Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız.” (Hac 78)

Zalimlerin kınamasından korkmadan yürüyenler! Dünyanın meşgalelerine aldırmayanlar! Kalkınmanın sadece İslâm ile olacağını bilenler! Şimdi son bir dönemeciniz kaldı. O da sömürgeci kâfir devletlerin (hain yöneticiler ile) üzerinizde sağladığı tahakkümlerini kırmak. Sonra Efendimiz SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in minhacı üzere Râşidî Hilâfet Devleti’ni tekrar iman eden elleriniz ile sizler kuracaksınız, inşallah

Zira Hilâfet, İslâm’ın doğru düşünme metodu ile yitirmiş olduğunuz maddi kıymetleri, ilmi buluşları, teknolojik gelişmeleri tekrar kazanmanızı sağlayacaktır. Allah’ın emrettiği yönetim nizamını uygulayarak dünyaya İslâm’ı, hidayet ve nur risaleti olarak taşıyacaktır.

Hilâfet Devleti öyle bir devlet ki, insanları kapitalizmin sömürgesinden kurtaracak ve insana, insan nazarı ile bakarak insaflı davranacaktır. Adaleti, nizamları ve kurumları başka devletler tarafından örnek alınacaktır. Sahip olduğu fikrî liderlik ile insanların kurtuluşuna vesile olacaktır. İşte o zaman bayramlarınızda “Allahu Ekber, Allahu Ekber, Allahu Ekber, La İlahe İllallah Allahu Ekber, Allahu Ekber ve Lillahi’l Hamd” tekbirleriniz dünyayı kuşatacak ve insanlığa sağladığınız kalkınma ile hissedilir bir netice verecektir.

İşte o vakit geldiği zaman tekrar bayramlarınız bayram olacak. O zaman sizler de Sahabe efendilerimiz gibi bayramları el ele hep beraber kutlayacaksınız, biiznillah…

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız