loader

"Başkan’ın Köpekleri"*

(*)1997 yapımı bir film. Türkiye’de “Başkan’ın Adamları” ismiyle sunuldu. Tam adı: “Wag the Dog”.

Filmin açıklamasında bunun bir deyim olduğu söyleniyor: “Bir şeyi daha az ve daha çok önemli hâle getirebilmek için dikkati başka bir yöne çekme.”

Amerika’da başkanlık seçimlerine sayılı günler kala, mevcut başkan, bir kadına tacizde bulunduğu iddiası ile suçlanır. “Başkanın adamları” devreye girer ve bir film yapımcısından yardım istenir. Bakışları farklı bir yöne çekmek için sanal bir savaş senaryosu oluşturulur.

Medya üzerinden algı operasyonlarına güzel bir örnek.

Suni gündemler oluşturup halkın dikkatini başka yöne çekerek mevcut düzenin biraz daha sürmesi için yapılan bu işlemler hemen her zaman sonuç vermektedir maalesef.

Ülkemizde de durum çok da farklı değil.

Ekonomik krizler, halkın hukuk karşısında yaşadığı mağduriyetler, aile faciaları, eğitimdeki skandallar, uluslararası platformlarda yaşanan hezimetler sanki hiç olmamış gibi gösterilip tozpembe hayaller ile insanlar kandırılmaya devam ediyor.

Yeter ki iktidarları devam etsin.

Siyaseti halk için değil de menfaatleri için yapanlar ve yakın çevreleri her türlü iktidar nimetlerinden faydalanırken, garibanların, mazlumların çığlıkları bastırılmaya çalışılıyor.

Birileri YİK üyeliğinden istifa etmiş. Ne büyük bir haber!

AK Parti kurucu üyesinin biri, partiyi eleştirdiği için disiplin kuruluna sevk edilmiş! Aman da aman!

Menfaatleri çakışınca veya daha büyük bir menfaat gördüklerinde birbirini satanlar, nasıl olur da bir süre sonra kanaat ehli olabiliyor?

Dünün başbakanı, dünün ekonomi bakanı, bugün iktidarı eleştiriyor!

Bakıyorsunuz, hemen tüm sülalesi iktidardan besleniyor oysa bu isimlerin.

Oğulları, enişteleri, kayınbiraderleri…

Hemen hepsi bir yerlerin bilmem neleri. Bu isimlerin şirketleri devletten ihale alan isimler, oğulları bilmem nerenin rektörü, müdürü.

Ve daha vahim olanı ise; bu durumların herkes tarafından biliniyor olması.

İnsanlar o kadar alıştırılmış ki bu duruma, tüm bu yapılan rezillikleri normal karşılıyorlar.

Yönetici yalan söylüyor, adı; “İlm-i Siyaset” oluyor.

Yöneticiler; “Bizim yerimiz Batı’dır” diyor, başkanın adamları; “bakmayın öyle dediğine, başkan da İslâm istiyor!” diyor

Türk Lirası yabancı para birimleri karşısında hızla eriyor; “dolarla mı maaş alıyorsun?” oluyor.

Kâfirlerin planları için yurtdışına askerler gönderiliyor; Libya, Suriye fethedilmiş gibi gösteriliyor.

Kartondan kaplanları “kahraman” olarak gösteriyorlar.

İşte tüm bunları yapanlar “Başkan’ın Adamları”…

Firavun da bu taktikle ayakta kalıyordu.

Yanındaki sihirbazlar eliyle halkı köle olmaya ikna ediyordu.

Yapılan her türlü çirkeflikleri görmeyenler, “başörtüsü ve imam hatip” meseleleri çözüldü diye gayrı İslâmi düzenleri desteklemeyi salık veriyorlar.

“Ehven-i şer” adı altında geliştirdikleri bir argüman ile tüm yaptıkları günahları örtebileceklerini sanıyorlar.

Ce-Ha-Pe ile korkutup iktidara sıkı sıkı tutunmayı öğütlüyorlar.

Allah’tan hiç korkmadan yapılıyor tüm bunlar.

“Âlimin ölümü âlemin ölümü gibidir” sözü ne kadar da doğruymuş meğer.

Hakkı söyleyen âlimlerin sayısı az olunca, halk da bu sahtekârların eline kalıyor maalesef.

Rasul Aleyhi’s Selam’ın buyurduğu gibi burada iş gariplere düşmektedir: “İslâm garip olarak başladı yine garip olarak dönecektir. Ne mutlu o gariplere.”

Garipleri ise; “Dinleri için ailesinden, kabilesinden, dünyadan uzaklaşanlar” olarak tanımlamaktadır.

O kadar okul okuyup sarayın soytarısı olanlara inat bizler hakkı söylemekten vazgeçmeyeceğiz!

Demokrasi bir küfür nizamıdır!

Kâfirlerle dostluk kuranlar İslâm’ın ve bizim buğz ettiğimiz kişilerdir!

Allah’ın vaadi Rasulü’nün müjdesi olan 2. Râşidî Hilâfet için çalışıp sistemle hiçbir pazarlığa girmeyeceğiz!

Timsah gözyaşlarına aldanmayacak, din yalnız Allah’a hasredilene kadar durmayacağız!

Bırakın, soytarılar günlerini gün etsin!

Bırakın, dünya onların olsun!

Ne buyuruyor Rabbimiz:

وَلَا تُعْجِبْكَ اَمْوَالُهُمْ وَاَوْلَادُهُمْۜ اِنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ اَنْ يُعَذِّبَهُمْ بِهَا فِي الدُّنْيَا وَتَزْهَقَ اَنْفُسُهُمْ وَهُمْ كَافِرُونَ

“Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Şüphesiz ki Allah, onları o malla ve evlatlarla cezalandırmayı ve kâfir olarak canlarının çıkmasını murat eder.” [Tevbe 85]

Ey yöneticiler! Dilinizden düşürmediğiniz Kur’an ve Sünnet’te size karşı çok büyük tehditler var. Gelin, hâlâ nefes alabiliyor iken tövbe edin! Kâfirleri karışı karışına takip etmeyi bırakın! İzzet ve şeref sadece İslâm’dadır. Kâfirlerin yanında izzet ve şeref aramayın!

2. Râşidî Hilâfet’i ilan edin! Bu sayede İslâm’ın ve Müslümanların izzet ve şerefinin koruyucusu olun ve Rabbimizin sonsuz nimetlerine kavuşun!

Ey Müslümanlar! Sizler de yöneticilerinizden İslâm ile hükmetmelerini talep edin. Sizleri oyalamalarına aldatmalarına fırsat vermeyin.

“İmam kalkandır. Onun arkasında savaşılır, O’nun arkasında korunulur.”

Kalkanımızı yeniden ikame edelim. Tek kurtuluş yolumuz budur.

Yoksa kandırılmaya, dünya ve ahiret pişmanlığına duçar oluruz.

Hizb-ut Tahrir’in çağrısına kulak veriniz.

Sizlerin hayrını düşünen ve asla yalan söylemeyen bu insanlara sahip çıkın ve azı dişlerinizle bu davaya sarılın. Ecel bizi bulmadan önce Rabbimize sunacağımız bir burhanımız olsun.

Ya Rab! Günahlarımızı affeyle!

Ya Rab! Ümmetimizi birleştir!

Ya Rab! Kâfir kavme karşı bizlere yardım et!

Muhakkak ki Sen işiten ve bilensin!

___

#DemokrasiYalanÇözümİslam

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız