loader

AK Parti’nin Seçim Hamleleri

 

Erken seçim için tarih veren muhalefet parti liderlerini mi ararsınız, anket şirketlerinde AKP-MHP oylarını %44-45 bandında gösterenleri mi ararsınız, olası bir iktidar değişikliğinden sonrasını “toz-pembe” gösterenleri mi ararsınız?..

Sanki herhangi bir şey değişecekmiş gibi!

Deneme yanılmaların da bir sonu olmalı değil mi?

Yaklaşık yüz yıldır Türkiye’de hemen her siyasi oluşum iktidara geldi. Ne değişti ki, şimdi seçim olsa ve başka bir siyasi parti iktidar olsa ne değişecek?

Bizim gibi ülkelerde siyaset, küresel gücün etrafında şekillenmekten öteye geçememektedir.

Hangi partinin iktidar olmasından çok, hangi sömürü devletinin dünya liderliğinde olmasına bakılmalıdır kanaatimce.

Laikliği farklı yorumlayan Amerika şuan dünya liderliğinde olduğu için, Türkiye’deki iktidarlar da onun etrafında şekillenmek zorundadır.

Çünkü küresel bir siyasetleri yoktur.

Türkiye, bu küresel güçlerin sözcülüğünü yapmaktan öteye geçememektedir.

Örneğin, Erdoğan’ın Mısır’da yaptığı laiklik konuşması gibi.

Yani Türkiye’nin gerek Afrika ülkeleri, gerek Orta Doğu, gerekse de Orta Asya ülkeleri olsun yaptığı ziyaretler ve kurduğu ilişkiler demokrasinin oralara taşınmasından ibarettir.

Demokrasi/laiklik ise Türkiye’nin bulup dünyaya yaymaya çalıştığı bir ideoloji değildir.

Taşeronluktan öte değildir yapılanlar.

Dolayısıyla ülke içerisinde kimin iktidar olup-olmadığı, fikir yoksunu kimseler ve iktidardan nemalananlar için önemlidir.

Olaylara İslâm akidesi zaviyesinden bakanlar için ise “kukla”dan çok “kuklacı” önemlidir.

Yapılması gereken, bu ümmete zorla dayatılan mevcut gayr-ı İslâmi nizamların bir an önce atılması ve yerine iman ettiğimiz İslâm nizamının hâkim kılınmasıdır.

Bundan başkası “lafügüzaf”tır

Seçimler meselesi ile ilgili olarak, ferasetine güvendiğimiz siyasi analistler şöyle demektedir: “Erdoğan, İYİ Parti veya HDP meselesini çözmeden seçimlere gitmeyecektir. Mevcut durumda bir erken seçim kararı almak AK Parti ve Erdoğan için bir intihar olur. Erken seçim kararı almaz ise de bu durumu sürdüremez. Dolayısıyla mecburen ya İYİ Parti’yi ya da HDP’yi saf dışı tutacak bir formül arama gayretindedir. MHP üzerinden İYİ Parti hamlesi, görünen o ki (şimdilik) sonuçsuz kaldı. O zaman tüm hamlelerini HDP üzerinden yapmaya çalışıyor. HDP ile PKK’nın arasını ayırabilir ve HDP kapatılıp Amerika yanlısı bir Kürt partisi kurdurtulabilirse, Kürt seçmenin blok oyları parçalanabilecek ve bu sayede seçimlerde ‘Cumhur İttifakı’ yeniden kazanabilecektir. Bunun için son zamanlarda özellikle geniş katılımlı operasyonlar yapıp ülke içerisinde PKK terör örgütüne göz açtırılmamakta, birkaç gün önce yeşil ışık yakılan ‘Sincar’ operasyonu ile de, PKK yönetiminin İngiliz yanlılarından alınıp Amerikancı kişilere verilmesi planlanmaktadır.”

Bu operasyon için Amerika’dan izin alındığı ve bu sayede Biden ve Erdoğan’ın çok daha sıkı birliktelik kuracağı anlaşılmaktadır.

Hoş, Türkiye her Amerikan başkanı ile sıkı ilişkiler kurmuştur zaten. İster kendisini aşağılayan başkanlar olsun, isterse de iç siyaset gereği “esip gürlemesine” izin veren başkanlar olsun, fark etmemektedir ki!

Gerek pandemi ve sürecinin verdiği rahatsızlık, gerekse de ekonomik durum Erdoğan için sonun başlangıcı hâline gelmiştir.

Faiz artırımı ve yapılan birtakım düzenlemeler ile şimdilik ekonominin kötü gidişatını yavaşlatmışa benziyor. Ama kendisi de çok iyi bilmektedir ki, bu çok fazla sürmeyecek ve kriz, çok daha can yakıcı hâle gelecektir.

“Ey Cehape!” söylemi de “kabak tadı” verdiğine, muhafazakâr oyları kendisine çekecek “Ayasofya” kartını da (emir gereği!) erken kullandığına göre, Erdoğan’ın yapacağı pek bir hamlesi kalmadı gibi görünmektedir.

Dolayısıyla İYİ Parti veya HDP meselesini çözemez ise seçim kararı almamakta direnecek ve süreci 2023’e ertelemeye çalışacaktır.

AK Parti eğer bunda başarısız olursa da -ki olacak gibi görünüyor- diğer tüm partiler gibi tarihin çöplüğüne atılacak; ümmeti, İslâmi söylemler ile kandırarak iktidar olup İslâm adına hiçbir şey yapmadan bir kenarda unutulacak ve sonra da Allah’a verecekleri hesapları ile baş başa kalacaklardır.

“Keşke tövbe etseler!”

Amerika açısından değişen bir şey olmayacaktır; ha Erdoğan, ha diğeri! Nihayetinde her gelen Amerika’nın uluslararası siyasetine hizmet etmek zorunda.

İngilizler rahat durmayacak tabii… Amerika’nın planlarını sekteye uğratıp sömürülerden daha fazla pay almaya çalışacaktır.

İki küresel vahşi sömürge devleti arasında kalan Türkiye ise, devlet bankalarının kredi ertelemesine sevinecek, KOBİ destek paketlerinde aylık 500 TL kira yardımı için vergi dairelerinde kuyruk oluşturmaya deva edeceklerdir.

Bu ümmet, hangi ara bu kadar aşağılanmaya razı olur oldu?

Rezil bir şekilde yaşamak, hangi ara izzetli bir şekilde ölmeye tercih edilir oldu?

On iki asır tatbik edilmiş, dünyaya hak ve adalet ile hükmetmiş, açlığın, sefaletin olmadığı İslâm gibi bir mucize elimizde iken, kâfirlerin icat ettiği demokrasi gibi, laiklik gibi küfür fikirlerinin peşinden gitmek ne kadar akıllıca?

Bunun araştırmasını da elbet bir gün birileri yapacaktır.

Bizlere düşen; bu ümmeti bir an evvel İslâm akidesine sıkı sıkıya bağlanmaya davet etmek ve kâfirlerin bu aşağılamalarına karşı koyacak Hilâfet Devleti’ni kurmak için çalışmaktır!

Rabbim, davet erlerinin ayaklarını sabit kılsın, onlara nusretini göndersin, ümmetimizin kalbine de sükûnet indirsin.

___

#DemokrasiYalanÇözümİslam

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız