loader

AK Parti’nin İktidarda Kalması İçin CHP Daha Neler Yapmalı?

 

Osmanlı Hilâfet Devleti özellikle İngiltere’nin yoğun çabaları sonrasında hayat sahnesinden geçici olarak uzaklaştırıldığında kâfirler, planlamaları gereği bazı bölgelerde ayrı bir siyaset yürüttüler.

Özellikle Hilâfet’in merkezi olan ve tüm gözlerin kendisinde olduğu Türkiye için.

Gayr-ı İslâmi olan Cumhuriyet’in ilanı ve 3 Mart 1924’te Hilâfet’in ilgasından sonra uzun yıllar şiddet ve baskı altında tutulan Müslümanlar, 20. yy.ın ikinci yarısından sonra toparlanıp ayağa kalkmış ve İslâmi siyasi örgütlenmelerini tamamlayıp yeniden İslâmi hayatı başlatmak için 2. Râşidî Hilâfet’i kurma noktasında mevcut nizam ile fikrî ve siyasi mücadeleye başlamışlardır.

İlk kıblemiz olan Filistin topraklarında Hizb-ut Tahrir’in başlattığı bu siyasi mücadele, 1960’lı yıllarda Türkiye’ye ulaştı ve Hilâfet’in başkenti bu çağrıya olumlu cevap verdi.

Hizb-ut Tahrir’in yaptığı siyasi çalışmalar çok kısa bir sürede meyvesini verdi ve Türkiye Müslümanları hızla gayr-i İslâmi nizamları İslâm ile değiştirmek için mücadele etmeye başladılar.

Tabii bu, sistemin dikkatinden kaçmadı. Özellikle Hizb’in gençlerine yönelik koğuşturmalar, cezalandırmalar, hapisler peşi sıra geldi ve bunlar hâlen devam etmektedir.

Demokrasinin koca bir yalan olduğunu fark eden Müslümanlara yönelik bu düşman ceza hukuku, hiçbir sonuç vermedi ve Müslümanların 2. Râşidî Hilâfet fikrine daha çok sarılmalarını sağladı.

“1960’lı yıllar, sistem tarafından adeta bir dönüm noktası olarak görüldü” dersek, abartmış olmayız.

Gerek 1961 yılında Kennedy-Kruşçev görüşmesi sonrası dünyanın iki kutba bölünmesi ve bu sayede Komünizmin çöküşünün çok önceden ilanı olsun gerekse de yeni dünya liderliğini eline geçiren Amerika’nın dünya siyasetini kendi ekseninde oluşturması olsun, eski İngiliz siyasetinin sonunun geldiğini ve yeni laiklik anlayışının hâkim olacağının beyanıydı aslında.

Bu siyaset gereği Türkiye’de de artık yeni döneme geçilebilirdi.

Ve acilen geçilmeliydi.

Çünkü Hizb-ut Tahrir tarafından yeniden gündeme getirilen Hilâfet fikri, Müslümanlar nazarında çok ciddi rağbet görmüş ve sistemin değişmesi noktasında kamuoyu oluşmasını sağlamıştı.

İşte bu noktada İngilizlerin yönlendirmeleri ile kurulan ve kendisine “Rejimin bekası” görevi verilen CHP’ye de yeni misyonu verilmiş oldu.

Bu misyon gereği; yaklaşık 40 yıl demir yumruk altında bırakılan Müslümanların, sistem değişikliği istememeleri ve demokrasiye eklemlenmeleri için muhafazakar partilerin meydana çıkması gerekiyordu.

Bir yanda Amerika’da eğitim alıp ülkeye dönünce milliyetçi-muhafazakâr parti kuranlar, Avrupa’da makine mühendisi olup kariyeri parlak olan ama her ne hikmetse(!) birden bu kariyerini bırakıp Türkiye’ye gelip “İslâmi-Muhafazakâr” parti kuranlar hiç eksik olmadı.

Müslümanların bakışını Hilâfet fikrinden çevirmek için ellerinden geleni yaptılar.

“Seçimler” denen aldatmaca sayesinde, söylem olarak İslâmi argümanları kullananların iktidara geleceğini bilen Amerika ve Batı, çok geçmeden bu partilerin de CHP’den bir farkı olmadığının anlaşılmaması için sanki zımnen CHP’ye çok önemli bir görev verdiler: “İslâm düşmanlığı!” Zaten CHP de zihniyeti gereği bu göreve dünden razı olmuş ve bu uğurda canhıraş çalışmıştır.

Böylece CHP durmadan İslâmi değerlere saldıracak, bu sayede Müslümanları kandırmak için kurulan partiler iktidarda kalacak ve ülkenin servetleri kâfirlere peşkeş çekilmeye devam edilecek.

Başörtüsünü yakan CHP’liler mi ararsınız, Hacca gidenlere kızan CHP’li yöneticiler mi ararsınız, seçildikleri belediyelerde ısrarla heykel dikmekten başka bir şey yapmayan belediye başkanları mı ararsınız, Suriyelilere Nutuk dağıtmaktan bahseden CHP’li yöneticiler mi ararsınız, Rasul Aleyhi’s Selam’a hakaret eden bir paçavra derginin yöneticilerini programına davet edip adeta “Az bile söylediniz, daha fazlasını yapın!” diyen CHP’li belediyeleri mi ararsınız…

CHP’nin nasılsa iktidar olma gibi bir derdi yok ayrıca buna ihtimalde yok.

Peki, CHP bunları neden yapıyor?

Verilen görev gereği bunları yapıyor.

Bu sayede Müslümanları kandırmak için kurulan partiler, yaptıkları her türlü çirkefliği örtbas edebilecekler!

Ülkenin servetleri alenen “özelleştirme” adı altında yabancılara mı satılacak? “Ey Ce-Ha-Pe!” de yeterli…

İslâm’ın güncellenmesi mi gerekli? yaptır Ce-Ha-Pe’ye bir İslâm düşmanlığı olsun bitsin…

Allah’ın haram kıldığı faizi artırmak mı gerekli? Kâfirlerden birisini davet ettir Ce-Ha-Pe’ye, herkes oraya baksın…

İslâmi aile yapısını çökertmek için çıkartılan “İstanbul Sözleşmesi”ni unutturmak mı gerekiyor? Ce-Ha-Pe hazır ve nazır…

20 yıldır iktidarda olmalarına rağmen İslâm adına hiçbir şey yapmadıklarının üstünü örtmek mi gerekli? Ce-Ha-Pe ne güne duruyor?! Boşuna mı veriliyor devletin kasasından Ce-Ha-Pe’ye 111.369 milyon TL?!

Ce-Ha-Pe bundan fazla ne yapabilir derseniz?

Şimdilik bunlar yeterli. Müslümanları kandıracak yeni bir “kartondan kaplan” çıkınca, işte o zaman Ce-Ha-Pe kendisini aşıp yeni yeni İslâm düşmanlığı emarelerine yelken açabilir.

Ey Müslümanlar! Bu oyuna daha ne kadar müsaade edeceksiniz?

İki-kötü arasında sıkışmak zorunda kalmak sizi yormadı mı?

İzzet ve şerefli tarihiniz hiç mi aklınıza gelmiyor?

Televizyon dizilerinde özendiğiniz Abdülhamid gibi halifelerimizi yeniden, neden başımıza getirmiyoruz?

Yalan söyleyen kişiden, bırakın yönetici olmayı, dost bile olamazken, bu rezillerin rezaletlerine daha ne kadar müsaade edeceksiniz?

Allah’ın bizi toptan helak etmesini mi bekliyorsunuz?

Hizb-ut Tahrir sizi hem bu dünya hem Ahiret saadetine davet ediyor. Bu çağrıya bir an evvel icabet etmenin vakti gelmedi mi?

Evlatlarımız küfrün tuzaklarına düşüp teker teker yok olurken, seyirci kalmak bir Müslümana yakışır mı?

Demokrasi denen illet nedeniyle İslâm’a ve Müslümanlara her gün hakaretler edilirken, seyretmeye devam mı edeceksiniz?

Kâfirlerin İslâm topraklarındaki planlarını uygulamaktan başka bir şey yapmayan bu yöneticilere gereken dersi vermeyecek misiniz?

Yöneticilerin kapısına dayanıp “Ya Allah’ın indirdikleri ile hükmedin veya çekilin!” demek için daha ne olması gerekiyor?

Bizler Müslümanız.

Allah’a ve Ahiret gününe iman ettik. İslâm aynı zamanda bir hukuk sistemidir.

Allah Azze ve Celle, “kendisiyle yönetsinler” diye bu Kitabı ve Rasul’ü gönderdi.

Vakit Hilâfet vaktidir!

Müslümanları koruyacak, kâfirlere had bildirecek raşid halifeler vaktidir!

[لِمِثْلِ هٰذَا فَلْيَعْمَلِ الْعَامِلُونَ] “Çalışanlar bunun için çalışsın!” [Sâffât 61]

___

#DemokrasiYalanÇözümİslam

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız