loader

2021’de Yalnız Kalmamak İçin…

 

“Geçtiğimiz yıla bir isim koyalım” deseler birçok insanın aklına “felaket yılı”, “kıyamet” ya da “hastalık yılı” gibi olumsuz isimlendirmeler gelir. Haksız da sayılmazlar zira 2020 onlarca yıl yaşanması muhtemel olan afet, bela ve musibetleri bir tek yıla sığdırdı. Fakat benim aklıma 2020 için “yalnızlık yılı” benzetmesi geldi. Zira Müslümanlardan kanaat önderi, âlim, yazar vs. birçok kişi, en güvendiği kişiler ve kurumlar tarafından yalnızlığa mahkûm edildi. Hem de doğru söylediği için dokuz köyden kovularak… Ne hazindir ki, Müslümanları yalnız bırakanlar onların doğrudan veya dolaylı destekleri sayesinde iktidar oldular. “Beraber yürüdükleri”, “beraber ıslandıkları” yollarda şimdi sadece kendileri yürüyor. Kuruculardan onlarcasını partiden ihraç etmeleri yetmedi, şimdi de bir şekliyle kendilerine güvenen, ümit besleyen, en azından söz söyletmeyen kişilere reva görülen bu yalnızlık açıkça göstermiştir ki; [حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الوَكِيلُ] “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!”

Ne zaman sosyal medya mecralarını açsam her seferinde farklı bir kişi için “… yalnız değildir” tag’leri açılıyor ve destek mesajları atılıyor. İktidar hangi anlaşmayı imzalarsa imzalasın, hangi devletle ittifak ederse etsin, kimi ve ne şekilde infaz ediyorsa etsin herkesten biat istiyor; kimsenin eleştirisine tahammül edemiyor. Tahammül gösterilemeyen, yalnızlığa terkedilen bu insanların hiçbirisi Kemalist, komünist veya “başka mahalle”nin adamları değil, bu ülkenin yetiştirdiği güzide insanlar, bizden birileri; Müslümanlar…

Tarihe not düşmek için bazılarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Ahmet Şimşirgil… Türkiye’nin en aklı başında tarihçilerinden, akademisyenlerinden olmasına rağmen reddedildi! Neden? Çünkü hükümetin sebebini, sonucunu sorgulamadan imzaladığı İstanbul Sözleşmesi’nin toplumu ahlaksızlığa, zulme uğrattığını, aile mefhumunu yok ettiğini söylediği için. Peki, böylesi kritik bir toplumsal mesele hakkında tarihçi ve akademisyen konuşmayacak da kim konuşacak? Ahmet Şimşirgil toplumu kaosa sürükleyecek bir anlaşma konusunda sadece uyardığı için yalnızlığa mahkûm edildi. AK Parti Tokat milletvekili ve KADEM gönüllüsü Av. Özlem Zengin tarafından Tokat Kitap Fuarı’nda okuyucularıyla buluşması engellendi. Hakkında şikâyet dilekçesi yazmak için 7 avukat birden görevlendirildi.

Nurettin Yıldız… Türkiye’de toplumun ıslahı için çalışan seçkin âlimlerden olmasına rağmen reddedildi! Neden? Çünkü en çok da kendisinin fikir sahibi olabileceği bir konu ile ilgili açıklama yapmasından dolayı. Onun söylemleri Kemalist taifeyi rahatsız etti. Hâlbuki ne siyasi, ne politik ne de eleştirel hiçbir şey söylemedi; sadece İslâm fıkhındaki bir mesele hakkında hükmü beyan etti. Fakat öyle bir noktaya geldik ki, Allah’ın hükümlerinin Kemalistleri rahatsız etmemesi gerekiyor, rahatsız eden şer’î bir hüküm beyan edildiğinde hemencecik yaptırım uygulanabilir.

İhsan Şenocak… Düşüncelerini ifade ettiği konuşma ve yazılarıyla neslimizin gençlerine ufuklar açmak isteyen, ıslah ve davet çalışmalarıyla bilinen, İslâmi camianın hocalarından biri olmasına rağmen gözünün yaşına bakılmadan reddedildi. Diyanet İşleri Başkanlığı’nca görevine son verildi. Neden, biliyor musunuz? Genç kızların iffetlerini korumaları gerektiğini ve anne-babaların evlatları üzerindeki İslâmi yükümlülükleri hatırlattığı için. O, dar pantolon ve makyaj gibi Allah’ın haram kıldığı amellerin aleni bir şekilde işleniyor olmasına dertlendiği için en çok güvendiği kişiler ve kurumlarca yalnızlığa terkedildi. Hâlbuki 15 Temmuz darbe girişiminde en ön safta, hükümeti ve Cumhurbaşkanını ateşli bir şekilde müdafaa ediyordu.

Ebubekir Sofuoğlu da benzer bir gerekçe ile hakkında hukuki işlem başlatılan kişilerden… Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi olan fakat Kemalizm’e meyletmeyen Müslüman bir kişilik olması başına dert açtı. O daha önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylemlerini hatırlatarak üniversite yurtlarının, öğrenci evlerinin, kampüslerin ahlaksızlık yuvalarına döndüğünü sadece teyit etti. Bunu söyleyenin kendisi olmadığını üstüne basa basa belirtmesine rağmen topa tutuldu, Kemalistlerin yaygaralarına kurban edildi. Çok ilginç; AKP iktidarı ile aslında Kemalistler, CHP iktidarından daha fazla güç ve hegemonya kurmuş, bunu geç de olsa anlıyoruz.

Ebubekir Sifil, yıllarca İslâmi kültürün doğru anlaşılması için mücadele etmiş, bu ülkenin ilahiyat fakültelerinde yetişmiş, öğrenci yetiştirmiş olmasına rağmen bugünün karar vericileri tarafından linçe maruz kalmış. Hem de yıllarca desteklediği hükümet tarafından sırf Kemalistlere dil uzattığı için… İslâm’a ve Müslümanlara dil uzatan, kin besleyen kişilerin cenaze namazının kılınamayacağını söylemesi -ki bu şer’î hükümdür- yalnızlığa mahkûm edilmiştir.

Abdurrahman Dilipak, Sema Maraşlı ve Yusuf Kaplan…

Belki de en çok kendilerinin fikir beyan etme hakkı olduğu bir konuda söz söyledikleri için haklarında soruşturmalar başlatıldı veya iftiralar atılmak suretiyle yıpratıldı. Batı’nın Hilâfet’i yıktıktan sonra soktuğu en büyük fitnelerden biri olan İstanbul Sözleşmesi’nin mağdurları oldular. Özellikle Abdurrahman Dilipak, kuruluşundan bu yana hem AKP ile hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile gönül bağı bulunan bir kişi olmasına rağmen sırf Batı’dan ithal, Kemalistlerin kırmızıçizgisi olan İstanbul Sözleşmesi ile ilgili kaleme aldığı yazılar dolayısıyla yalnızlığa mahkûm edildi. Hakkında AK Parti Kadın Kolları tarafından dava açıldı. Sema Maraşlı, aile kavramının yok edileceği, kadın–erkek ilişkilerinin -Batı’nın istediği gibi- tersyüz edilme tehlikesi yaşayacağı uyarısında bulunduğu için gönül verdiği kişi ve kurumlarca itibarsızlaştırılarak yalnızlığa mahkûm edildi. 

Hülasa birçok Müslüman 2020’de Kemalistlerin işaret fişeği atmasıyla birlikte ya görevden alındı ya hakkında soruşturma başlatıldı ya da hükümet tarafından suçlu ilan edildi. Fakat ne hazindir ki bu kişilerin hiçbirisi AK Parti hükümeti ile herhangi bir sorunu olmayan doğrudan ya da dolaylı destekleyen kişilerdi. Fakat gün geldi bir takım siyasi menfaatler kardeşliğin, dostluğun üstüne çıkarak ne kadar insani mefhum varsa sildi, süpürdü.

İşte bu ve benzer sebeplerden ötürü zihnimize pelesenk etmemiz gereken bazı hususlar var:

•Sadece Allah’a güven! Zira O, güvenleri boşa çıkarmaz.

•Elinde fırsat varken bunu Allah rızası için kullan! Belki bir daha o fırsatları bulamazsın.

•Yaptığının karşılığını Allah’tan bekle! Çünkü başkası sana hak ettiğini vermeyebilir.

•Dostluk da kardeşlik de ancak İslâm akidesi etrafında kurulmalıdır! Gayrısı kullanır atar.

•Demokrasi ve laiklik şeytan işi birer pisliktir, yol yakınken uzaklaş ve aynı delikten defalarca sokulma!

İşte 2021’de yalnız kalmamak için bu 5 altın kuralı unutma! Seni her kim yalnızlığa terk ederse etsin, sen Rabbin ile Müslüman kardeşlerinle ve akidenle hemhal ol, onlar için yaşa ve onlar ile yüksel…

[اِلَّا تَنْصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ اللّٰهُ اِذْ اَخْرَجَهُ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا ثَانِيَ اثْنَيْنِ اِذْ هُمَا فِي الْغَارِ اِذْ يَقُولُ لِصَاحِبِه۪ لَا تَحْزَنْ اِنَّ اللّٰهَ مَعَنَاۚ فَاَنْزَلَ اللّٰهُ سَك۪ينَتَهُ عَلَيْهِ وَاَيَّدَهُ بِجُنُودٍ لَمْ تَرَوْهَا وَجَعَلَ كَلِمَةَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا السُّفْلٰىۜ وَكَلِمَةُ اللّٰهِ هِيَ الْعُلْيَاۜ وَاللّٰهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ] “Hani o arkadaşına, üzülme, çünkü Allah bizimle beraber, diyordu. Allah da onun üzerine güven duygusu ve huzur indirmiş, sizin kendilerini görmediğiniz birtakım ordularla onu desteklemiş, böylece inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.” [Tevbe 40]

___

#AileyiNesliToplumuKoru

#DemokrasiYalanÇözümİslam

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız