loader
LÜBNAN YÖNETİMİ, ESED’İN ZULÜMLERİNİ UYGULUYOR!

LÜBNAN YÖNETİMİ, ESED’İN ZULÜMLERİNİ UYGULUYOR!

Köklü Değişim Medya

Lübnan yönetiminin zulümlerine karşı barışçıl gösteriler düzenleyen halka tıpkı Suriye’de olduğu gibi ordu ve istihbarat tarafından Esed rejiminin uyguladığı işkence ve baskılar uygulanıyor. İmtiyaz sahiplerinin yurt dışına kaçırdığı para 300 milyar dolarken, bu miktarın sadece üçte biri ile Lübnan’ın tüm borçları karşılanabilir gerçeği, halkı rejime karşı sokağa dökmüş durumda. Bu zümreyi ve sömürü nizamını koruyan Lübnan yönetimi, halkın sefalete karşı başlattığı gösterileri vahşi Esed rejimi gibi bastırmak için zorbalığa başvuruyor. 

Lübnan’da Yönetim, Halka Karşı Beşar Esed’in Yöntemlerini Uygulamaya Başladı!!!

Lübnan’da 17 Ekim 2019’daki halkın ayaklanmasının başlamasından beri, kokuşmuş yönetici tabakası 30 yıldır süregelen hükümetlerin uyguladığı, ülkenin sırtına 90 milyar dolar’a yakın ağır bir borç yükü bırakan ve bununla beraber elektrik, su ve altyapı gibi tüm temel hizmetlerin en düşük seviyede kaldığı, fasit/bozuk siyasi ve iktisadi politikalara öfkelenerek çıkan halkın hareketini baltalamak üzere bozuk siyasetlerini uygulamayı sürdürüyor.

Geçen bu 30 zor yıl öncelikle siyasilerden, ikinci olarak da imtiyaz sahiplerinden oluşan fasit bir tabakayı ortaya çıkarmıştır. Hatta öyle ki, ülkeyi onlara kazanç sağlayan bir çiftliğe dönüştürmesi bakımından, tüccarlar ve ortakları, banka sahipleri ülkenin esasi noktalarını kontrol edenler siyasetçi oldular. Bunların yurtdışına kaçırdığı servetlerin toplamının 300 milyar doları bulduğu ortalığa saçılmış durumdadır. Halbuki bu rakamın sadece üçte biri ya da daha azı Lübnan’ın tüm borçlarını karşılamaya yeterlidir. Bu nedenle halkın hareketi, hayatın çeşitli yönlerini etkileyen acının, zulmün, fakirliğin ve kokuşmuşluktan kaynaklanan feryatlarının gerçek bir ifadesi oldu.  İran’ın Lübnan’daki partisinin ve cumhurbaşkanı Avn’ın tehditlerine rağmen halk barışçıl gösterilere devam ediyor. Mevcut siyasi tabaka ve onlarla irtibatlı kişiler hakkında halkta bir bilinç hakim durumda. Halen halk hareketi muhlis bir siyasi liderlik etrafında toplanmamış olsa da, yönetici tabakasından gelen göz boyayıcı tüm teklifleri elinin tersi ile itmeye devam ediyor. Mevcut siyasi tabaka “Teknokrat Hükümeti” söylemi ile halkta bir kamuoyu sürdürmeye çalışsa da, bu kabineyi oluşturacak halkın güvenini kazanmış isimler bulmakta  zorlanıyor. Öte yandan da halkı susturmaya yönelik vaktiyle Esed’den öğrenilmiş zulüm yöntemleri de devreye sokulmuş durumda.

(Haldun Cabir'in serbest bırakılmasından sonra sırtının fotoğrafı, üzerinde işkence izleri belirgin olarak görünüyor.)

Beyrut Merkezli Life İNSTUTE adlı İnsan Hakları Kuruluşu, Facebook sayfası aracılığıyla yaptığı paylaşımla Lübnan'daki yönetim karşıtı barışçıl hareketin başından beri, barışçıl göstericilere yönelik aralıksız devam eden keyfi ve kanundışı tutuklama operasyonlarının gerçekleştirildiğini duyurdu.

En son serbest bırakılan işkence mağdurlarından Haldun Cabir isimli bir activist Beyrut/Baabda bölgesi'ndeki Cumhuriyet sarayı yolunda bir gösteride cumhuriyet muhafızı unsurlarının yanında bulunan kimliği belirsiz sivil giyimli bir grup tarafından kaçırılmasından sonra en çirkin işkencelere maruz kaldı. Daha sonra da Savunma Bakanlığın'da askeri istihbarat elemanları tarafından işkence gördü. İşkence izlerinin görüldüğü bir fotoğrafın da paylaşıldığı haberde: Askeri bir eleman sorgu esnasında, Haldun Cabir’e:"Sizi kimin desteklediğini itiraf etmen için bir dakikan var, yoksa seni direğe asarım" diyor. Haldun Cabir ona cevaben: "Bizi destekleyen halktır" diyor. Bunun üzerine yüzünün ve bedeninin çeşitli yerleri tekrar darp ediliyor. "Sandviçlerinizin parasını kim ödüyor!?" diye soruyorlar ve darp artarak devam ediyor. "Başkana (Cumhurbaşkanı) karşı sloganlar atmanı senden kim istedi?" diye soruyorlar ve sonrasında aldığı darbeler sonucu İşitme kaybına uğruyor.

Haberde başka bir cezalandırma türünün de şimdiye kadar üç aktivistin ölümüne neden olan halk gösterilerinde etkili kişilerin üzerine ateş açılması olduğu belirtiliyor. İzleme ve takip faaliyetleriyle de gece kaçırma olaylarının önünün açıldığı ifade ediliyor. Tüm bu olaylarda bu suçları işleyenlerin askeri kuruluşlara ve emniyet güçlerine bağlı olduklarını ortaya koyduğunun ifade edildiği haberde, bu ihlallerin çoğunun, hükümet kuruluşlarına bağlı olmalarına rağmen siyasi ve partisel kimliklerini gizlemeden kurbanların sorgusu sırasında siyasi intikam alma arzusu ve şahsi davranışlardan kaynaklandığı belirtiliyor. Son bilgilere göre, şu anda eylemlere katılan halktan 36 kişi hala kayıp ya da kaçırılmış durumda.

Öte yandan Hizb-ut Tahrir Lübnan Vilayeti, özellikle Sünni nüfusun ağırlıkta olduğu Trablus Şam’da, gösterilerin devam ettiği Nur Meydanı’nda bir kampanya çadırı kurarak, esas aldığı ideolojisi olan İslam’ın mevcut fesadı nasıl gidereceğine ilişkin günlük halka açık toplantılar gerçekleştiriyor. Hizb-ut Tahrir Lübnan Vilayeti aynı zamanda devrimin İslami esaslara dayalı muhlis bir siyasi liderliğe muhtaç olduğunu, aksi halde tüm çabaların boşa gideceğini kalabalıklara hatırlatıyor. Hizb-ut Tahrir Lübnan Vilayeti kampanyasını “Bilinçli Devrim Kampanyası” olarak adlandırıyor.