loader
HİZB-UT TAHRİR’DEN İHANET ANLAŞMASINA TEPKİ!

HİZB-UT TAHRİR’DEN İHANET ANLAŞMASINA TEPKİ!

Hizb-ut Tahrir, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn tarafından Yahudi varlığı ile yapılan anlaşmaya tepki gösterdi.

Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi tarafından yayınlanan bildiride; BAE ve Bahreyn, Washington’da (İsrail) ile ilişkileri normalleştirme anlaşmaları imzalayacağı, bunun da Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in İsra ve Miraç’ı Filistin’e büyük bir ihanet olacağı ifade edildi.

“Böylece öncekilerin: Camp David’de Mısır rejiminin, Oslo’da FKÖ’nün ve Vadi Araba’da Ürdün rejiminin sünnetini izleyecekler!” şeklinde eleştirilen BAE, Bahreyn ve diğer Arap yöneticilerinin, önceleri Yahudi varlığı ile ilişkilerini üstü kapalı bir şekilde perde gerisinden sürdürdükleri belirtildi. Bildiride şu ifadelere yer verildi:

“Bu imzalardan önce ve sonra Müslüman ülkelerdeki yöneticiler, Yahudi devleti ile ancak perde gerisinden iş tutuyorlardı. Birazcık hicap duyuyor hatta ürkeklik gösteriyorlardı, o yüzden perde arkasından normalleşiyorlardı. Bu azıcık utangaçlık gidince, normalleşme duyurusu (onur) haline geldi. Küçüklük hissine kapılmadan ya da birazcık olsun utanmadan veya arlanmadan normalleşmeyi duyurdular! Kabul etsinler ya da etmesinler, dinine ve ümmetine ihanet eden herhangi bir mücrimin kaderi gibi bu küçüklük kendilerine mutlaka dokunacaktır.”

Bu, Yahudi varlığı “İsrail” ile atılan “normalleşme” adımlarının büyük bir cürüm olduğu ifade edilen bildiride, bu cürüm anlaşmasına imza atmayan Umman, Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin de BAE ve Bahreyn’den hiç de aşağı kalmadığı şu cümlelerle ifade edildi:

"Dahası da var, henüz açıkça anlaşmaları imzalamamış olanlar, imzalayanlardan bir basamak aşağıda değiller. Örneğin Umman, Yahudi devletini ağırlıyor ve misafir oluyor. Katar, Yahudiler ile Gazze arasında 'dürüst' bir arabuluculuk yapıyor! Haremeyn ülkesindeki Suudi hanedanı, Müslümanların mabedi Kudüs’ün işgalcisi Yahudi devletin uçaklarına hava sahasını açıyor! Türk rejimi de Filistin işgalcisi Yahudi devletini hâlâ tanımaya devam ediyor! Gerçekten bunun olması en büyüklerden (belalardan) biridir. Sanki kardeşler arasında normal bir şeymiş gibi kabul ediliyor. Sınırların çizilmesi konusundaki vizyon farklılığını geçmiyor!"

Hizb-ut Tahrir’in sert bir dil kullandığı bildiride Müslümanlara da çağrıda bulunularak bu “metamorfoz” Yahudi varlığından kurtulmak için orduların harekete geçirilmesi gerektiğinin altı çiziliyor.

İşte Hizb-ut Tahrir Merkezi Medya Ofisi tarafından yayınlanan bildirinin tam metni:

Bugün BAE ve Bahreyn, Allah’tan, Rasulü’nden, Müminlerden Korkmadan Yahudi Varlığı İle Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in İsra ve Miraç’ı Filistin’e Büyük Bir İhanet Anlaşması İmzaladı

France 24, 14 Eylül 2020’de bildirdiğine göre “Orta Doğu, Salı günü yeni bir döneme giriyor. BAE ve Bahreyn, Washington’da (İsrail) ile ilişkileri normalleştirme anlaşmaları imzalayacak... Beyaz Saray’da düzenlenecek imza töreni ABD Başkanı Donald Trump’ın gözetiminde gerçekleşecek... İki Körfez ülkesinin Dışişleri Bakanları, Arap delegasyonuna liderlik edecek...”Yani, BAE ve Bahreyn Salı günü başkent Washington’da Allah’tan, Rasulü’nden, müminlerden korkmadan Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in İsra ve Miraç’ına büyük bir ihanet anlaşması imzalayacak! Böylece öncekilerin: Camp David’de Mısır rejiminin, Oslo’da FKÖ’nün ve Vadi Araba’da Ürdün rejiminin sünnetini izleyecekler! Bu imzalardan önce ve sonra Müslüman ülkelerdeki yöneticiler, Yahudi devleti ile ancak perde gerisinden iş tutuyorlardı. Birazcık hicap duyuyor hatta ürkeklik gösteriyorlardı, o yüzden perde arkasından normalleşiyorlardı. Bu azıcık utangaçlık gidince, normalleşme duyurusu (onur) haline geldi. Küçüklük hissine kapılmadan ya da birazcık olsun utanmadan veya arlanmadan normalleşmeyi duyurdular! Kabul etsinler ya da etmesinler, dinine ve ümmetine ihanet eden herhangi bir mücrimin kaderi gibi bu küçüklük kendilerine mutlaka dokunacaktır.

سَيُصِيبُ الَّذِينَ أَجْرَمُواْ صَغَارٌ عِندَ اللّهِ وَعَذَابٌ شَدِيدٌ بِمَا كَانُواْ يَمْكُرُونَ “Suç işleyenlere, yapmakta oldukları hilelere karşılık Allah tarafından aşağılık ve çetin bir azap erişecektir.”[Enam 124]

Gerçekten bunun olması en büyüklerden (belalardan) biridir. Ümmetin ve ordularının gözleri ve kulakları önünde normalleşme hızla yürüyor! Müslüman orduları harekete geçmeden dünya onlara ters dönüyor ve onları yok ediyor! Dahası da var, henüz açıkça anlaşmaları imzalamamış olanlar, imzalayanlardan bir basamak aşağıda değiller. Örneğin Umman, Yahudi devletini ağırlıyor ve misafir oluyor. Katar, Yahudiler ile Gazze arasında “dürüst” bir arabuluculuk yapıyor! Haremeyn ülkesindeki Suudi hanedanı, Müslümanların mabedi Kudüs’ün işgalcisi Yahudi devletin uçaklarına hava sahasını açıyor! Türk rejimi de Filistin işgalcisi Yahudi devletini hala tanımaya devam ediyor! Gerçekten bunun olması en büyüklerden (belalardan) biridir. Sanki kardeşler arasında normal bir şeymiş gibi kabul ediliyor. Sınırların çizilmesi konusundaki vizyon farklılığını geçmiyor!

Ey Müslümanlar! Sömürgeci kâfirlere Âlemlerin Rabbinin itaatinin üstünde itaat eden Ruveybida yöneticilerin belasına duçar kalmış olsalar bile, mübarek toprak Filistin, Kudüs toprakları, İsra ve Miraç toprakları, Müslümanların yüreklerindedir. Filistin ve Kudüs’ü, Müslümanların Filistin’idir. Filistin, bu hain yöneticilerin değildir, onların Kudüs’ü de değildir. Filistin gaspçısı Yahudi devleti ile ilişkilerini normalleştirmek, onlara vaat edilen güne kadar utanç ve şerefsizlik tacını giydirecektir. Filistin, görülecek bir günde mübarek toprak işgalcisi Yahudiler ile yapılacak savaştan sonra halkına geri iade edilecektir. O gün Müslümanların ordularından Allahu Ekber çığlıkları yükselecektir. Bu, yalanlanamayacak bir vaattir. Sadık’ı Masduk SallAllahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:

لَتُقَاتِلُنَّ الْيَهُودَ فَلَتَقْتُلُنَّهُمْ، حَتَّى يَقُولَ الْحَجَرُ يَا مُسْلِمُ هَذَا يَهُودِيٌّ فَتَعَالَ فَاقْتُلْهُ “Sizler Yahudilerle muhakkak savaşacaksınız! Harp o kadar şiddetli olacaktır ki, hatta taş: “Ey Müslüman! Şu arkamdaki bir Yahudi’dir! Gel de onu öldür!” diyecektir.”[Müslim]

Ey Müslümanlar! Müslüman ülkelerdeki ordular, oğullarınız, kardeşleriniz ve akrabalarınızdır. İçlerinde samimi olanlar var. Onun için basiretlerini hak ile aydınlatın, Filistin’i, orada bozgunculuk çıkaran, bozgunculuk yapan işgalci Yahudi varlığından kurtarmak için Müslüman ülkelerdeki yöneticilerin desteğiyle orduları hakka yöneltin. Müslüman ülkelerdeki yöneticiler, bu varlıkla savaşmak yerine güvenliğini korudular! Aksi takdirde bu varlık, bu güne kadar hayatta kalamazdı. Çünkü Yahudiler, Müslümanlarla girdikleri ciddi bir savaşta yardım görmeyeceklerdir.

لَن يَضُرُّوكُمْ إِلاَّ أَذًى وَإِن يُقَاتِلُوكُمْ يُوَلُّوكُمُ الأَدُبَارَ ثُمَّ لاَ يُنصَرُونَ “Onlar incitmekten başka size bir zarar veremezler. Sizinle savaşa koyulurlarsa, geri dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez.”[Ali İmran 111] Bu onların gerçek durumlarıdır. Fakat onlarla savaşmak yerine yöneticiler, uzlaşı yolunu tuttular. Onları yurtlarından (evlerinden) çıkarmak yerine bu tağutlar onları yurtlarında sabitleştirdiler. Nitekim Aziz ve Hâkim şöyle buyurmuştur:

وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ وَأَخْرِجُوهُم مِّنْ حَيْثُ أَخْرَجُوكُمْ “Onları nerede yakalarsanız öldürün. Sizi çıkardıkları yerden (Mekke’den) siz de onları çıkarın.”[Bakara 191]

قَاتَلَهُمُ اللّهُ أَنَّى يُؤْفَكُونَ “Allah onları kahretsin! Nasıl da döndürülüyorlar!” [Münafikun 4]

Ey Müslümanlar! Bu durum, başta nasıl düzeldiyse yine ancak onunla düzelecektir: Allah’ın indirdiği ile hükmeden devlet ve Allah’ın düşmanlarını sarsan ordular ile düzelecektir. Bu, ancak Nübüvvet Minhacı üzere Raşidi Hilafetin yeniden geri dönüşü ile olacaktır. Ardından, yetmiş yıldan fazla bir süredir tertemiz Filistin’i kirleten Yahudi varlığının kökünü Hilafet kazıyacaktır. Sonra da tüm Filistin, saygın devlet Nübüvvet metodu üzere Hilafette saygın bir ülke olarak yeniden İslam diyarına iade edilecektir... Allah’ın izniyle bu muhakkak olacaktır. Delaleti kati dört şey bunu doğrular.

Birincisi: İslam ümmeti, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmettir.

كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ “Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz”[Ali İmran 110] Durumu böyle olan bir ümmet, adaletsizliğe asla sabredemez, zorbalar ne yaparsa yapsın Kudüs’ünü asla unutmaz. Dahası zorbaları ayakları altında ezecek, onları oynatıp duracaktır...

İkincisi: Allah’ın yeryüzünde egemen kılma vaadi.

وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا مِنكُمْ وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَيَسْتَخْلِفَنَّهُم فِي الْأَرْضِ “Allah, içinizden, iman edip de Salih ameller işleyenlere, yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına dair vaatte bulunmuştur.”[Nur 55] Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Nübüvvet metodu üzere Hilafetin geri dönüş müjdesi.

ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةٌ عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ “Sonra Nübüvvet metodu üzere Hilafet olacaktır.”[Ahmed]

Üçüncüsü: Sadık’ı Masduk SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in Yahudiler ile savaş ve onları öldürme hakkındaki hadisi:

لَتُقَاتِلُنَّ الْيَهُودَ فَلَتَقْتُلُنَّهُمْ، حَتَّى يَقُولَ الْحَجَرُ يَا مُسْلِمُ هَذَا يَهُودِيٌّ فَتَعَالَ فَاقْتُلْهُ “Sizler Yahudilerle muhakkak savaşacaksınız! Harp o kadar şiddetli olacaktır ki, hatta taş: “Ey Müslüman! Şu arkamdaki bir Yahudi’dir! Gel de onu öldür!” diyecektir.”[Müslim]

Dördüncüsü: Allah’ın izniyle, Allah’ın vaadini, Rasul SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in müjdesini gerçekleştirmek için çalışan samimi bir partinin varlığı. O, halkına asla yalan söylemeyen bir liderdir. Basiret ve feraset sahibidir. Ümmeti, üstünlük, zafer ve iki yurtta da kurtuluş ile selamlayan iyiliğe önderlik etmekte ve müminleri müjdelemektedir.

Ümmet, bu zaferin sütunlarına sahiptir. Allah’ın izniyle Hilafetini kuracak, Kudüs’ünü özgürleştirecek, zorbaları, efendilerini ve avenelerini kökünden söküp atacaktır.

وَيَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَ * بِنَصْرِ اللَّهِ يَنصُرُ مَن يَشَاء وَهُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ “O gün Allah’ın zafer vermesiyle müminler sevinecektir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.” [Rum 4-6]

 حزب التحرير

Hizb-ut Tahrir

H. 27 Muharrem 1442/M. Salı, 15 Eylül 2020

 

 

SON HABERLER