loader
'Altın Çağını Yaşayan Yargı, Yargısız İnfazlara Devam Ediyor' Başlıklı Panel Yapıldı

'Altın Çağını Yaşayan Yargı, Yargısız İnfazlara Devam Ediyor' Başlıklı Panel Yapıldı

2017-12-25 13:59:57 | Köklü Değişim Medya | 'Altın Çağını Yaşayan Yargı, Yargısız İnfazlara Devam Ediyor' Başlıklı Panel Yapıldı
Köklü Değişim Medya

Bu ülkenin öz evlatları olan Müslümanlar, Cumhuriyetle birlikte İstiklal Mahkemeleri, Sıkıyönetim Mahkemeleri, Devlet Güvenlik Mahkemeleri, Özel Yetkili Mahkemeler ve Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından uygulanan “Düşman Ceza Hukuku” prensibi ile baskı altına alındı.

Bu durum bugün de devam ediyor…

Tek Parti dönemi, 10-15 yıl arayla yapılan darbeler, uygulanan 28 Şubat kararları ve “haksız hukuksuz cezalar” Müslümanların üzerinde Demokles’in Kılıcı gibi hep durdu.

Tahşiye Davası, Selam-Tevhid Davası, İhya-Der ve Hizb-ut Tahrir davaları kurulan kumpasların en açık örnekleridir.

Yargıtay’ın kapatılan meşhur 9. Ceza Dairesi’nin yerine kurulan Yargıtay 16. Ceza Dairesi “Düşman Ceza Hukuku” prensibini kaldığı yerden uygulamaya devam ediyor. Son dönemde Hizb-ut Tahrir’e yönelik olarak artan zulümlere Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin, Hizb-ut Tahrir’li 62 kişi hakkında verilen 330 yılı aşkın cezayı onaması da yargıdaki bu düşmanca tavrın devam ettiğinin bir göstergesi olarak görülüyor.

Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin, AK Parti’nin desteklediği “Yargıda Birlik Platformu”nun seçtiği üyelerden oluştuğu da göz önüne alındığında bu hukuksuzluk konusunda Hükümetin sorumluluğu bir kat daha artıyor.

Hizb-ut Tahrir üyeleri hakkında alelacele onanan bu cezalarla tekrar gündemde ilk sıraya oturan Müslümanlara yönelik yargı zulmü “Altın Çağını Yaşayan Yargı, Yargısız İnfazlara Devam Ediyor” başlıklı Köklü Değişim Medya panelinde konuşuldu.

Moderatörlüğünü Köklü Değişim Medya Ankara Temsilcisi Kadir KAŞIKCI’nın yaptığı Panel’e, bu konuda çeşitli davalara bakan avukatlardan; Avukat Kaya KARTAL, Avukat Hasan BOZDAŞ, AvukatHüseyin KURŞUN ve Avukat Mustafa KOCAMANBAŞ konuşmacı olarak katıldılar.

 

•Avukat KAYA KARTAL, “Dünden Bugüne Türkiye’deki Yargı Sorunu” başlıklı Türkiye Cumhuriyeti’nin yargısal sürecini konu edindiği konuşmasında Terörle Mücadele Kanunu’ndan bahisle; “Hizb-ut Tahrir, Türkiye siyasi yargı tarihinde; normal silahsız bir örgütken hiçbir şey değişmemişken silahlı bir örgüt haline getiriliyor (öyle yargılanıyor). İşte bunlar, bu kanunla (Terörle Mücadele Kanunu) yapılabiliyor. Çünkü çok soyut bir kanun; her tarafa çekilebiliyor. Hiyanet-i Vataniye kanunu da böyleydi aslında. Normalde savaştan kaçan askerler için çıkarılmış bir kanun olmasına rağmen her türlü muhalif yapı için kullanıldı; Hilafet isteyenler, saltanat isteyenler, kemalizm karşıtı olanlar hep bu yasa çerçevesinde mahkûm edildi.” dedi. Sivas olayları ve Jak Kamhi suikast girişimi davalarındaki şaibeli yargılama süreçlerine de değinen KARTAL, “İstiklal Mahkemeleri’nin bugün hâlâ bir şekilde varlığını devam ettirdiğini” söyledi. Bugün hukukun muhalifleri sindirmek için bir araç olarak kullanıldığını ifade eden Avukat Kaya KARTAL, “Gelen her iktidarın zulümleri sona erdirme söylemiyle iktidar oldu fakat hukukun kendisinde var olan güç, iktidarlarca muhalifleri bertaraf etmenin bir aracı olarak kullanıldı ve dolayısıyla zulümlerin sonu gelmiyor” diyerek sözlerini tamamladı.

 

•Avukat HASAN BOZDAŞ, “Müslümanların Mağduriyetleri Neden Giderilemiyor?” başlıklı konuşmasında; “Hukuk sistemleri adalet üzerine kurulur. Adalet üzerine kurulmayan hukuk sistemleri anarşiye, kötülüğe hizmet edeceğini herhâlde hepimiz kabul ederiz. Ama ideolojiye göre, kişiye göre yer değiştiren bir hukuk sistemini zaman zaman görüyoruz. Bunun izahını ne şekilde yapılacağını, hukuk dediğimiz kavramın hukuk dışı olduğunu gördüğümüzde buna karşı nasıl bir yol geliştireceğimizi açıkçası bilmiyoruz.

Müslümanı irtica ile eş anlamlı tutan, yargı brifingleriyle, manifestolarla, ön yargılarla, medya karalamalarıyla, sadece kanılarla yüzlerce, binlerce hayatı karartan bir yargı sisteminin çözülmesi en acil konu olmasına rağmen bu konuda herhangi bir aciliyet, her hangi bir çözüm iradesi görmüyoruz. İşte Sivas davası, Hizb-ut Tahrir dosyaları, Hizbullah dosyaları, İslami hareket dosyaları, bu davalardaki hukuk garabetleri kamuoyunun malumuyken, siyasetin kendi üzerine bir görev biçmemesi ya da yargının kendi asli görevi konusunda kendine rol biçmemesi açıkçası bizi endişelendiriyor.” dedi. Son Hizb-ut Tahrir cezalarının onanmasının sorunların devam edeceğinin göstergesi olduğunun altını çizen BOZDAŞ, “devletin hafızası”nın temizlenmesi gerektiğini, bunun için de “FETÖ” ve sair zihniyetlerce oluşturulmuş kararların, kanaatlerin “resetlenmesi” suretiyle hukukta bir takım şeylerin düzelebileceğini ve mağduriyetlerin giderilebileceğini ifade etti.

 

•Avukat Hüseyin KURŞUN, “‘Terör’ Suçu Kapsamında Hukuksuz Yargılamalar” başlıklı konuşmasında; Terörle Mücadele Yasası’nın iktidarların kullanımına açık olduğunu dile getiren KURŞUN, Ergenekon dosyalarından çok daha önce başvurulmuş olmasına rağmen Anayasa Mahkemesi’nde İslâmi davaların kararlarının Ergenekon davalarının kararlarından önce çıkmamasına isyan etti. Anayasa Mahkemesi gibi bir mahkemenin de manipüle edilebildiğinin altını çizen Avukat Hüseyin KURŞUN, kamuoyunun bilinçlendirilmesi ve gerekli yerlere kamuoyu baskısının yapılabilmesi için bu tür toplantıların (panel) arttırılması gerektiğini ifade etti.

 

•Avukat Mustafa KOCAMANBAŞ, “Yargının Altın Çağını Kim Yaşıyor?” başlıklı konuşmasında; “Bu ‘yargının altın çağı’ sözünü ilk defa Doğu Perinçek isimli şahıs dile getirdi. Dedi ki: ‘Perinçekleri ve Başbuğları tutuklayan yargıçlar ve savcılar bugün Silivri’de yatıyor. Dün FETÖ yargıçları yargılıyordu, bugün Cumhuriyet Yargıçları yargılıyor. Yargının ‘altın çağı’ değil de nedir?’ Evet, Perinçekleri ve Başbuğları tutuklayan yargıçlar ve savcılar bugün Silivri’de yatıyor. E peki, bu samimi Müslümanları yargılayanlar nerden geldi: Amerika’dan mı geldi, Finlandiya’dan mı geldi? Aynı yargıçlar bu insanları da yargılıyor. İşte yargının siyasetin köpeği olduğunun bir başka gerçeği… Onlar için yeniden yargılama var, beraat var, dosyaların düşmesi var ancak sizin için yok.” diyerek “Yargının Altın Çağı”nı yaşayanların kimler olduğunu ortaya koydu.

Ankaralıların yoğun katılım gösterdiği Panel, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.

Köklü Değişim Medya Facebook sayfası üzerinden canlı yayınlanan panelin tamamını buradan izleyebilirsiniz:

Panel’den kareler: