loader

Yeni Dünya Düzeni – “Sonra Nübüvvet Metodu Üzere Râşidî Hilâfet Olacaktır!”

Vuhan’da ortaya çıkan bir virüsün Çin’in diğer bölgelerine yayılmadan tüm dünyaya yayılmış olması akılları dumura uğratan bir durum.

Tüzüğünde, kuruluş amacı, “Tüm insanların mümkün olan en yüksek sağlık düzeyine ulaşmaları” olarak belirtilen Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hastalıkların önlenmesi ve alınacak önlemler konusunda hükümetlere tavsiye vermekle yetinmesi gerekirken, politikalarını ülkelere dayatma yoluna gitti ve korona virüs salgını döneminde izlediği politikalardan dolayı yoğun eleştiri aldı.

DSÖ’nün bütçesini oluşturan en iyi 20 bağışçı listesinin ilk sırasında ABD, ikinci sırasında ise Gates Vakfı var.

ABD Başkanı Trump, DSÖ’yü suçlamış ve ABD tarafından kendilerine verilen desteği keseceklerini söylemişti. Bu durumda tek başına Gates Vakfı’nın en büyük destekçi konumunda yer almasının ne anlama geleceğini Georgetown Üniversitesi O’Neill Enstitüsü Dekanı Prof. Lawrence Gostin şöyle açıklıyor: “Tek bir zengin hayırseverin küresel sağlık gündemini belirlemesi anlamına gelir. En büyük endişe ise Gates Vakfı’nın tam olarak şeffaf olmaması.”

Bill Gates ve Nüfus

Teknoloji milyarderi ile nüfus endişesi arasındaki bağlantı nedir? Şaşırtıcı derecede çok sayıda insan, Gates’in insan türünü; doğurganlık engelleyici, zihin kontrol edici veya başka bir şekilde zehirli maddeler ve COVID-19 aşısı kılığına girmiş ‘mikroçipler’ ile zorla enjeksiyon yoluyla yok etme misyonunda olduğuna inanıyor. COVID-19 salgınının Gates ve Birleşmiş Milletler de dâhil olmak üzere diğer “küresel elitler” tarafından kasıtlı olarak tasarlandığına inanıyor. Bu fikir genellikle, Dünya Ekonomik Forumu tarafından ortaya atılan bir pandemi kurtarma girişiminin adı olan “Büyük Sıfırlama” olarak adlandırılıyor.

Dünyayı Covid-19 salgın hastalığından kurtarma konusunda ortaya konulan reçete, aşılar oldu. Aşı konusu son dönemin en güncel tartışma konusu hâline geldi. Genel olarak iki tür aşı üzerinde duruldu: inaktif aşılar ve m-RNA aşıları. CoronaVac, Pfizer–BioNTech, Moderna, AstraZeneca, Johnson&Johnson, Sputnik V vs.

Türkiye’de Sinovac ve BioNTech aşıları yaygın olarak kullanıldı.

Pfizer-BioNTech COVID-19 aşısı BioNTech ve Pfizer şirketlerinin işbirliğinde geliştirilen COVID-19 aşısı.

CoronaVac, Çinli Sinovac şirketi tarafından geliştirilen inaktif bir COVID-19 aşısıdır.

Bu aşılar aslında aşı değil, aşı adayıdırlar.

Covid-19 sürecinde DSÖ’nden gelen talimatların devletler tarafından sorgulanmadan uygulanması ve bir o kadar da uygulamalarda tutarsızlıkların olması amma velakin her halükârda topluma zorlama yolu ile sınırlamalar getirilmesi toplumda tepkilere neden oldu. Üzerine PCR testlerinin güvensizliği, aşılar hakkındaki şaibeler de eklenince zihinlerde çekincelerin bulunması kaçınılmaz hâle geldi.

Aşılar hakkında bu kadar çekince ve çelişkiler ortada iken, tam olarak faydası ve yan etkileri ortaya konulmamış bu aşıları zorla dayatmanın bu endişeleri hızla arttırdığı ve bu güvensizliğin haklı bir güvensizlik olduğu söylenebilir. Dünyadaki insan nüfusunun fazla olduğu söylemleri ile bu endişeler birleşince insanlar aşı adayı sıvılara mesafeli durmayı tercih etti.

Şimdi şöyle düşünün: sizin dünya üzerinde, dünyanın gidişatında ve insanların yaşamlarında kırılma noktaları oluşturacak planlarınız var. Bu planlarınıza göre yatırımlar yapmışsınız. Gidişatı olabildiğince öngörmüşsünüz fakat istediğiniz hedeflere istediğiniz zaman dilimlerinde ulaşamıyorsunuz. Eğer elinizde güç varsa bunu değiştirmek için dünyanın gidişatına müdahale eder misiniz? Hedeflerinizi yakınlaştırmak için süreci hızlandırmak aklınıza gelir mi? İnsanları istediğiniz yöne doğru kanalize eder misiniz? İşte Bill Gates ve “küresel elitler” için bu durum tasviri yapılıyor. Mesela, onlar dünyadaki karbondioksit oranının hızla arttığını ve buna bağlı olarak dünyanın daha sıcak bir yer hâline geleceğini iddia ediyorlar, planlarını ve yatırımlarını buna göre yapıyorlar. Karbondioksit oranları belli bir orana çıkmalı ki, örneğin dünyayı içten yanmalı motorların döneminin artık sona erdiğine ikna edip elektrikli araçlara yönlendirebilmek kolay olsun. Büyükbaş hayvanların karbondioksit (CO2) salınım miktarının çok olduğu iddiasıyla bu hayvanları azaltıp insanları yapay ete yönlendirmek kolay olsun. Bu oranlara ulaşmayınca, bir de bakıyorsunuz tüm dünyanın farklı yerlerinde eş zamanlı yangınlar oluyor. Kâfirler, benzer oyunları petrol yataklarına ulaşmak için daha önce de oynamıştı. 11 Eylül saldırıları nasıl Afganistan’ı işgal etmek için düzenlenmiş bir tiyatro idi ise şu anda attıkları adımlar da planladıkları ortama kavuşmayı hızlandırmak için tiyatro olabilir.

Karbondioksit denkleminde Bill Gates eşitliği şöyle kuruyor:

CO2 = PxSxExC

Karbondioksit emisyonunu azaltmak için denklemin sağ tarafındaki değerleri azaltmak gerekir. Hatta mümkünse bir tanesini sıfırlamak gerekir.

P harfi burada insan nüfusunu gösteriyor. Ne demişti bu konuda Bill Gates? “Yeni aşılar, sağlık hizmetleri, üreme sağlığı hizmetleri konusunda gerçekten harika bir iş yaparsak” nüfus belli bir oranda azaltılabilir.

S harfi, insanların kullandığı hizmetleri ifade ediyor.

E harfi, bu hizmetler sonucunda ortaya çıkan enerjiyi.

C harfi de bu enerjilerden atmosfere salınan karbondioksit miktarını ifade ediyor.

Fark etmişsinizdir, eğer insan nüfusu azalırsa doğru orantılı bir şekilde, kullanılacak hizmetler de gereksinim duyulacak enerji de harcanan enerjinin karbon salınımı da azalmış oluyor.

“Sıfır emisyon” iddiası koskoca bir aldatmacadan başka bir şey değil. Elektrikli araçtaki en önemli parça, kobalt, grafit, lityum ve manganez gibi kritik mineral emtialara dayanan lityum iyon şarj edilebilir bataryadır. Elektrikli araçların üretilmesinde, bataryalarında kullanılacak madenlerin maden ocaklarından çıkarılmasında, araçlarda kullanılacak elektriğin üretilmesinde ortaya çıkacak karbon emisyonunu kimse konuşmuyor. Çok kısa bir bilgi vereyim konuyu siz anlayın: dizel ya da benzinli bir araç üretilmesinde ortaya çıkan CO2 miktarı 7.7 ton iken elektrikli araç üretilmesinde ortaya çıkan CO2 miktarı 13.6 ton. Yani yaklaşık 2 kat.

Biz buradan kapitalistlerin, madenler peşinde olduğunu anlayabiliriz. Her ne kadar dünyayı “daha temiz bir yer” hâline getirmeye çalıştıklarını iddia etseler de işin hakikati iddialarında hiçbir zaman samimi olmadıklarını gösteriyor. “Aman şunu koruyalım”, “aman şuna sahip çıkalım” dedikleri her şey kesinlikle bozmak istedikleri şey oluyor. Örnek; kadın, çocuk, doğa, çevre, aile, toplum dayanışması vs.

Dünyayı ifsat eden bu zihniyet dünyanın kıtlığa, savaşa, kıyamete doğru evrildiğini düşünüyor ve diyorlar ki: “Mademki kıyamet kopacak biz bunu istediğimiz şekilde yapalım.” “İnsanlar nasıl olsa birbirlerini öldürecek onları biz öldürelim, bari savaşırken dünyanın kaynaklarını harcamasınlar kaynaklar bize kalsın.” Bu zihniyet tam bir Yahudi zihniyetidir.

Bu zihniyetin karşısında şu anda dünya üzerindeki hiçbir devletin durmadığını görüyoruz. Ama biz dünyanın sonunun böyle gelmeyeceğini biliyoruz; İslâm hâkim olacak, Müslümanlar kazanacak. Dolayısıyla, bu bozuk zihniyetin karşısında durabilecek yegâne gücün, Hilâfet olduğu gerçeği ile karşılaşıyoruz. Ancak, Allah’a tevekkül etmiş ve Allah’ın kanunlarını yeryüzünde tatbik edecek bir devlet, bu şeytani oyunları bertaraf edebilir. Yoksa görüyorsunuz, tüm devletler ve devletlerin yöneticileri DSÖ’den gelen talimatları harfiyen yerine getiriyor. Halkını, henüz “aşı” olduğu kanıtlanmamış sıvıların denenmesi için denek olarak kullandırıyor. Toplumu “aşı yandaşları” ve “karşıtları” olarak bölüyor.

Ancak İslâm, insanların çıkmış ve çıkabilecek problemlerini doğru bir şekilde çözer. Dünya, salgın hastalıklarla ilk kez karşılaşmıyor. Müslümanlar da salgın hastalıklarla ilk kez karşılaşmıyor. Aşı konusunda da İslâmi görüş bellidir. Şifa Allah’tandır, hasta olan karantinaya girer, var olan bir tedaviyi ya da hastalık öncesi aşıyı tercih etmek kişinin takdirine bırakılır, zorlanmaz.

Şeytan ve avenesi gece gündüz dünyayı ifsat etmeye çalışırken, hakkın tarafgirleri de gecelerini gündüzlerine katıp Râşidî Hilâfet Devleti’ni inşa etmek için çalışmalıdırlar. Allah gayretlerimizi arttırsın ve sahih hedefimize ulaştırsın.

Yazarın Tüm Makaleleri İçin Tıklayınız