15 Aralik 2017 - 26 Rebiü'l-Evvel 1439
Samimiyet Virajı
2017-11-15 12:34:00 | Abdullah İmamoğlu | Samimiyet Virajı

Son dönemlerde belki de en çok karşılaştığımız, duyageldiğimiz söylemlerdendir: “uydurulmuş din - indirilmiş din.” Popülaritesi arttıkça artan bu söylem fazlasıyla gündemi meşgul etmektedir. Peki, ne demektir uydurulmuş/indirilmiş din? İndirilmiş dine davet edenler aslında neyi kast etmektedirler? Bunu resmedebilmek adına bu söylemin yılmaz(!) savunucularından birinin bir programda söylediklerini paylaşmak istiyorum. Ki böylelikle bu zihniyetin savunucuları ne demek istiyorlar ve neye davet ediyorlar, açıklık kazansın.

“Din Allah’ın dini mi yoksa ortaklardan oluşan ayrı bir konsilin dini mi? Din Allah’ın dini, hükmünde kimseyi ortak kılmaz. Şöyle bir ayrım yaparsak sanırım yanlış olmaz; bir indirilen din yani ilahi kelam olan Kur’an-ı Kerim. Bir de uydurulan din ki bu Kur’an’ın dışında dine yapılan ilaveler veya eksiltmelerle şekillenmiş bir din. Din Allah’ın dini ise Kur’an’ın dışında bize rivayet yoluyla gelenler aslında bir nevi uydurulan din olmaktadır.”[1]

Bu tür söylemlerin sahiplerine göre Sünnet’in kaynak olarak devre dışı bırakılmasıyla yapılan “Kur’an Müslümanlığı” mevzubahis olan indirilen dinin ta kendisi olmaktadır. Onlara göre Sünnet’e müracaat edilerek yaşanmaya çalışılan din, uydurulmuş din olmaktadır. Kur’an Müslümanlığı gibi masum ve süslü sözlerle Sünnet’i devre dışı bırakarak bir din algısı oluşturmaya çalışan bu zevat, “uydurulmuş dinden indirilmiş dine” söylemiyle gönülleri ve dimağları etkilemeye çalıştılar. Israrla her fırsatta Müslümanları gelenekçi dinden yani uydurulmuş dinden(!) indirilmiş dine davet etmektedirler.

Bugün asıl konumuz indirilmiş dini ve uydurulmuş dini ve detaylarını tartışmaya açmak değildir. Onların hiçbir kıymet-i harbiyesi olmayan söz ve iddialarını gündem yapıp bu fikrin reklamını yapmak da değildir. Fakat bu konunun yazılmasındaki asıl maksat, indirilmiş din çığırtkanlığı yapan zevatın dinde ne kadar samimi olduklarını anlamaya ve anlamlandırmaya çalışmaktır. Bu makale aslında, bir nevi samimiyet testidir birileri için…

Öyleyse sözüm “Kur’an Müslümanlığı” adı altında indirilmiş dinin yılmaz(!) savunucularına…

Uydurulmuş beşerî sistemler ve ürettiği münkerler, uydurulmuş dinin bir parçası olarak gördüğünüz tespih çekmek ya da teravih namazı kılmak kadar gündem olmadı nazarınızda…

Uydurulmuş beşerî ideolojilerin bekçileri sömürgeci kâfirlerin ve yerli işbirlikçilerinin sebep oldukları milyonlarca Müslümanın katli, uydurulmuş dinin bir parçası olarak gördüğünüz “acve hurması” kadar meşgul etmedi, edemedi gündeminizi…

Uydurulmuş dinin bir parçası olarak gördüğünüz “deve idrarı” meselesini tartıştığınız kadar, uydurulmuş beşerî bir anayasanın batıllığını, küfür ve hatta zulüm olduğunu, dahası asrımızın en büyük hurafesi olduğunu söylemediniz, söyleyemediniz.

Uydurulmuş dinin parçası olarak gördüğünüz hacamatı hutbe konusu yapacak kadar önemserken, çektiğimiz sıkıntıların her şeyden öte gayri İslâmi hayatın müsebbibi laikliğin şeytani rejim olduğundan bahsetmediniz, bahsedemediniz.

Haydi, meydan sizin! Din konusunda samimiyseniz buyurun, sizi dinliyoruz. Uydurulmuş dinden indirilmiş dine davet ettiğiniz gibi, bu insanları uydurulmuş küfür anayasasından, Allah Azze ve Celle’nin hükümleri üzerine kaim bir anayasaya yani vahyin dizayn ettiği bir anayasaya davet edebilecek misiniz?

Uydurulmuş dinden indirilmiş dine davet ettiğiniz gibi demokrasinin kokuşmuşluğundan, şerrinden bahsedip bu halkı ondan uzaklaşmaya ve onun yerine, indirilmiş dini kâmil manada tatbik edecek bir İslâmi Devlet’e/gerekliliğine davet edebilecek misiniz?

Uydurulmuş dinden indirilmiş dine davet etmek adına gösterdiğiniz cesareti, sonradan icat edilen Cumhuriyet düzeninden, Allah’ın indirdiği dini esas alan Hilafet Devleti’ne davet etmeye de gösterebilecek misiniz?

Deve idrarının necasetini konuştuğunuz kadar, sömürgeci kâfirlerin necasetini ve yaptıkları zulümleri konuştuğunuza rastlamadık. Yoksa yanılıyor muyum?

Madem ısrarla ve her platformda Kur’an Müslümanlığı’ndan ve indirilen dinden bahsediyorsunuz. Kur’an’ın hangi yerinde, neresinde Allah’ın hükümlerinin dışındaki hükümlere rıza vardır, söyleyebilir misiniz? İndirilen vahye davet ediyorsunuz, o halde Allah’ın hangi vahyinde/ayetinde Allah’a şirk koşan bir sisteme sessiz kalmak vardır? Acaba indirilen din, küfür sistemlerine karşı Nebevî bir duruş sergileyerek “la” ve ardından da “illallah”ı haykırmayı gerektirirken, dillerini eğip bükerek dini kendi heva/hevesleri doğrultusunda uyduranlar, zat-ı alileriniz değil mi?

Madem Allah’ın indirdiği dine talipsiniz, Allah’ın indirmediği hükümlerle yaşamak sizi neden hiç rahatsız etmiyor? Bu, baştan sona çelişki değil mi? Hem indirilen dinin çığırtkanlığını yapacaksınız hem de sonradan uydurma küfür düzenine/hükümlerine/anayasasına sessiz kalacaksınız. Cübbeye, acve hurmasına, teravih namazına laf ettiğiniz kadar, bu hususlara dair en küçük bir şey dahi söylemeyeceksiniz! Bu, en hafif tabirle samimiyetsizliktir…

İndirilen dinin neresinde yazar, zulme rıza göstermek? Neresinde vardır, Allah’ın mülkünde Allah’a söz hakkı vermeyen demokrasinin yöneticiliğini yapanlara karşı sükût etmek? Belli ki siz dini çoktan, kendi arzularınız doğrultusunda uydurmuşsunuz bile… Evet, bu samimiyetsizliktir. Ve siz bu samimiyet virajını alamadınız! Heyhat! Hâlbuki din, Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’in buyurduğu üzere baştan sona samimiyet değil midir?

الدِّينُ النَّصِيحَةُ

Din samimiyettir…

Son Kelam

Mevcut demokratik laik düzen ve bundan mütevellit anayasa, vahiy esaslı değildir. İslâmi olmayan her yönetim şekli merduttur ve vahyin esas alınmadığı her anayasa uydurulmuş bir anayasadır. İndirilen dinde yeri yoktur.

Osmanlı Hilâfet Devleti’nin yıkılmasının ardından yerine kurulan TC. Devleti ile birlikte şer’î kanunlar yerini, sonradan üretilen şer’î olmayan beşer kaynaklı yasa ve hükümlere bırakmıştır. Ve bunun adı zulümdür. Bunun başka bir söylemi olamaz! İşte bu söylediklerim, indirilen dine dairdir. Ve bunları söylemek; indirilmiş dine ve yaşanabilir dinin yegâne garantörü olan Rasulullah SallAllahu Aleyhi ve Sellem’e iman etmenin bir gereğidir.

Samimiyetine güvenen varsa, buyursun…



[1] https://www.youtube.com/watch?v=XaciurMicoY

Yorumlar

Abdullah İmamoğlu
YAZARIN DİĞER YAZILARI